ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein’a ilişkin 3,5 milyon sayfalık dosyayı yayımlamasına rağmen yeni bir dava açılmayacağını açıklaması, yıllardır konuşan ancak adaletle buluşturulmayan mağdurların bir kez daha yok sayıldığını ortaya koydu. Üstelik dosyalarda bazı mağdurların kimlik bilgilerinin ifşa edilmesi, sürece yönelik tepkileri daha da büyüttü.

ABD’de cinsel istismar ve insan kaçakçılığı suçlamalarıyla anılan milyarder Jeffrey Epstein’a ilişkin 3,5 milyon sayfalık dosyanın kamuoyuna açıklanması, adalet beklentisi içindeki mağdurlar için yeni bir hayal kırıklığı yarattı. ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, dosyaların yayımlanmasının yeni cezai suçlamalara yol açmayacağını belirterek, mağdurların “zararlarının giderilmesini” istediklerini ancak “ortada olmayan bir davanın yaratılamayacağını” söyledi.

Bu açıklama, hem dosyaların tamamının henüz yayımlanmamış olması hem de Epstein mağdurlarının onlarca yıldır verdikleri ifadeler göz önüne alındığında kamuoyunda şaşkınlık ve öfkeyle karşılandı.

Mağdurlar Sürecin Dışında Bırakıldı

Eylül 2025’te altı Epstein mağduru, dosyaların incelenmesi sürecinde ABD Adalet Bakanlığı tarafından kendileriyle hiçbir temas kurulmadığını açıkladı. Mağdurlar yalnızca sürecin dışında bırakılmakla kalmadı; kamuoyuna açıklanan belgelerde bazı mağdurların kimlik ve kişisel bilgilerinin yer aldığı da ortaya çıktı.

ABD’li Büyükelçi Tom Barrack: Suriye Hükümeti ile SDG Arasında Anlaşma
ABD’li Büyükelçi Tom Barrack: Suriye Hükümeti ile SDG Arasında Anlaşma
İçeriği Görüntüle

Mağdurlardan Danielle Bensky, adının ve özel bilgilerinin dosyalarda açıkça yer aldığını belirterek duruma tepki gösterdi. Bu durum, mağdurların güvenliğini tehlikeye atan “ağır bir ihmal ve kurumsal yetersizlik” olarak nitelendirildi.

30 Yıllık Bir Görmezden Gelme Tarihi

Dosyalarda adı geçen herkesin istismara doğrudan dahil olduğu anlamına gelmese de yaşananlar, yetkililerin Epstein mağdurlarına son 30 yıldır yaklaşımının bir devamı olarak görülüyor.

Epstein’ın mağdurları, kamuoyunun dikkatini çeken siyasi ve mali skandallardan çok önce seslerini duyurmaya çalıştı. 1996 yılında Maria Farmer, Epstein ve Ghislaine Maxwell’in kendisine yönelik cinsel saldırısını New York Polisi ve FBI’a bildirdi. Farmer daha sonra, o dönem 16 yaşında olan kız kardeşi Annie’nin de Epstein tarafından istismar edildiğini öğrendi. Ancak bu başvurular etkin biçimde soruşturulmadı ve istismar yıllarca sürdü.

“ABD Tarihinin En Tehlikeli Cinsel Suçlularından Biri”

Epstein mağdurlarını temsil eden avukat Brad Edwards, 2008 yılında bir federal yargıca Epstein’ın “ABD tarihinin en tehlikeli cinsel yırtıcılarından biri” olabileceğini söyledi. Buna rağmen Epstein, aynı yıl çocuklara yönelik cinsel istismar ve insan kaçakçılığı yerine yalnızca “fuhuşa aracılık” suçlamasıyla yargılandı.

Bu anlaşma sonucunda Epstein, düşük güvenlikli bir cezaevinde 13 ay kaldı; çoğu gün cezaevinden 12 saatliğine “çalışmak” üzere ayrılmasına izin verildi. Florida yasalarına göre çocuklara yönelik cinsel istismar suçları müebbet hapis cezasına kadar varan yaptırımlar öngörürken, Epstein fiilen bu cezalardan muaf tutuldu.

Medyanın ve Güç Sahiplerinin Sessizliği

2008’de Epstein’ın seks suçlusu olarak kayda girmesine rağmen, güçlü ve nüfuzlu isimlerin onunla ilişkilerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Dönemin bazı medya kuruluşları ise Epstein’ın suçlarını “fuhuş davası” başlığıyla vererek, çocuklara yönelik cinsel istismarı perdeleyen bir dil kullandı.

Bu yaklaşımı açıkça eleştiren nadir gazetecilerden biri, 2006 yılında Palm Beach Post’ta yazan Eliza Cramer oldu. Cramer, “O 50 yaşın üzerindeydi. Onlar ise 14, 15, 16, 17 yaşında kız çocuklarıydı. Bu, fuhuş ile pedofili arasındaki farkın görülmesi için yeterli olmalı” ifadelerini kullandı.

Geç Gelen Tutuklama, Yarım Kalan Adalet

Epstein, ancak 6 Temmuz 2019’da cinsel amaçlı insan kaçakçılığı ve komplo suçlamalarıyla tutuklandı. 45 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanıyordu. Mağdurlar Courtney Wild, Virginia Roberts Giuffre ve Jennifer Araoz gibi isimler, çocuk yaşta Epstein tarafından “masaj” vaadiyle istismara uğradıklarını anlattı.

Ancak Epstein, Ağustos 2019’da cezaevinde ölü bulundu. Bu durum, mağdurların adalet beklentisini bir kez daha boşa çıkardı. Yine de mağdurlar, 2021’de Ghislaine Maxwell’in yargılandığı davada tanıklık ederek konuşmaya devam etti. Maxwell, kız çocuklarının cinsel istismarı ve insan kaçakçılığı suçlarından 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Güçlüler Hesap Vermiyor, Mağdurlar Yine İkinci Planda

Son dosya açıklamaları, mağdurların yeniden güçlü isimlerin gölgesinde bırakıldığını gösterdi. Epstein’la ilişkisi gündeme gelen bazı siyasetçiler ve kraliyet mensupları, yıllar sonra sembolik adımlar atmakla yetindi. Unvanların geri alınması ya da görev kayıpları, mağdurlar açısından adalet olarak görülmüyor.

Virginia Giuffre’nin Ekim 2025’te yayımlanan ve ölümünden sonra okurla buluşan anı kitabındaki satırlar, yaşananları özetliyor:
“Bunun sindirmesi zor olduğunu biliyorum. Şiddet, ihmal, kötü kararlar, kendine zarar verme… Ama lütfen okumaktan vazgeçmeyin.”

“Adalet Hâlâ Yerini Bulmadı”

Epstein mağdurlarının anlattıkları, kız çocuklarına ve genç kadınlara yönelik sistematik cinsel istismar ve insan kaçakçılığının boyutlarını gözler önüne seriyor. Ancak mağdurlar, dosyalar açıldıkça değil, gerçekten dinlenip korunup adalet sağlandığında iyileşebileceklerini vurguluyor.

Uzmanlara göre, birkaç unvanın kaybedilmesi ya da gecikmiş özürler, ne işlenen suçların ağırlığını ne de mağdurların yıllarca süren yalnızlığını telafi edebiliyor. Epstein dosyaları bir kez daha gösteriyor ki, gerçek bir “mağdur odaklı” yaklaşım hâlâ hayata geçirilmiş değil.

Lecturer in Journalism, City St George's, University of London

Muhabir: Güven BOĞA