“2,3 MİLYAR TL DEĞERİNDE 523 ARAÇ VE İŞ MAKİNESİ HİBE ETTİK”
“MUHALEFETE MENSUP BELEDİYE BAŞKANLARI ADLİ VE İDARİ BASKILARLA KARŞI KARŞIYA KALDI”
ANKARA-
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, TBB Encümen Toplantısı sonrası düzenlenen basın toplantısında gazetecilerle bir araya geldi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Birlik Başkanlığına seçilmesinden bu yana yapılan faaliyetlere ilişkin bilgilerin de paylaşıldığı basın toplantısında, TBB’nin son iki yıllık çalışmaları, kurumsal dönüşüm adımları ve yeni dönem öncelikleri ele alındı.
TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, TBB Encümen Toplantısı’nın ardından düzenlenen basın toplantısında, Birliğin son iki yıllık faaliyetlerini ve yeni döneme ilişkin yaklaşımını kamuoyuyla paylaştı. Seçer, 5 Haziran 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun TBB Başkanlığı’na seçilmesiyle başlayan sürecin, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın Başkan Vekilliği döneminde de devam ettiğini ve bugün de aynı yönetim anlayışıyla sürdürüldüğünü söyledi.

“Üretkenliği esas alan, kapsayıcı, adil ve demokratik bir birlik yapısı inşa ettik”
İki yıllık dönemin yoğun emek ve ortak çabayla şekillendiğini belirten Seçer, bu süreçte üretkenliği esas alan, kapsayıcı, adil, demokratik ve kurumsal dönüşümü birlikte barındıran bir birlik yapısı oluşturduklarını ifade etti. Kurumsal kapasitesi güçlendirilmiş, belediyeler arasında ayrım gözetmeyen ve yerel demokrasiyi önceleyen bir yapı inşa ettiklerini vurgulayan Seçer, TBB’nin vizyonunun “Belediyeleri ulusal ve küresel ölçekte güçlendiren, öncü bir Birlik olmak”, misyonunun ise “Politika ve iş birliğiyle belediyelerin sürdürülebilir kapasitesini güçlendirmek” olarak belirlendiğini aktardı.
“Yönetim anlayışımızda çoksesliliği benimsedik, Encümen yapımızda da çoğulculuğu esas aldık”
Yerel yönetimlerin demokrasinin gündelik hayatta vücut bulduğu en somut alanlar olduğunu dile getiren Seçer, bu anlayışla yönetim anlayışlarında çoksesliliği benimsediklerini söyledi. Encümen yapısında çoğulculuğun esas alındığını belirten Seçer, Encümen ve 864 Meclis üyesiyle birlikte istişare kültürü çerçevesinde kararlar aldıklarını ve stratejileri ortak akılla belirlediklerini ifade etti. Aynı dönemde Birliğin insan kaynağı ve kurumsal işleyişinin de güçlendirildiğini, TBB tarihinde ilk kez birçok yapısal adımın hayata geçirildiğini kaydetti.
“Belediyelerimizden gelen talepleri ölçülebilir kriterlerle değerlendiriyoruz”
Seçer, TBB’de partizanlıktan uzak bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayarak, belediyelerden gelen taleplerin mali imkanlar, bütçe döngüsü, aciliyet ve öncelik kriterleri dikkate alınarak değerlendirildiğini söyledi. Araç ve ekipman hibeleri ile nakdi desteklerde ölçülebilir bir puanlama sisteminin esas alındığını belirten Seçer, bu kapsamda belediyelere 2,3 milyar TL değerinde 523 araç ve iş makinesi hibe edildiğini, ayrıca 77 ilde 363 belediyeye 29 bin 330 çöp konteyneri desteği sağlandığını aktardı. Seçer ayrıca tüm hibelerde önceliğin afetzede belediyelere verildiğini de ifade etti.

Seçer, belediyelerin hayata geçiremediği projelere destek olmak amacıyla yürütülen nakdi destek programı kapsamında 2025 yılı itibarıyla 144 projeye katkı sağlandığını söyledi. Bu desteklerin; 30’unun AK Partili, 27’sinin MHP’li, 66’sının CHP’li, 7’sinin DEM Partili, 14’ünün ise YRP, BBP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Sol Parti ve bağımsız başkanların yönetimindeki belediyelere verildiğini aktardı.
2025 yılında ödemesi yapılan projelere toplam 64,8 milyon TL hibe edildiğini belirten Seçer, 2026 yılında ise 95 projeye 130,6 milyon TL hibe sağlanacağını ifade etti. Seçer, ortaya çıkan bu tablonun TBB’nin siyasi ayrımların ötesinde, yerel hizmeti esas alan yaklaşımını açık biçimde ortaya koyduğunu vurguladı.
