Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihinde valiliklere gönderdiği ve Bakan Yusuf Tekin imzasını taşıyan “Ramazan Ayı Genelgesi”ne Alevi kurumlarından tepki geldi. Açıklamada, genelgenin laiklik ilkesine aykırı olduğu, kamusal eğitimin dini referanslarla yeniden düzenlenmeye çalışıldığı ve bunun “asimilasyon girişimi” olduğu vurgulandı.

“Bu Bir Eğitim Düzenlemesi Değil, İdeolojik Müdahaledir”

Alevi kurumları tarafından yapılan ortak açıklamada, söz konusu genelgenin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda yer alan laiklik ilkesini fiilen ortadan kaldırdığı savunuldu. Genelgenin pedagojik değil, siyasal ve ideolojik bir müdahale olduğu belirtilerek, “Bu metin açıkça laikliğe aykırıdır ve evrensel hukuk normlarına göre Anayasa suçudur” denildi.

Genelgede; okullarda Ramazan şenlikleri düzenlenmesi, iftar programları yapılması, ortak iftar sofraları kurulması, davul çalınması, öğrencilerin topluca camilere götürülmesi ve okulların Ramazan ayına uygun biçimde süslenmesi gibi etkinliklerin yer aldığı ifade edildi.

Bu uygulamaların, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredata dayandırıldığına dikkat çekilen açıklamada, söz konusu modelin neden eleştirildiğinin bu genelgeyle daha net ortaya çıktığı belirtildi.

“Tekçi ve Sünni-İslam Merkezli Dayatma”

Açıklamada, uygulamanın başta Alevi çocukları olmak üzere farklı inanç gruplarını ve inançsızları yok saydığı vurgulandı. Devletin tüm inançlara eşit mesafede durma yükümlülüğüne işaret edilerek, kamusal ve tarafsız olması gereken okulların dini referanslarla yeniden düzenlenmesinin kabul edilemeyeceği ifade edildi.

Alevi toplumunun tarihsel olarak inkâr, dışlanma ve asimilasyon politikalarına maruz kaldığı hatırlatılan metinde, zorunlu din dersleri, tekçi müfredat anlayışı ve Cemevlerinin statüsüzlüğü örnek gösterildi. “Bugün yapılan şey, geçmiş politikaların daha kurumsal ve daha pervasız biçimde devamıdır” denildi.

“Bu Bir İnanç Değil, Hak ve Özgürlük Meselesidir”

Genelgenin yalnızca Alevileri değil, laik ve demokratik yaşamı savunan herkesi hedef aldığı belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

  • Kamusal eğitim alanı dini propaganda alanı değildir.

  • Okullar, siyasal iktidarın ideolojik arka bahçesi değildir.

  • Hiçbir inanç topluma devlet eliyle dayatılamaz.

Alevi kurumları, hem söz konusu genelgenin hem de “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla yayımlanan müfredatın derhal iptal edilmesini talep etti. Bu konuda hukuki ve demokratik tüm mücadele yollarının kullanılacağı ilan edildi.

“Laiklik Lütuf Değil, Mücadeleyle Kazanılmış Haktır”

Açıklamada, laikliğin bir lütuf değil, toplumsal mücadelelerle kazanılmış bir hak olduğu vurgulandı. Çocukların siyasal-dini projelere teslim edilmesine izin verilmeyeceği belirtilerek şu talepler sıralandı:

  • Eğitim politikaları çoğulcu, eşitlikçi ve bilimsel temelde yeniden düzenlenmelidir.

  • Hiçbir çocuk inancı ya da kimliği nedeniyle baskı altına alınmamalı ve asimile edilmemelidir.

  • Laik, demokratik, bilimsel, eşit, parasız ve anadilinde eğitim her çocuğun hakkıdır.

Açıklama, “Susmayacağız, kabul etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz” ifadeleriyle son buldu.

Akın Gürlek’ten Yargı Teşkilatına Mesaj: “Birlikte Daha Adil Bir Gelecek İnşa Edeceğiz”
Akın Gürlek’ten Yargı Teşkilatına Mesaj: “Birlikte Daha Adil Bir Gelecek İnşa Edeceğiz”
İçeriği Görüntüle

İmzası Bulunan Kurumlar

Ortak açıklamaya şu kurumlar imza attı:

  • Alevi Bektaşi Federasyonu

  • Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu

  • Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı

  • Türkiye Alevi Federasyonu

  • Alevi Kültür Dernekleri

  • Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

  • Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu

  • Avrupa Arap Alevileri Federasyonu

Kurumlar, kamusal eğitimin “bilim yuvası, sanat ve kültür alanı” olmaktan uzaklaştırıldığını, cemaat ve tarikatların etkisine açık hale getirildiğini savunarak, bu sürece karşı mücadeleyi sürdüreceklerini duyurdu.

Muhabir: Güven BOĞA