Yeni Parti Ankara Milletvekili Okan Konuralp, Adana’da düzenlenen 1. Çukurova Alevi Kültür Festivali kapsamındaki “Barış Süreci” panelinde, Türkiye’nin kalıcı barış için tarihsel bir fırsat yakaladığını söyledi. Silahların susmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Konuralp, demokratik hakların güvence altına alınması, Alevilerin ve diğer toplumsal kesimlerin taleplerinin karşılanması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması ve kayyum uygulamalarına son verilmesi gerektiğini vurguladı. Konuralp, “Negatif barıştan pozitif barışa geçemezsek yeniden çatışmalı bir döneme dönmek mümkün. Bütün çabamız bir daha kimsenin ölmemesi için” dedi.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Adana Şubesi tarafından düzenlenen 1. Çukurova Alevi Kültür Festivali kapsamında gerçekleştirilen “Barış Süreci” panelinde konuşan Yeni Parti Ankara Milletvekili Okan Konuralp, geçmiş çözüm sürecinin sona ermesinden bugüne yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye’nin yeni bir çatışmalı döneme sürüklenmemesi için demokratikleşme adımlarının geciktirilmemesi gerektiğini belirten Konuralp, barışın kalıcılaşmasının yalnızca siyasi iktidarın değil, muhalefetin ve bütün toplumsal kesimlerin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Bülent Gültekin’in moderatörlüğünü yaptığı panelde CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da konuşmacı olarak yer aldı.
Konuralp, iki bölümden oluşan konuşmasında geçmiş çözüm sürecinin deneyimlerini, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında yaşanan çatışmaları, Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğunu, inanç özgürlüğünü, demokratik hakları, barış sürecine yönelik toplumsal güven sorununu ve muhalefetin sorumluluklarını ele aldı.
“Umarım festivalin onuncusunda kalıcı barışın sonuçlarını konuşuruz”
Konuşmasına festivali düzenleyenlere teşekkür ederek başlayan Konuralp, Çukurova Alevi Kültür Festivali’nin Türkiye genelinde yaygınlaşmasını ve kökleşmesini diledi.
Festivalin gelecek yıllarda kalıcı barışın konuşulduğu bir buluşmaya dönüşmesini istediğini belirten Konuralp, şu ifadeleri kullandı:
“Umarım bu 1. Çukurova Alevi Kültür Festivali, Türkiye’nin tüm coğrafyasına yaygınlaşacak şekilde güçlenir, kökleşir ve biz örneğin onuncusunda artık kalıcılaşmış bir barışın sonuçlarını konuşuyor oluruz. Ama umarım o kadar da beklemeyiz. İki üç yıl sonra geriye dönüp baktığımızda zor zamanlardan geçtiğimizi hatırlarız ama artık gülerek, barış içerisinde, kardeşlik içerisinde festivaller dönemini birlikte yaşıyor oluruz.”
Cezaevinden barış paneline selam getirdi
Adana’ya gelmeden önce Mersin Tarsus Cezaevinde bulunan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’i ziyaret ettiğini belirten Konuralp, Seçer’in panel katılımcılarına selamlarını iletti.
Cezaevindeki görüşmesinde festivale katılacağını ve barış panelinde konuşacağını anlattığını belirten Konuralp, Seçer’in katılımcılarla özgür bir ortamda buluşmak istediğini ifade etti.
Konuralp, Seçer’in en kısa zamanda özgür bir ortamda yurttaşlarla kucaklaşma arzusunu kendisine ilettiğini söyledi.
“7 Haziran’dan Kasım’a çok ağır bir çatışmalı dönem yaşandı”
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ile geçmişte aynı siyasi parti çatısı altında mücadele yürüttüklerini hatırlatan Konuralp, çözüm sürecinin tarihsel arka planına değindi.
İlk çözüm sürecinin önemli dönemeçlerini hatırlatan Konuralp, Selahattin Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” sözlerinin dönemin siyasal atmosferinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
Konuralp, 7 Haziran 2015 seçimlerinde AK Parti’nin parlamentodaki çoğunluğunu kaybettiğini, dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun farklı bir hükümet kurulması için çaba gösterdiğini ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını anlattı.
Seçimlerin ardından yaşanan çatışmalı dönemin Türkiye açısından ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Konuralp, özellikle gençlerin yaşamını yitirmesine dikkat çekti.
