DEM Parti İstanbul Milletvekili ve TBMM İçişleri Komisyonu Üyesi Çiçek Otlu, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Hasan Basri Usta’nın Ankara’da kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından kaçırıldığı, darbedildiği, ölümle tehdit edildiği ve ajanlaştırılmaya çalışıldığı yönündeki iddiaları Meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Otlu, olayda kamu görevlilerinin rolünün araştırılmasını, kamera kayıtlarının incelenmesini ve Usta’nın güvenliğinin sağlanmasını istedi.
Hacettepe Üniversitesi öğrencisi ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi Hasan Basri Usta’nın Ankara’da yaşadığını açıkladığı kaçırılma, şiddet ve tehdit iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne taşındı. DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, 15 Ekim 2026 tarihinde yaşandığı belirtilen olayın bütün yönleriyle araştırılması amacıyla İçişleri Bakanlığına kapsamlı bir soru önergesi sundu.
Otlu, Anayasa’nın 98. maddesi ile TBMM İçtüzüğü’nün 96. ve 99. maddeleri kapsamında verdiği önergede, Usta’nın kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce zorla bir araca bindirilmesi, yaklaşık üç saat boyunca alıkonulması, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakılması ve siyasi faaliyetlerinden vazgeçmeye zorlanması yönündeki beyanlarının açıklığa kavuşturulmasını talep etti.
Önergede, olayın yalnızca bir öğrencinin güvenliğine ilişkin olmadığı, aynı zamanda ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı, kişi güvenliği ve işkence yasağı açısından ciddi sorular ortaya çıkardığı vurgulandı.
Dikimevi’nde başlayan, Mamak’ta sürdüğü ileri sürülen üç saatlik alıkoyma
Soru önergesinde aktarılan bilgilere göre Hasan Basri Usta, 15 Ekim 2026 günü saat 20.00 sıralarında Ankara’nın Dikimevi semtinde işten evine dönerken kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından durdurulduğunu açıkladı.
Usta, önünün kesilmesinin ardından siyah bir jipe zorla bindirildiğini ve Mamak ilçesindeki dağlık bir bölgeye götürüldüğünü ileri sürdü.
Yaklaşık üç saat boyunca burada tutulduğunu belirten Usta, gözlerinin bağlandığını, fiziksel şiddete uğradığını ve ölümle tehdit edildiğini ifade etti.
Önergede yer verilen iddialara göre Usta, alıkonulduğu süre boyunca birlikte siyasi faaliyet yürüttüğü kişiler hakkında bilgi vermeye zorlandı. Kendisine ajanlık teklif edildiğini ve siyasi çalışmalarını bırakması karşılığında para önerildiğini belirtti.
Usta ayrıca, söz konusu talepleri kabul etmemesi durumunda yeniden kaçırılacağı ve öldürülebileceği yönünde tehdit edildiğini öne sürdü.
Bu iddialar henüz bağımsız bir soruşturmanın sonuçlarıyla doğrulanmış değil. Otlu’nun önergesi, olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve sorumlularının kim olduğunun resmi makamlarca araştırılmasını amaçlıyor.
Cep telefonunun zorla açıldığı iddiası: Adli karar var mı?
Çiçek Otlu’nun önergesinde dikkat çekilen konulardan biri de Hasan Basri Usta’nın cep telefonuna yönelik müdahale iddiası oldu.
Usta’nın anlatımına göre, fiziksel şiddet uygulanarak parmak izi aracılığıyla cep telefonu açıldı ve cihazındaki bilgilere erişildi.
Otlu, İçişleri Bakanlığından bu iddiaların araştırılıp araştırılmadığını açıklamasını istedi.
Önergede, telefonun açılması, içeriğinin incelenmesi veya verilerin kopyalanması için herhangi bir adli karar bulunup bulunmadığı soruldu.
Ayrıca böyle bir işlemin gerçekleştirilmiş olması durumunda hukuki dayanağının ne olduğu, kişisel verilerin korunması ve haberleşmenin gizliliği bakımından inceleme yapılıp yapılmayacağı gündeme getirildi.
