Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş), Mesleki Eğitim Merkezlerinde (MESEM) yaşanan iş kazaları ile çocuk ölümlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığının TBMM’ye verdiği iki farklı yanıtı gündeme taşıdı.
Sendika, Bakanlığın birkaç ay arayla açıkladığı veriler arasında ciddi bir tutarsızlık bulunduğunu belirterek MESEM’lerin çocuk işçiliğini yaygınlaştıran, öğrencileri güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakan bir sisteme dönüştüğünü savundu.
MEB’den üç ay arayla iki farklı bilanço
Eğitim-İş’in açıklamasına göre Milli Eğitim Bakanlığı, 23 Haziran 2026 tarihinde TBMM’ye verdiği resmî yanıtta MESEM’lerin faaliyete başladığı 2016’dan bu yana 3 bin 80 iş kazası yaşandığını ve 13 çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi.
Bakanlık, 3 Eylül 2026’da başka bir yazılı soru önergesine verdiği yanıtta ise yalnızca 2025 ve 2026 yıllarında 9 bin 950 iş kazasının meydana geldiğini ve 37 çocuğun yaşamını yitirdiğini açıkladı.
Eğitim-İş, aynı Bakanlık tarafından açıklanan iki veri arasındaki farkın derhâl kamuoyuna açıklanmasını istedi.
“Aradaki fark çocukların yaşamıdır”
Üç aydan kısa bir sürede açıklanan rakamların büyük ölçüde değiştiğine dikkat çeken sendika, bu durumun Bakanlığın gerçekleri tam olarak açıklamadığı ya da okullarda ve MESEM’lerde yaşananları takip edecek etkili denetim mekanizmalarına sahip olmadığı kuşkusunu doğurduğunu belirtti.
Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
“MEB, üç ay arayla verdiği iki resmî yanıtta önce 13, ardından 37 çocuğumuzun yaşamını yitirdiğini bildirdi. Aradaki fark bir istatistik tartışması değil, çocuklarımızın yaşamıdır. MEB gerçekleri derhâl açıklamalı ve hesap vermelidir.”
Sendika, iki açıklama arasındaki fark üzerinden son üç ayda 6 binden fazla iş kazası yaşandığı ve 24 çocuğun daha yaşamını yitirdiği sonucunun ortaya çıktığını kaydetti.
“Açıklanan rakamlar buzdağının görünen yüzü”
Eğitim-İş, MEB’in açıkladığı 9 bin 950 iş kazası ve 37 ölümün gerçek tablonun tamamını yansıtmadığını savundu.
Yaralandığı hâlde hastaneye götürülmeyen, yaşadığı iş kazası kayıtlara geçirilmeden çalıştırılmaya devam edilen çocukların açıklanan bilançoda yer almadığı ifade edildi.
İş yerlerinde baskı, şiddet, aşağılanma ve ölüm korkusuyla karşılaşan çocukların yaşadığı psikolojik sorunların da resmî verilere yansımadığı belirtildi.
“Bir gün okul, dört gün iş yeri modeli uygulanmıyor”
MESEM sisteminin kâğıt üzerinde “bir gün okul, dört gün iş yeri” şeklinde sunulduğunu hatırlatan Eğitim-İş, çocukların bazı işletmelerde fiilen haftanın altı günü çalıştırıldığını öne sürdü.
Açıklamada, MESEM kapsamındaki öğrencilerin örgün eğitimden uzaklaştırıldığı; eğitim hakkının yerini uzun çalışma saatleri, güvencesizlik ve ucuz iş gücü düzeninin aldığı savunuldu.
Sendika, “MESEM’ler Üzerine: Mitler ve Gerçekler” başlıklı raporunda da bu sorunlara ayrıntılı biçimde yer verildiğini bildirdi.
“MESEM mesleki eğitim değil, çocuk işçiliğidir”
Eğitim-İş, MESEM uygulamasının bir mesleki eğitim modeli olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“MESEM; mesleki eğitim modeli değil çocuk işçiliğidir, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıdır. Yaşanan ölümler ve yaralanmalar, sistemin çocukların yaşamını ve eğitim hakkını korumadığını göstermektedir.”
Ekonomik açıdan dezavantajlı ailelerin çocuklarının okul sıralarından koparılarak güvencesiz iş yerlerine yönlendirildiği belirtilen açıklamada, eğitimdeki eşitsizliğin MESEM sistemiyle daha da derinleştirildiği ifade edildi.
Eğitim-İş’ten Bakanlığa dört soru
Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığına şu soruları yöneltti:
- Çocukları örgün eğitim içinde tutmak için mi okul sıralarından koparıp ağır sanayiye ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak sunuyorsunuz?
- İstismarı engellemek için mi çocukları fiziksel ve psikolojik şiddet gördükleri, can güvenliği bulunmayan denetimsiz iş yerlerine gönderiyorsunuz?
- Çocuk işçiliğiyle mücadele etmek için mi kamu kaynaklarını işletmelere aktararak çocuk işçiliğini meşrulaştırıyorsunuz?
- Okul terkini ve erken yaşta evlilikleri önlemek için mi 14-18 yaş arasındaki çocukları sistem içinde tutma gerekçesiyle örgün eğitimden fiilen koparıyorsunuz?
23 bin 252 işletmenin sözleşmesi feshedildi
Açıklamada, denetlenen işletmelerden 23 bin 252’sinin uygun bulunmayarak sözleşmelerinin feshedildiğine de dikkat çekildi.
Eğitim-İş, bu sayının bir denetim başarısı olarak sunulamayacağını belirterek on binlerce çocuğun başlangıçta güvenli olmadığı belirlenen işletmelere gönderildiğini savundu.
Sözleşmeler feshedilmeden önce bu işletmelerde kaç çocuğun çalıştırıldığı, hangi risklerle karşı karşıya kaldıkları ve herhangi bir iş kazası yaşanıp yaşanmadığının açıklanması istendi.
“Mesleki eğitim güvenli ve kamusal okullarda verilmeli”
Eğitim-İş, çocuk işçiliğini meşrulaştırdığını belirttiği MESEM uygulamasına son verilmesi çağrısında bulundu.
Mesleki eğitimin çocukların yaşamını, sağlığını, gelişimini ve eğitim hakkını temel alan güvenli, bilimsel ve kamusal okul ortamında verilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, MEB’in son iki yılda MESEM kapsamında yaşamını yitiren 37 çocuğa ilişkin ayrıntılı bilgi vermesi istendi.
Sendika, Bakanlığa şu çağrıyla seslendi:
“Anayasal olarak koruması altında olması gereken çocukları istatistik oyunlarıyla sermayeye feda etmekten vazgeçin. Veriler arasındaki çelişkiyi açıklayın ve yalnızca son iki yılda MESEM kapsamında hayattan koparılan 37 çocuğumuzun hesabını verin.”