“7 Haziran’dan Kasım’a ve elbette sonrasında da muazzam bir çatışmalı dönem yaşandı. Sayısını ne yazık ki bilemediğimiz, belki hakikatlerle yüzleşmenin bir sonucu olarak ileriki dönemlerde doğrusuna ulaşabileceğimiz çok yüksek sayıda insanı, ağırlıklı olarak gençleri bu çatışma döneminde kaybettik.”
Anadolu’nun yoksul köylerine asker cenazelerinin gittiğini, örgüt saflarında bulunan gençlerin de özellikle hendek çatışmaları sırasında yaşamlarını yitirdiğini ifade eden Konuralp, çatışmaların yalnızca can kayıplarıyla sınırlı kalmadığını söyledi.
“Çatışmalı dönem aynı zamanda siyasi tasfiye dönemiydi”
Geçmiş çatışmalı dönemin siyasi sonuçlarına da değinen Konuralp, özellikle HDP geleneğinden gelen siyasetçilerin tutuklanması ve siyasi yaşamdan uzaklaştırılması üzerinde durdu.
Selahattin Demirtaş’ın yaklaşık on yıldır Edirne Cezaevinde bulunduğunu hatırlatan Konuralp, yaşananları bir siyasi kuşağın tasfiyesi olarak değerlendirdi.
Konuralp, bütün bu gelişmelere rağmen barıştan ve çatışmasızlıktan yana tutum almaya devam ettiklerini belirtti.
“Hem kişisel olarak ben hem de düne kadar Cumhuriyet Halk Partisi, bugün Yeni Parti; Kürt sorununun çözümünde silahın bir enstrüman olmaktan çıkması konusundaki kararlılığımızı her zaman ifade ettik.”
Silahların hangi gerekçeyle kullanılmış olursa olsun bırakılması gerektiğini savunan Konuralp, silahsız bir dönemin kalıcı hale gelmesinin önemine dikkat çekti.
“Silahların susması negatif barıştır, asıl hedef pozitif barış olmalı”
Konuralp’in konuşmasının merkezinde, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi olarak görülmemesi gerektiği düşüncesi yer aldı.
Geçtiğimiz hafta Brüksel’de katıldığı bir konferansta da aynı konuyu gündeme getirdiğini belirten Konuralp, Meclis komisyonuna görüş bildiren uzmanların değerlendirmelerine atıfta bulundu.
Türkiye’nin hâlâ “negatif barış” olarak tanımlanan bir dönemde bulunduğunu ifade eden Konuralp, bu kavramı şöyle açıkladı:
“Her şeye rağmen hâlâ negatif barış dönemindeyiz. Negatif barış döneminden kastım şu: Silahlar sustu elbette ama bu negatif barışın pozitif barışa evrilmesinin ve bunun kökleştirilmesinin yegâne yolu, silah bahanesiyle konuşulmayan, gündeme getirilmeyen onlarca adımın atılmasıdır.”
Konuralp, kalıcı barışın temelinde demokratikleşmenin bulunduğunu belirterek bireysel ve toplumsal hakların kurumsal güvencelere kavuşturulması gerektiğini söyledi.
“Alevilerin, LGBTİ+ bireylerin ve çevrecilerin talepleri karşılanmalı”
Silahların gölgesinin ortadan kalktığı bir müzakere ortamının farklı toplumsal kesimlerin birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlayacağını ifade eden Konuralp, inanç özgürlüğü ve demokratik hakların barış sürecinin ayrılmaz parçaları olduğunu vurguladı.
Geçmiş çözüm sürecinde Demokratik İslam Kongresi gibi çeşitli girişimlerin gündeme geldiğini hatırlatan Konuralp, çatışmaların durduğu dönemlerde Alevilerin ve diğer toplumsal kesimlerin taleplerinin daha görünür hale geldiğini belirtti.
Konuralp, pozitif barışa geçiş için atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
“Alevilerin talepleri neyse, LGBT bireylerinin talepleri neyse, çevrecilerin talepleri neyse; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, kayyum uygulamalarının sonlandırılması ve bunlar gibi birçok başlık bir an önce hayata geçirilmeli.”
Komisyon raporunun yedinci bölümünde de bu konuların yer aldığını belirten Konuralp, demokratik hakların güvence altına alınmasının yalnızca belirli toplumsal kesimlerin taleplerini karşılamak anlamına gelmediğini söyledi.
Bu adımların kalıcı barışın zorunlu koşulları olduğunu vurguladı.
