Eğitim Sen Mersin Şubesi, Mersin Büyükşehir, Yenişehir ve Mezitli belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 59 kişinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklamasında, halkın seçme ve seçilme hakkına saygı gösterilmesini istedi. Şube, soruşturmaların masumiyet karinesi ve adil yargılanma güvenceleri gözetilerek yürütülmesi çağrısında bulundu.
Eğitim Sen Mersin Şubesi, 1 Ekim sabahı seçilmiş belediye başkanlarına yönelik gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin “İrademe sahip çıkıyorum!” başlıklı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişinin gözaltına alındığı belirtilerek, sürecin yerel demokrasi ve halkın seçme-seçilme hakkı açısından ciddi kaygılar yarattığı ifade edildi.
“Kesinleşmiş yargı kararı olmadan kimse suçlu ilan edilemez”
Şube, yürütülen soruşturmaların hukukun evrensel ilkelerine, masumiyet karinesine, lekelenmeme hakkına ve adil yargılanma güvencelerine uygun biçimde sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
“Hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan hiç kimse suçlu ilan edilemez” denilen açıklamada, soruşturma süreçlerinde temel hakların korunmasının zorunlu olduğu belirtildi.
Akdeniz Belediyesi’ndeki kayyım uygulaması hatırlatıldı
Eğitim Sen Mersin Şubesi, Akdeniz Belediyesi’nin seçilmiş yönetiminin görevden uzaklaştırılmasını ve belediye yönetimine kayyım görevlendirilmesini hatırlatarak, Mersin halkının daha önce de seçmen iradesine yönelik ağır bir müdahaleyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Mersin Büyükşehir, Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik operasyonların da yerel demokrasi açısından kaygı yarattığını belirten şube, “Halkın sandıkta ortaya koyduğu irade esastır” mesajını verdi.
“Yargı süreçleri siyasi mücadelenin aracı hâline getirilemez”
Açıklamada, demokratik hukuk devletinde yargı süreçlerinin siyasi mücadelenin aracı hâline getirilemeyeceği vurgulandı. Suçun şahsiliği ilkesinin korunması gerektiğine dikkat çekilerek, soruşturmaların seçilmiş kurumların iradesini fiilen hükümsüzleştiren bir araca dönüştürülmemesi istendi.
Belediye başkanlarının da bütün yurttaşlar gibi hukuk önünde hesap verebilir olduğu belirtilen açıklamada, şu değerlendirmeye yer verildi:
“Her türlü yolsuzluk ve kamu zararı iddiası bağımsız ve tarafsız yargı tarafından şeffaf biçimde soruşturulmalıdır. Ancak soruşturma başka, halkın iradesini yok saymak başkadır. Hukuk, siyasi görüşe veya seçmenin tercihine göre farklı uygulanamaz.”
“Demokrasi, seçimden sonra da halkın iradesine saygı gerektirir”
Eğitim ve bilim emekçileri olarak demokrasinin yalnızca oy verme günüyle sınırlı görülemeyeceğini belirten şube, sandıkta ortaya çıkan iradeye seçimden sonra da saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Seçme ve seçilme hakkının temel bir demokratik hak olduğu vurgulanarak, halkın oylarıyla oluşan yerel yönetimlerin geleceğini belirlemesi gereken esas iradenin yine halka ait olduğu kaydedildi.
Kayyım uygulamalarına karşı demokratik yerel yönetim vurgusu
Kayyım uygulamalarını demokratik yerel yönetim anlayışıyla bağdaşmaz bulduğunu açıklayan Eğitim Sen Mersin Şubesi, masumiyet karinesinin yok sayılmasına karşı olduğunu bildirdi.
Şube; yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının güvence altında olduğu, hukukun herkese eşit uygulandığı demokratik bir düzen talep etti. Seçilmişlerin yerine atanmışların geçirilmesi yerine, halkın kendi yöneticilerini özgür iradesiyle seçmesinin savunulduğu belirtildi.
Mersin halkının iradesine saygı gösterilmesini isteyen şube, bütün soruşturmaların hukuk devleti ilkeleri, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı gözetilerek yürütülmesi çağrısını yineledi.
Açıklama, “Sandık halkındır. İrade halkındır. Belediyeler halkındır. İrademe dokunma! İrademe sahip çıkıyorum!” sözleriyle sona erdi.





