Şırnak Milletvekili Nevroz UYSAL ASLAN "İnfaz Yakmalara Dair TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığına dilekçe verdi."

Şırnak Milletvekili Nevroz UYSAL ASLAN  İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna vermiş olduğu dilekçede şu ifadelere yerverdi.

2020 yılında İnfaz Kanunu’nda yapılan değişiklikle, koşullu salıverilme için hazırlığı düzenleyen 89. maddeye “iyi hal” kriterleri getirilmiş ve bu değişiklik uyarınca Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik çıkarılmıştır.

Mahpusların koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarından yararlanıp yararlanmayacaklarına karar vermek üzere 2021 yılı başında uygulanmaya başlanan yönetmelik gereği İdare ve Gözlem Kurulları oluşturulmuştur.

Yapılan yasal değişiklik ve oluşturulan kurullar hakkında görüş bildiren birçok baro, hukuk derneği ve önde gelen hukukçu; bu kurulların hem Anayasaya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’ne aykırı olduğunu belirtmiştir.  Bu düzenleme ile getirilen “iyi hal” kriterlerinin Anayasaya aykırı bir şekilde hukuki güvenlik/belirlilik içermediğini, yoruma açık, son derece sübjektif kriterler olduğunu, bu nedenle kriterlerin keyfi kararlara yol açacağı, kişi özgürlüğü ve güvenliğini tehlikeye düşüreceği şeklinde görüşlerini kamuoyu ile paylaşmıştır.

Teşekkül ettirilen bu Kurullarda hapishane savcısı dışında hukukçu kimsenin olmadığı, mahpusların tahliye edilip edilmeyeceğine karar veren bu kurulların bugüne kadar verdikleri kararlar maalesef tüm yapılan eleştirileri haklı çıkarmıştır.

Bu Kurullar mahpusların iyi halli olmadıklarına ilişkin kararlar vermektedirler. Bu kararlardaki bazı gerekçeler şu şekildedir:

“Fazla kitap okuma veya az sayıda kitap okuma, cezaevi imamıyla görüşmeme, pişman olduğunu beyan etmeme, dosyasıyla ilgili konuşmama, halay çekme, Kürtçe şarkı söyleme, fazla su tüketme, elektrik faturasının yüksek olması, içeride üniversite bitirmeme, diğer tutsakların görüşçüleriyle selamlaşma, kurum personeline kayıtsız kalma, uzak şehirlere sevk edildiği ve bu nedenle ailenin ziyaret edemediği mahpus için düzenli bir aile ve sosyal çevreye sahip olmaması,.”

Çoğu mahpus, tahliye tarihlerine kadar iyi halli iken ya da tahliye edilmeleri gerekirken tahliye tarihinden hemen önce yapılan değerlendirmeyle “iyi halli değildir” şeklinde karar verilerek özgürlüklerinden alıkonulmaktadır. Bunlardan biri de Karabük T Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan Ahmet BAYNA’dır. BAYNA hakkında Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan uyarlama davasında, mahkeme İNFAZININ DURDURULMASINA... Başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değil ise SERBEST BIRAKILMASINA”, şeklinde karar vermiş ve aynı gün karar cezaevine gönderilmiştir. Kararın cezaevine gönderildiği günde yani 19.12.2023 tarihinde, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu toplanmış ve Ahmet BAYNA’nın “iyi halli” olmadığına karar vererek mahpusun infazını yakmıştır.

Kanun değişikliği ve Yönetmelik hükümleri, hukukun en temel ilkelerinden lehe kanun ilkesi gereği, suç tarihi bu değişiklikten önce olanlara uygulanmaması gerekirken İdare ve Gözlem Kurulları tarafından uygulanmaktadır. Bu haliyle Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alınan disiplin cezalarını da gerekçe göstererek mahpusların iyi halli olmadıklarına karar veren İdare ve Gözlem Kurulları “geçmişe yürüme yasağı” ilkesini yok saymaktadır.

Bu kadar keyfi uygulamaya zemin hazırlayan bu düzenleme, hasta mahpuslar açısından da yaşam hakkı ihlallerine yol açmaktadır. Örneğin, 73 yaşındaki hasta mahpus Abdullah ECE, hakkında 10.06.2021 tarihinde denetimli serbestlik kararı verilerek tahliye edilmesi gerekirken, İdare Gözlem Kurulu kararıyla tahliyesi engellenmiştir. Maalesef hasta mahpus ECE, 14.05.2022 tarihinde yaşamını yitirmiştir.

Çok uzun yıllardır cezaevinde olan ve aralarında ağır hasta mahpusların olduğu birçok kişi de aynı şekilde verilen keyfi kararlar nedeniyle tahliye edilmemektedir.  Disiplin cezasını alan mahpuslar için ise durum daha da kritik bir hal almakta ve disiplin cezası ile  TMK’nin 17’nci maddesi bir araya geldiğinde bazı mahpuslar açısından ayrımcı bir uygulama söz konusu olmaktadır. Bunlardan biri de Alanya L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Hatice ÇAKMAK’tır. 30 yıllık infaz süresi 25 Mart 2023’te dolmasına rağmen ÇAKMAK’ın önceki yıllarda aldığı hücre cezaları gerekçe gösterilerek tahliyesi 6 yıl uzatılmıştır.

Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve 30 yıllık infaz süresini dolduran Fahriye CEYLAN ise 2022 yılının ocak ayında tahliye olması gerekirken, tahliyesi 6 kez ertelenmiştir. CEYLAN'ın tahliyesi, son olarak İdare ve Gözlem Kurulu'nun raporu üzerine 11 Nisan'da 3 ay uzatılmıştır.

 İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla tahliyeleri engellenen mahpuslardan, mahpus ailelerinden ve avukatlardan tarafıma çok yoğun başvuru yapılmaktadır. Bu başvuruların yoğunlaştığı cezaevlerinin başında ise Karabük Cezaevi gelmektedir. Karabük Cezaevi’nde, 30 yılını dolduran ve tahliye olması gereken mahpusların sistematik ve keyfi biçimde tahliyelerinin engellendiği ve cezaevi idaresince mahpuslara “36 yıl dolmadan sizi bırakmayacağız” dediği iddia edilmektedir.

CHP’li Ateş, Tasarruf Tedbirlerinin Yerel Basına Olumsuz Etkilerini TBMM Gündemine Taşıdı CHP’li Ateş, Tasarruf Tedbirlerinin Yerel Basına Olumsuz Etkilerini TBMM Gündemine Taşıdı

Karabük T Tipi Cezaevi’nde tutulan 32 yıllık mahpuslar Abdurrahman GÜNER ve Aydın KUDAT’ın ailelerinin tarafımıza yaptıkları başvurularında da mahpusların tahliyelerinin keyfi olarak engellendiği belirtilmiştir.

Ailelerin tarafıma aktardığı bilgilere göre; 6 Eylül 2022’de tahliye olmaları gereken mahpuslar, 1995’te Yozgat’ta “esirlik statüsü (tutsaklığı kabul etmeme)” üzerine dilekçe yazdıkları gerekçesiyle, kendilerine verilen 13 aylık hapis cezası gerekçe gösterilip tahliye edilmemişlerdir. Ancak 2012’de bu suçlamadan beraat eden mahpuslar bu beraat kararını tahliye edilmeleri gereken tarihten yaklaşık 4 ay sonra yani Aralık 2022’de öğrenmişlerdir. 4 ay boyunca beraat ettikleri dosya gerekçe gösterilerek cezaevinde tutulan mahpuslar, tahliyeleri için başvuruda bulunmuşlardır. Ancak Kurul’a çıkarılmadan infazları “pişmanlık” dayatmasını kabul etmedikleri gerekçesiyle 1 yıl uzatılmıştır. Bu sürenin dolması ile yani Aralık 2023’te mahpusların tahliyeleri 3 ay daha ertelenmiştir. Bu süre sonunda yine Kurul’a çıkarılmayan mahpuslar hakkında tahliyelerinin 5 ay daha ertelenmesine karar verilmiştir.

Abdurrahman GÜNER ile görüşen aile, GÜNER’in pişmanlık dayatmasını kabul etmediği için cezaevi idaresince “Sizi bırakmayacağız. Her defasında infazınızı yakacağız”, şeklinde tehdit edildiğini, Aydın KUDAT’ın ailesi ise KUDAT’ın kendilerine “Bağımsızların arasına gireceksiniz ya da sizi bırakmayacağız” şeklinde idare tarafından tehdit ve baskıya maruz kaldığını aktardığını belirtmektedir.

Her iki mahpusun da hasta olduğu ve tedavilerinin aksatıldığı iddia edilmektedir. Abdurrahman GÜNER’in ailesi, mahpusun ileri derecede mide sorunu yaşadığını, kardeşinin de mide kanserinden hayatını kaybettiğini, bu nedenle GÜNER’in kanser olma riskinden korktuklarını belirtmiştir. Ayrıca mahpusun bel fıtığı ve görme problemi de yaşadığını ifade etmiştir.

Yukarıda somut örnekleri ile ortaya konulan hak ihlalleri bağlamında; üyesi olduğum İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, kendisine Kanunla verilen görev ve sorumluluğun bir gereği olarak, derhal cezaevlerindeki İdare ve Gözlem Kurullarının aldığı keyfi ve hukuka aykırı kararların önüne geçmek adına bir çalışma başlatmalıdır.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca Türkiye’nin insan hakları uygulamalarının, taraf olduğu uluslararası antlaşmalara, Anayasa ve kanunlara uygunluğunu incelemek ve bu amaçla araştırmalar yapmak, bu konularda iyileştirmeler ve çözümler önermek Komisyonun görevleri arasında sayılmaktadır.

 

 

 

Tüm bu sebeplerle;

Ø  5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 89’uncu maddesinde yapılan değişiklik ile Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirmesine Dair Yönetmelik’in ve Yönetmelikle oluşturulan İdare ve Gözlem Kurullarının Anayasaya, AİHS’e ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşmalara, aykırı olup olmadığını incelemesi,

Ø  Bu inceleme sonucunda hak kayıplarını engelleyici yasal düzenlemeler yapılmasına yönelik çalışma gerçekleştirmesi,

Ø  Türkiye cezaevlerinde İdare ve Gözlem Kurulları tarafından infazı yakılan mahpusların sayılarının tespit edilmesi için Adalet Bakanlığı’na sorulması,

Ø  Keyfi ve hukuksuz kararlar ile hak ihlallerine yol açan ilgili İdare ve Gözlem Kurul üyeleri hakkında gerekli idari ve adli soruşturmaların başlatılması için girişimde bulunulması,

Ø  Karabük Cezaevinde bulunan mahpuslar başta olmak üzere İdare ve Gözlem Kurullarının” AİHS’e ve Anayasa’ya aykırı kararları ile kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ihlal edilen mahpuslar hakkında ivedilikle girişimde bulunması,

Ø  Karabük Cezaevindeki infaz yakmalara ilişkin iddiaları yerinde incelemek üzere İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde bulunan Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu harekete geçirmesi 

Amacıyla, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun acilen toplanmasını talep ederim.

 

Editör: Haber Merkezi