“Cumhur İttifakı negatif barışta ısrar ederse çatışmalar yeniden başlayabilir”
Hükümetin demokratikleşme adımlarını geciktirmesini eleştiren Konuralp, çatışmasızlık ortamının kendiliğinden kalıcı hale gelmeyeceğini söyledi.
“Cumhur İttifakı negatif barış pozisyonunda kalma ısrarını sürdürdüğü müddetçe, uzmanların bize söylediği ve dünyadaki deneyimlerden aktardıkları gibi yeniden çatışmalı döneme dönmek çok mümkün.”
Türkiye’nin hassas bir süreçten geçtiğini belirten Konuralp, çatışmaların yeniden başlamasının geçmişten daha ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
“Bu adımlar atılmazsa yeniden çatışmalı bir döneme dönülebileceğinden endişe duyuyoruz. Yeniden evlatlarımızın ölecek olmasından, çatışmaların yükselecek olmasından, daha kanlı ve daha sıkıntılı bir dönemin başlama ihtimalinden endişe ediyoruz.”
Konuralp, Alevilerin, sosyalistlerin, demokratların ve farklı toplumsal kesimlerin yıllardır hak ve özgürlük mücadelesi verdiğini belirterek, taleplerinin barış sürecinden bağımsız olarak da savunulmaya devam edeceğini ifade etti.
Ancak mevcut dönemde bu taleplerin karşılanmasının, yeniden çatışmalı bir sürece dönülmesini önlemek açısından da yaşamsal önem taşıdığını söyledi.
“Türkiye muazzam bir şans yakaladı, bu fırsatı heba etmemeliyiz”
Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyadaki gelişmelere değinen Konuralp, bölge ülkelerinde yaşanan değişimlerin birbirinden bağımsız olmadığını belirtti.
Bölgesel gelişmeleri birbirine geçen bir yapbozun parçalarına benzeten Konuralp, Türkiye’nin bu gelişmelerin dışında kalamayacağını, hatta çözüm arayışlarında öncü bir rol üstlenebileceğini söyledi.
“Türkiye muazzam bir şans yakalamıştır. Bir nevi bütün bölge ülkeleri kendi çözüm sürecini yaşıyor. Aslında bir yapbozun parçaları gibi birbirlerine geçmiş halde. Türkiye de bunun dışında değil. Hatta belki de Türkiye bunun öncüsü. Ama bu süreci heba etmememiz gerekiyor.”
“Bunca baskıya rağmen neden destek veriyoruz? Bir daha ölümler olmasın diye”
Yeni Parti’nin iktidarın uygulamalarına yönelik sert eleştirilerine rağmen barış sürecini neden desteklediği yönündeki sorulara da yanıt veren Konuralp, bu tutumun temelinde insan yaşamını koruma sorumluluğunun bulunduğunu belirtti.
Konuralp, şöyle konuştu:
“Bunca zulme, mevcut siyasi iktidarın bunca baskısına, bunca acımasızlığına rağmen neden destek vermeye devam ediyoruz diye soruluyor. Çok doğru sorular bunlar. Sadece bir daha ölümler olmasın demek bile yeterlidir.”
Çatışmaların yeniden başlamasını istemediklerini belirten Konuralp, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir daha Anadolu’nun yoksul köylerine şehit cenazeleri gelmesin diye, dağlardan örgüt üyelerinin, gençlerin cenazeleri gelmesin diye, bir daha kentlerde hendekler kazılmasın, o hendeklerin altında onlarca, yüzlerce insan ölmesin diye...”
Konuralp, bütün siyasi sorunların kısa sürede çözülemeyebileceğini ancak bu sorunların üzerinde silahların gölgesinin bulunmaması gerektiğini söyledi.
“Neyi çözemeyeceksek bile, neyin üstesinden gelemeyeceksek bile artık bu sorunların üzerinde silahın gölgesi olmasın. Bütün çabamız bu.”
“Hepimizin kendi ezberlerinden ve putlarından kurtulması gerekiyor”
Panelin ikinci bölümünde yeniden söz alan Konuralp, toplumsal güvenin nasıl artırılabileceği sorusu üzerinde durdu.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ile geçmişte aynı siyasi parti çatısı altında çalıştıklarını, bugün farklı partilerde olmalarına rağmen birçok meseleye benzer yaklaştıklarını belirtti.
DEM Parti Milletvekili Celal Fırat ile de Meclis komisyonunda önemli konularda ortak görüşler savunduklarını ifade eden Konuralp, farklı siyasi kimliklerin barış konusunda ortaklaşabileceğini söyledi.
