DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen Çocuk Koruma Kanunu'nda değişiklik öngören kanun teklifine ilişkin yaptığı konuşmada, düzenlemenin çocuk hakları ve çocuk adalet sistemi açısından ciddi riskler taşıdığını belirterek teklifin reddedilmesi gerektiğini söyledi. Aslan, kanun teklifinin çocukları suça iten nedenleri ortadan kaldırmaya yönelik sosyal politikalar üretmek yerine, cezaları ağırlaştırmayı esas aldığını ifade etti. Teklifin 15 yaşından itibaren tekerrür hükümlerini devreye soktuğunu, bazı suçlarda infaz rejimini ağırlaştırdığını ve çocukların kapalı infaz kurumlarında daha uzun süre tutulmasının önünü açtığını dile getirdi. "Tekerrür eden yalnızca çocuk değil, devletin ihmali" Çocuğun ikinci ya da üçüncü kez suçla karşı karşıya kalmasının devletin koruma mekanizmalarının yetersizliğini gösterdiğini belirten Aslan, şu değerlendirmede bulundu: "Çocuk ikinci kez suçla karşı karşıya kalıyorsa asıl sorulması gereken çocuğa ne yapılacağı değil, ilk olaydan sonra devletin ne yaptığıdır. Tekerrür eden yalnızca çocuk değil, devletin koruma yükümlülüğünü yerine getirememesidir." Devletin bu başarısızlığının çocuklara daha ağır cezalar verilerek telafi edilmeye çalışıldığını savunan Aslan, bunun çocuk adalet sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmadığını söyledi. "Çocuk küçük bir yetişkin değildir" Çocukların hukuken yalnızca yaş bakımından değil, özel koruma gerektiren bireyler olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Aslan, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile uluslararası çocuk adalet ilkelerinin de bu yaklaşımı benimsediğini belirtti. Çocukların mahkeme önüne çıktıkları anda çocuk olma statülerini kaybetmediklerini ifade eden Aslan, geçmişte çocukların yetişkin gibi yargılandığı uygulamaların Türkiye'de yaşandığını hatırlatarak, yeni düzenlemenin çocuklara tanınan hukuki güvenceleri daha da daraltacağını savundu. "Bilimsel dayanak yok" Kanun teklifinin gerekçesi olarak gösterilen "caydırıcılık" anlayışını eleştiren Aslan, çocuklara daha ağır hapis cezaları verilmesinin suç oranlarını düşürdüğünü gösteren bilimsel bir veri bulunmadığını söyledi. Buna karşılık çocukların gelişim özelliklerini esas alan, onarıcı adalet anlayışını benimseyen ve toplum temelli rehabilitasyon modellerinin uluslararası alanda kabul gördüğünü ifade eden Aslan, yalnızca bazı Avrupa ülkelerindeki istisnai uygulamaların örnek gösterilmesini doğru bulmadıklarını kaydetti. "Devlet ilk kez karakolda değil, okulda karşılaşmalı" Aslan, çocukların suç işledikten sonra cezalandırılmasının değil, suçla karşılaşmadan önce korunmasının devletin asli görevi olduğunu belirterek şunları söyledi: Çocukların okuldan kopmasının önlenmesi, Çocuk işçiliğiyle mücadele edilmesi, Yoksulluk ve sosyal dışlanmanın azaltılması, Uyuşturucu ve suç örgütlerine karşı erken müdahale mekanizmalarının kurulması, Çocuk mahkemeleri, uzman savcılıklar ve sosyal hizmet kadrolarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Devletin çocuklarla ilk kez karakolda ya da mahkemede değil; okulda, mahallede, sosyal hizmet mekanizmalarında karşılaşması gerektiğini vurgulayan Aslan, çocuk koruma sisteminin önleyici politikalar üzerine kurulması çağrısında bulundu. "Teklife hayır diyeceğiz" Konuşmasının sonunda, çocukların üstün yararını esas alan, onarıcı adalet anlayışını benimseyen ve sosyal politikaları önceleyen yeni bir çocuk koruma düzenlemesi hazırlanması gerektiğini belirten Aslan, mevcut kanun teklifine DEM Parti olarak "hayır" oyu vereceklerini açıkladı.