“Yerel yönetimlerimizi küresel arenada da güçlü kılıyoruz”
Yeni dönemde proje ve finansman yapısının önemli ölçüde güçlendirildiğini kaydeden Seçer, uluslararası fonlara erişim kapasitesinin artırıldığını ve belediyelerin ihtiyaçlarına yönelik tematik AR-GE ekipleri oluşturulduğunu söyledi. Dirençli ve sürdürülebilir kentler anlayışıyla 149 milyon avro büyüklüğünde proje portföyü oluşturduklarını belirten Seçer, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve çeşitli uluslararası kuruluşlarla iş birliklerinin geliştirildiğini ifade etti. Eğitim faaliyetleri kapsamında yüz binlerce belediye personeline ulaşıldığını, Belediye Akademisi’nin bir deneyim ve bilgi paylaşım merkezi haline geldiğini de sözlerine ekledi.

“Yerel demokrasinin meşruiyetini savunmaya devam edeceğiz”
Seçer, son iki yıllık dönemin aynı zamanda yerel demokrasi açısından zorlu bir süreç olarak kayda geçtiğini belirterek, muhalefete mensup belediye başkanlarının adli ve idari baskılarla karşı karşıya kaldığını söyledi. TBB’nin bu süreçte halk iradesini ve yerel demokrasinin meşruiyetini savunmayı sürdürdüğünü vurgulayan Seçer, önümüzdeki dönemde de demokratik değerlerden ve yerel yönetimlerin haklarından yana duruşlarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.
Birliğin faaliyetlerini ilişkin açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
6 Şubat depremlerinin yıldönümüyle ilgili programın sorusuna Seçer, “Belediye başkanları olarak bölgede olacağız. Belediye başkanlarımız özellikle 6 Şubat depreminin olduğu 2023 yılında görevde olan belediye başkanlarımızın da o süreçte bölgelerde deneyimleri oldu. Hatta yönettikleri belediyelerin o bölgede çok önemli katkıları oldu. Hem dönemsel olarak oradaki mağdur vatandaşların yarasının sarılması hem orada ortaya çıkan yapısal sorunların bir an önce düzelmesi tekrar inşa edilmesi için önemli katkılar sunmuştu. TBB olarak yaptığımız hem ayni yardımlarda hem nakdi yardımlarda hem proje desteklerinde öncelikli olarak deprem bölgesindeki belediyelerimize önem veriyoruz. Hatırlayacağınız gibi 2024 yılında yönetime geldiğimizde, ilk araç dağıtımımızı biz deprem bölgesine yaptık ve Adıyaman’da Sayın Abdurrahman Tutdere ev sahipliğinde yaptığımız bir programla da belediye başkanlarımızı oraya davet ettik. TBB olarak verdiğimiz araç gereç dağıtımlarını da gerçekleştirmiş olduk. Aynı doğrultuda çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Önceliğimizin ihtiyaç sahibi, deprem ya da başka afetlerde mağduriyet yaşayan belediyelerimiz yönelik olduğunu bilmenizi isterim.
“Zaten demokrasi Türkiye’de güçlenecekse yerelden güçlenecek”
Yeni dönemde, TBB’nin hedefleriyle ilgili soruya Başkan Seçer şöyle yanıt verdi: “Toplamda üç seçim yaptık. Birinde başkan seçtik, ikisinde başkan vekili seçtik her yıl mevzuattan kaynaklanan encümen üyelerimizi seçiyoruz. Tarihinde, bu kadar kısa sürede en fazla genel kurulunu yapan bir yönetim oldu. Türkiye demokratik anlamda da yoluna girer, taşlar yerine oturur artık. Belediye başkanları, millet iradesinin tecelli ettiği siyasi figürleriz. Hizmetlerimizi yaparız, görevlerimizi yaparız ve demokrasiyi de bölgelerimizde kurum ve kuralları ile işletiriz. Zaten demokrasi Türkiye’de güçlenecekse yerelden güçlenecek. O da bizim sayemizde olacak. Önümüzdeki süreçte az önce sizlere sunumda arz ettiğim gibi birçok konuda projelerimiz devam edecek. Tabii ki yenileri ilave edilecek, mevcutlar daha takip edilerek geriye dönük eksiklikleri aksaklıkları da görerek üstlerine yenilerini koyarak her alanda belediyelerimizle iş birliğimizi devam ettireceğiz. Belediyelerimize destek olarak şehirlerine en iyi şekilde hizmet etmeleri için, modern belediyecilik standartlarında liyakatli kadrolar yetiştirmelerinden proje desteğine, yurt dışı finansman hibelerinden ulaşıma kadar her konuda destek oluyoruz.”