“Bakın arkadaşlar, hepimizin ezberlerinden kurtulması lazım. Hepimiz kendi asr-ı saadetimizden kurtulmalıyız. Kendi putlarımızı kırmamız lazım, yıkmamız lazım.”
Herkesin kendi düşüncelerini savunabileceğini ancak hiçbir siyasi görüşün kendisini mutlak doğru olarak görmemesi gerektiğini belirten Konuralp, toplumsal barışın karşılıklı anlayış gerektirdiğini söyledi.
“Elbette inandığımız şeyler olacaktır. Elbette kararlılıkla savunduklarımız olacaktır. Ama kendimize mükemmellik atfetmemeliyiz. Toplumsal barış ancak böyle kurulur. Hataya düşmüş olabiliriz, yanlışa düşmüş olabiliriz. Karşımızdaki de hataya, yanlışa düşmüş olabilir.”
“Çözüm sürecini destekle ama benim gibi destekle anlayışı olmaz”
Farklı siyasi partilerin çözüm sürecine farklı gerekçelerle ve farklı yöntem önerileriyle destek verebileceğini belirten Konuralp, herkesin aynı düşünmesini beklemenin doğru olmadığını söyledi.
“Çözüm sürecini destekle ama benim gibi destekle, olmaz. Çözüm sürecini savun ama benim gibi savun, olmaz.”
Barış sürecini bir çerçeveye benzeten Konuralp, siyasi partilerin bu çerçevenin farklı noktalarında bulunabileceğini belirtti.
“DEM Parti bir köşede bulunabilir, CHP başka bir köşesinde, Yeni Parti başka bir köşesinde. Önemli olan o çerçevenin dışına taşmamaktır. Yani barışa, çatışmasızlığa, şiddetsizliğe duyduğunuz inançtan ve bağlılıktan geri adım atmamaktır.”
Konuralp, özellikle sol, sosyalist, sosyal demokrat ve demokrasi temelinde siyaset yapan çevrelerin çözüm sürecinin başlangıcında birbirlerine yönelik sert eleştirilerde bulunduğunu da hatırlattı.
Bu süreçte yaşanan tartışmaların bir bölümünün siyasi alışkanlıklardan ve ezberlerden kaynaklandığını belirten Konuralp, zaman içerisinde tarafların birbirine daha fazla yaklaştığını söyledi.
“Birbirimizi çok hırpaladık. Bunu kabul etmek lazım. Ama zaman geçtikçe birbirimize daha da yaklaştık. Birbirimize daha da yaklaşmanın zorunluluğu da önümüze geldi.”
“Kürt sorununun çözümünde asgari müştereklerde buluşmak zorundayız”
Kürt meselesini Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olarak nitelendiren Konuralp, demokratik muhalefetin ortak bir yaklaşım geliştirmesinin önemine dikkat çekti.
Farklı siyasi partilerin bütün konularda aynı düşünmek zorunda olmadığını belirten Konuralp, özellikle çatışmasızlık ve barış konusunda asgari müştereklerde buluşulması gerektiğini söyledi.
Bu ortaklığın kurulamaması halinde Türkiye’nin daha karanlık bir siyasal dönemle karşılaşabileceği uyarısında bulundu.
Konuralp, toplumsal barışın yalnızca siyasi aktörler arasında yapılacak görüşmelerle değil, yurttaşların sürece duyduğu güvenin artırılmasıyla mümkün olacağını ifade etti.
“Barışa destek var ama toplumun önemli bir bölümü sürece inanmıyor”
Toplumsal güven konusuna ilişkin kamuoyu araştırmalarına değinen Konuralp, barış sürecine verilen destek ile sürecin başarıya ulaşacağına duyulan inanç arasında fark bulunduğunu söyledi.
Konuralp, konuşmasında barış sürecine yönelik desteğin yüzde 63 düzeyinde olduğunu, buna karşılık toplumun yaklaşık yüzde 40’ının sürece inanmadığını gösteren verilerden söz etti.
Bu tablonun siyasi aktörlere önemli sorumluluklar yüklediğini belirten Konuralp, kullanılan dilin ve siyasi üslubun değiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Birbirimize karşı dilimizi, üslubumuzu ve yaklaşımımızı onararak bu oranları daha da yükseltmek zorundayız.”
Toplumun barışa olan güveninin güçlenmesinin yalnızca süreci destekleyenlere değil, farklı siyasi görüşlere sahip bütün yurttaşlara olumlu yansıyacağını belirtti.