NATO Zirvesi öncesinde tutuklanmış, üç ay sonra tahliye edilmişti
Hasan Basri Usta’nın daha önce yaşadığı adli süreç de soru önergesinde yer aldı.
Önergede aktarıldığına göre Usta, NATO Zirvesi öncesinde yürütülen bir operasyon kapsamında 25-26 Haziran 2026 tarihlerinde tutuklandı. Yaklaşık üç aylık tutukluluğun ardından tahliye edildi.
Otlu, Usta’nın tahliyesinden kısa bir süre sonra kaçırılma ve tehdit iddialarını gündeme getirmesine dikkat çekerek, olayın öğrencinin siyasi görüşleri ve örgütlü faaliyetleriyle bağlantılı olup olmadığının araştırılmasını istedi.
Milletvekili, Usta’nın öğrenci kimliği, siyasi düşünceleri veya SGDF üyeliği nedeniyle hedef alınıp alınmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Otlu: Kamu görevlilerinin rolü araştırılmalı
DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu, önergesinde kendilerini sivil kolluk görevlisi olarak tanıtan kişilerin hukuki dayanak olmaksızın bireyleri sorguladığı, tehdit ettiği ve iş birliğine zorladığı yönündeki iddialara dikkat çekti.
İnsan Hakları Derneği (İHD) başta olmak üzere hak örgütlerinin geçmiş yıllarda benzer olaylara ilişkin raporlar hazırladığını hatırlatan Otlu, bu tür uygulamaların yalnızca bireysel güvenlik açısından değil, demokratik hakların kullanılması bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Önergede, kişilerin ekonomik, ailevi veya adli durumlarının baskı aracı olarak kullanılmasının siyasi katılım ve örgütlenme özgürlüğü üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
Otlu, olayda kamu görevlilerinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığının araştırılmasını, sorumluluk tespit edilmesi halinde uygulanacak idari ve adli işlemlerin açıklanmasını talep etti.
Kamera kayıtları, araç bilgileri ve delillerin korunması istendi
Soru önergesinde olayın aydınlatılması için somut delillerin toplanmasına yönelik sorular da yer aldı.
Otlu, Hasan Basri Usta’nın kaçırıldığını belirttiği Dikimevi çevresindeki güvenlik kameralarının incelenip incelenmediğini, olayda kullanıldığı ileri sürülen siyah aracın tespit edilmesi için herhangi bir çalışma yürütülüp yürütülmediğini sordu.
Usta’nın götürüldüğünü belirttiği Mamak bölgesinin araştırılması ve olası delillerin kaybolmasını önleyecek tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı.
Milletvekili ayrıca soruşturmanın, olayda sorumluluğu bulunabileceği iddia edilen kamu görevlilerinden bağımsız biçimde yürütülüp yürütülmeyeceğinin açıklanmasını istedi.
İşkence yasağı ve kişi güvenliği açısından anayasal sorumluluk
Çiçek Otlu, soru önergesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında devletin yükümlülüklerine de yer verdi.
Anayasa’nın 17. maddesinin işkenceyi ve insan onuruyla bağdaşmayan muameleyi yasakladığını, 19. maddesinin kişi özgürlüğü ve güvenliğini, 20. maddesinin özel hayatın korunmasını güvence altına aldığını hatırlattı.
Ayrıca Anayasa’nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü ile 34. maddesinde yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının önemine dikkat çekti.
Önergede Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence yasağını düzenleyen 3. maddesi, özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin 5. maddesi ile ifade ve örgütlenme özgürlüklerini güvence altına alan 10. ve 11. maddelerine atıf yapıldı.
Otlu, iddiaların doğrulanması halinde eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesindeki işkence ve 109. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Son beş yılda kaç ajanlaştırma ve tehdit şikâyeti yapıldı?
Önerge, Hasan Basri Usta’nın yaşadığını ileri sürdüğü olayın yanı sıra Türkiye genelindeki benzer şikâyetlerin sayısının da açıklanmasını istiyor.
Otlu, son beş yılda usulsüz sorgulama, tehdit ve ajanlaştırma baskısı iddialarıyla İçişleri Bakanlığına kaç başvuru yapıldığını sordu.
