34 Sivil Toplum Örgütünden Ortak Çağrı: Toplumsal Barış ve Demokrasi İçin Birlikte Mücadele
İstanbul’da düzenlenen Sivil Toplum Forumu’nda konuşan hukukçular, siyasetçiler, hak savunucuları ve ekoloji örgütleri, barışın ancak demokrasi, eşit yurttaşlık ve sivil toplumun güçlenmesiyle mümkün olacağı vurgusunda buluştu. Forumda 17 anadilde yapılan çağrılar dikkat çekti.
34 sivil toplum örgütünün çağrıcısı olduğu sivil toplum forumu “Ortak mücadeleyle toplumsal barışın ve demokrasinin yolunu açalım” başlığıyla İstanbul’da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Cem Karaca Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen hak savunucuları, sendikalar, ekoloji örgütleri, kadın ve demokrasi hareketleri temsilcilerinin katıldığı forum, barış ve demokrasi mücadelesinde sivil toplumun rolünü tartışmaya açtı.
Forumun moderasyonunu İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu üyesi Gülseren Yoleri, İklim Adaleti Koalisyonu’ndan Ayhan Çelik ve Havle Kadın Derneği’nden Rümeysa Çamdereli üstlendi.
17 Anadilde Barış Çağrısı
Forumun duyurusu Türkiye’de konuşulan 17 anadilde yapıldı. Osetçe, Adigece, Çeçence, Zazaki, Kırmanci, Terekemece, Pomakça, Rumca, Romanes, Ermenice, Süryanice, Arapça, İbranice, Gürcüce, Lazca, Abazaca ve Türkçe hazırlanan görseller salona yansıtılarak çok dilli ve çok kültürlü bir barış zemininin altı çizildi.
Sırrı Süreyya Önder Anıldı
Forum, geçen yıl yaşamını yitiren barış savunucusu Sırrı Süreyya Önder’in kısa filmiyle açıldı. Ardından insan hakları, barış ve demokrasi mücadelesine emek vermiş Bedahet Tosun, Akın Atauz, Hakan Tosun ve Ali Aydın anıldı.
Rıza Türmen: Silahların Susması Büyük Bir Kazanımdır
Açılış konuşmasını yapan emekli AİHM yargıcı ve hukukçu Rıza Türmen, örgütlü bir sivil toplumun bir araya gelmesinin ve bu birlikteliğin süreklilik kazanmasının hayati önemde olduğunu vurguladı. Türmen, “Silahların susmuş olması büyük bir kazanım. İnsan hayatından daha değerli ne olabilir? Bunu korumak ve sahip çıkmak zorundayız” dedi.
Kürt sorununun Rojava ile birlikte bütünlüklü ele alınması gerektiğini belirten Türmen, yalnızca silah bırakmanın kalıcı çözüm olmayacağını ifade ederek, “Sadece silah bırakılması geçici bir önlem olur, şiddet katlanarak geri döner. Açılan kapı önemli ama bunu çözüme yöneltmek gerekiyor. Rojava ve ademi merkeziyetçi bir yönetim tarzı, ne Suriye’nin bütünlüğü ne de Türkiye’nin güvenliği açısından bir tehdit değildir” diye konuştu.
Siyasi Partilerden ve Hak Savunucularından Mesajlar
Forumda siyasi parti liderleri ve demokrasi savunucularının gönderdiği mesajlar okundu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mesajında eşit yurttaşlık, çoğulcu demokrasi ve hukukun üstünlüğü vurgusu yaparak, “Kalıcı barış ve gerçek demokrasi ancak toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla mümkündür. Sivil toplumun bu süreçte üstlendiği sorumluluk son derece değerlidir” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Eş Genel Başkanları ise demokrasi ve barışın ertelenemeyeceğini belirterek, “Demokrasi emekçinin ekmeği, gençlerin geleceği, kadınların hayatıdır. Kürt meselesinin barışçıl çözümü Türkiye’de yaşayan tüm halkların ortak meselesidir. 1 Ekim 2024’te başlayan süreç tarihi bir fırsattır” değerlendirmesinde bulundu.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın mesajını ileten İstanbul İl Başkanı Ali Hakan Ağaoğlu, sivil inisiyatiflerin demokratik gelecek açısından hayati önemde olduğunu vurguladı.
Zana, Türk, Soyer ve Atalay’dan Barış Vurgusu
Kürt siyasetçi Leyla Zana, barışın ancak sivil alanların güçlenmesiyle mümkün olacağını ifade ederken, Ahmet Türk onurlu barış talebinin ortak geleceğin anahtarı olduğunu dile getirdi.
İzmir Buca Cezaevi’nde tutulan önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, bölgesel gelişmelere ve güvenlik politikalarına ilişkin eleştiriler yöneltti. Silivri Cezaevi’nden mesaj gönderen Hatay Milletvekili Can Atalay ise silahsız siyaset kararının tarihsel önemine dikkat çekerek, barış sürecinin hukuk devleti ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Bakırköy Kadın Cezaevi’ndeki Gezi tutsağı Mine Özerden de şiddetsiz ve ayrımcılıktan uzak ortak bir mücadele bilincinin inşa edilmesi çağrısı yaptı.
Emek, Demokrasi ve Barış İlişkisi
Forumda söz alan DİSK temsilcisi Asalettin Aslanoğlu, savaş ve çatışma ortamının emekçilerin payını azalttığını belirterek, “Demokrasi işçinin ekmeğidir. DİSK, savaşa karşı barışı savunmaya devam edecektir” dedi.
Katılımcılar, barışın yalnızca çatışmasızlık değil, özgürlük ve demokrasiyle birlikte anlam kazanan bütüncül bir rejim meselesi olduğu görüşünde birleşti. Eski milletvekili Dr. Necdet İpekyüz, barışın dil ile kurulduğunu vurgulayarak “Dil dili yaralamamalı” ifadesiyle barış dilinin önemine dikkat çekti.
İklim Adaleti, COP31 ve Yerelleşme Vurgusu
Forumda ekoloji örgütleri, savaşın aynı zamanda doğaya karşı yürütüldüğünü belirterek doğayla barışın altını çizdi. 2026 Temmuz’unda Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi ile Antalya’daki COP31 süreci, barış mücadelesi açısından stratejik başlıklar olarak ele alındı.
Yerelleşme, 81 ilde barış forumları kurulması, izleme komisyonları oluşturulması ve taban örgütlenmelerinin güçlendirilmesi forumun öne çıkan önerileri arasında yer aldı.
Forum, sonuç bildirgesinin İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy tarafından okunmasıyla sona erdi.
20 Ocak 2026