“İktidar değiştiğinde bu dönemin kırılganlıklarını taşımamalıyız”
Konuralp, konuşmasında muhalefetin iktidar hedefi ile barış süreci arasındaki ilişkiyi de değerlendirdi.
İlk seçimlerde mevcut iktidarın değişeceğine inandığını belirten Konuralp, yeni bir siyasi döneme geçilirken bugünün toplumsal gerilimlerinin mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini söyledi.
“Elbette ilk seçimlerde bu mevcut iktidarın gideceğine inanıyoruz. Gitmesi için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Ama iktidar gücü bizim elimize geçtiğinde bu dönemin kırılganlıklarını olabildiğince az bir şekilde yeni iktidar dönemine taşımamız lazım.”
Bu nedenle farklı siyasi çevrelerin birbirlerini daha iyi anlamak için çaba göstermesi gerektiğini vurgulayan Konuralp, barışa yönelik toplumsal desteğin güçlendirilmesinin gelecekteki demokratikleşme adımlarına da katkı sunacağını ifade etti.
“Barış zaten herkese iyi gelir.”
“Bu coğrafya ilk barış anlaşmasını yaptı ama savaşlardan kurtulamadı”
Konuralp, konuşmasında tarihsel bir örnek vererek Kadeş Antlaşması’na değindi.
Dünya tarihinin bilinen en eski yazılı barış antlaşmalarından biri olan Kadeş Antlaşması’nın bu coğrafyada imzalandığını hatırlatan Konuralp, buna rağmen bölgenin uzun savaşlar ve çatışmalar tarihi yaşadığını söyledi.
“Bu coğrafya dünya tarihine ilk imzalanan barış anlaşmasını hediye etmiş. Ama bu coğrafya çok köklü savaşların da tarihi. Barış dönemleri insanlık tarihi içerisinde çok az.”
Günümüzde de bölgenin savaş ve çatışmalarla karşı karşıya olduğunu belirten Konuralp, barışı kurmanın savaşmaktan çok daha zor olduğunu ifade etti.
“Zaten zor olan barışı kurmak. Kolay olan savaşmak. Biz aslında zoru deniyoruz. Zorda azim ve kararlılık gösteriyoruz. Barışta ısrar ediyoruz. Bir daha kimse ölmesin, ne olursa olsun ölmesin.”
“Televizyonlara el konuluyor, gazeteciler baskı altında”
Konuşmasının son bölümünde basın özgürlüğü ve demokratik haklara yönelik uygulamaları da değerlendiren Konuralp, televizyon kanallarına el konulmasını, kayyum atamalarını ve gazetecilere yönelik baskıları eleştirdi.
Deniz Göktaş’a yönelik uygulamaları da gündeme getiren Konuralp, Türkiye’nin farklı kentlerinde gazetecilerin öncülüğünde düzenlenen protestolara dikkat çekti.
Ankara, İstanbul ve İzmir’de binlerce kişinin katıldığı eylemleri hatırlatan Konuralp, basın özgürlüğü üzerindeki baskıların toplumun geleceğe yönelik umutlarını zayıflattığını söyledi.
“Televizyonlara el konuluyor. Gazeteciler baskı altında. Televizyonlara atanan kayyumlar, el koymalar, bütün bunlar üst üste sıralandığında geleceğe dair umutlar konusunda birileri umudunu kaybediyor olabilir.”
Bu kaygıların anlaşılabilir olduğunu belirten Konuralp, buna rağmen demokratik siyaset yapanların umudu canlı tutma sorumluluğu bulunduğunu ifade etti.
“Umutları canlı tutmak zorundayız”
Barış sürecinin ilerlemesi için yalnızca siyasi ve hukuki düzenlemelerin değil, toplumsal ilişkilerin de onarılması gerektiğini belirten Konuralp, karşılıklı anlayışın ve hoşgörünün artırılmasını istedi.
Geleceğe yönelik umutlarını koruduklarını ifade eden Konuralp, bunun gerçeklerden uzak bir iyimserlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
“Biz aynı zamanda bu umutları canlı tutmak için bir sorumluluk üstlenmiş durumdayız. Bunu bir Polyannacılık olarak söylemiyorum.”
Mevcut barış sürecini sahiplenerek sonuca ulaştırmak istediklerini belirten Konuralp, siyasi görüş ayrılıklarının toplumsal barışın önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı.
Konuralp, paneldeki konuşmasını CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın değerlendirmelerine atıfta bulunarak, demokratikleşme, barış ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi çağrısıyla tamamladı.