Bu başvurulardan kaçının adli veya idari işleme dönüştüğünün açıklanmasını talep eden Otlu, kamu görevlilerinin bilgisi dahilinde yürütüldüğü iddia edilen hukuka aykırı uygulamaların önlenmesine yönelik somut bir eylem planı bulunup bulunmadığını da gündeme taşıdı.
Önergede, hak örgütlerinin raporlarına yansıyan benzer olayların Bakanlığın bilgisi dahilinde olup olmadığı ve bu raporlar üzerine hangi işlemlerin yapıldığı da soruldu.
Hasan Basri Usta’nın güvenliği için önlem alındı mı?
Otlu’nun Bakanlığa yönelttiği sorular arasında Usta’nın yaşam hakkı ve güvenliğine ilişkin tedbirler de bulunuyor.
Özellikle yeniden kaçırılma ve öldürülme tehditleri karşısında öğrencinin korunmasına yönelik herhangi bir önlem alınıp alınmadığı soruldu.
Milletvekili, benzer tehditlerin tekrarlanmasını önlemek için Bakanlık bünyesinde nasıl bir mekanizma bulunduğunun açıklanmasını istedi.
Soru önergesinde ayrıca yürütülecek inceleme ve soruşturmaların sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağına ilişkin bilgi talep edildi.
İçişleri Bakanlığından yanıt bekleyen sorular
Çiçek Otlu’nun soru önergesiyle İçişleri Bakanlığından açıklama beklediği başlıca konular şöyle:
-
Hasan Basri Usta’nın kaçırılma, darbedilme ve ölümle tehdit edilme iddiaları hakkında inceleme başlatılıp başlatılmadığı.
-
Kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin ve olayda kullanıldığı belirtilen aracın tespit edilip edilmediği.
-
Kamera kayıtlarının incelenmesi ve delillerin korunması için hangi işlemlerin yapıldığı.
-
Cep telefonuna zorla erişildiği iddiasının araştırılıp araştırılmadığı ve herhangi bir adli karar bulunup bulunmadığı.
-
Ajanlaştırma baskısı ve siyasi faaliyetleri bırakma karşılığında para teklif edildiği iddialarının incelenip incelenmediği.
-
Olayda kamu görevlilerinin sorumluluğu bulunması halinde hangi işlemlerin uygulanacağı.
-
Usta’nın siyasi kimliği nedeniyle hedef alınıp alınmadığının araştırılıp araştırılmadığı.
-
Öğrencinin yaşamı ve güvenliği için koruyucu tedbir alınıp alınmadığı.
-
Son beş yılda benzer şikâyetlerin sayısı ve bunların ne kadarının yasal işleme konu olduğu.
-
Hukuka aykırı sorgulama, tehdit ve ajanlaştırma baskısını önlemeye yönelik bir eylem planı bulunup bulunmadığı.
Gözler Bakanlığın vereceği yanıtta
Hasan Basri Usta’nın açıklamalarıyla gündeme gelen olay, bir üniversite öğrencisinin kaçırılma ve şiddet iddialarının ötesinde, kolluk yetkilerinin sınırları, siyasi faaliyetlerin güvence altında yürütülmesi ve işkence iddialarının etkili biçimde soruşturulması gibi temel hukuk sorunlarını da gündeme taşıdı.
Çiçek Otlu’nun soru önergesiyle birlikte, olayda adı geçen kişilerin kimliklerinin tespit edilip edilmediği, iddialara ilişkin herhangi bir adli veya idari soruşturma yürütülüp yürütülmediği ve Hasan Basri Usta’nın güvenliğinin nasıl sağlanacağı konularında İçişleri Bakanlığının vereceği yanıt önem kazandı.
Önergede yer alan iddialara ilişkin resmi soruşturma bulguları ve İçişleri Bakanlığının yanıtı henüz bu haber kapsamında doğrulanmış değil. Bakanlığın açıklaması, hem Usta’nın beyanlarının araştırılması hem de benzer şikâyetler karşısında kamu kurumlarının sorumluluklarının değerlendirilmesi açısından belirleyici olacak