“Bizim demokrasi adına yaptığımız mücadele Türkiye için yapılan bir mücadeledir”
Başkan Seçer, gazetecilerin Türkiye Belediyeler Birliğinin, Başkan Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklemek için herhangi bir strateji hazırlayıp hazırlamadığının sorulması üzerine, “Takdir edersiniz ki Türkiye Belediyeler Birliği, sadece Cumhuriyet Halk Partisinin Birliği değil. Birliğimizin 1.405 üyesi var. Bizim demokrasi adına yaptığımız mücadele sadece Ekrem İmamoğlu’nun şahsı üzerinde değil, Türkiye için yapılan bir mücadeledir. Biz hukuk devleti olalım istiyorsak, demokrasi kurum ve kurallarıyla oluşturulsun istiyorsak, millet iradesi her hal ve şartta kutsal olsun, üzerine herhangi bir tehlike olmasın, iktidarı ele geçiren demokrasi hukuku dinlemeyip millet iradesini yok saymasın. Bunlar için mücadele ederken aslında bütün belediye başkanları için, bütün siyasiler için istiyoruz.” dedi.
“Hukuki olarak bir münazara yapabilmeniz için olayların hukuk zemininde gelişmiş olması gerekir”
“Ahmet Özer “Kent Uzlaşısı”nda suç örgütü üyeliğinden suçlandı ve 6 yıla kadar hapsi de istendi. Kent uzlaşısı hala suç görülüyor bir taraftan “Terörsüz Türkiye” süreci işliyor. “Bunun neresi mantıklı, neresi hukuki?” diye soruyor Ahmet Özer. Siz de bu süreci bölgeniz açısından yakından izliyorsunuz. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna ise Seçer, “Hukuki olarak bir münazara yapabilmeniz için olayların hukuk zemininde gelişmiş olması gerekir. Bütün tartışmalar hukukun kabul etmediği bir zemin üzerinde yapıldığı için alınan yargı kararlarını da tabii ki bu anlamda anlamak mümkün değil. Zaten sadece Ahmet Özer kararında değil bugün tutuklu bulunan cezaevindeki belediye başkanlarımızla ilgili yargı kararları da Türkiye’de tartışmaya açık. Yargının da bu süreçte çok yıprandığını görüyoruz. Adalet mülkün temelidir, adaletin olmadığı bir yerde bağımsız ve tarafsız yargının olmadığı bir toplumda da diğer hiçbir konudan bahsedemeyiz, gerisi teferruat kalır diye düşünüyorum.” dedi.
“Su sıkıntısı konusu siyasi polemiğe alet edilmeyecek kadar önemli bir konu”Başkan Seçer’e Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Devlet Su İşleri (DSİ) arasındaki su yetki tartışması soruldu. Bu konuda Seçer şu açıklamalarda bulundu:
“Orada bir mevzuat karmaşası var. Sayın Bakan bunu hangi anlamda söyledi. Tarım Bakanlığını sevk ve idare eden bir bakanın mevzuatı bilmemesi mümkün değil. Biz su havzalarından bir kova su almaya kalksak, bunu DSİ‘den izinsiz yapamayız. Varın gerisini siz düşünün. Bizim baraj yapma gibi bir sorumluluğumuz da yok bir yetkimiz de yok ancak bu demek değildir ki belediyeler baraj yapmaz tabii ki devlet su işleriyle istişare ve uyum halinde bazı projelerde ortaklaşabilir. Tarımsal sulamadır ya da bir şehrin içme suyudur burada eğer bir su arızasında baraj yapılacaksa bu görev DSİ’ye aitti. Ondan sonraki süreç elbette ki vatandaşın musluğundaki suyu akıtacak olan belediyelerin kontrolündedir. Buradaki tartışma, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile DSİ’nin bu iletişimi, bu organizasyonu, bu eş güdümlü çalışmayı bir türlü sağlayamazmış olmasından kaynaklanmaktadır. Benim de şu anda belediye başkanlığı yaptığım Mersin’de DSİ ile 200 milyon euroluk ortak bir proje yürütülüyor. Bununla ilgili karşılıklı bir mutabakat da sağlandı. Yatırımı DSİ yapıyor ama borçlanmayı bana yaptırıyor, krediyi kendisi buluyor gibi. Su ciddi bir konu. Gelecekte de sadece Türkiye’nin değil dünyanın ciddi bir konusu su konusu. Su sıkıntısı konusu siyasi polemiğe alet edilmeyecek kadar önemli bir konu çünkü burada vatandaşın mağduriyeti ön plana çıkıyor.”




