DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, siyasetçilerin serbest bırakılması için yasal değişikliğe gerek olmadığını belirterek, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmamasını “milli iradeye karşı tutum” olarak değerlendirdi. Kayyım uygulamalarının sürmesini de eleştiren Hatimoğulları, sürece ilişkin “teyit mekanizması”nın barışın önünde engel haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun nihai raporuna işaret ederek, tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması için mevcut hukuk çerçevesinin yeterli olduğunu söyledi. AYM ve AİHM kararlarının uygulanmamasını eleştiren Hatimoğulları, kayyım uygulamalarının sürdürülmesini de “Meclis iradesine aykırı” olarak nitelendirdi.

“Yasal düzenleme değil, mevcut kararların uygulanması gerekiyor”

Hatimoğulları, Independent Türkçe’ye verdiği röportajda, komisyon raporunun açık biçimde siyasetçilerin serbest bırakılmasının önünde yasal bir engel olmadığını ortaya koyduğunu belirtti. Buna rağmen yargının tutuklu yargılamayı sürdürmesini eleştiren Hatimoğulları, “Bu durum milli iradenin tanınmadığını gösteriyor” dedi.

Kayyım uygulamalarına da değinen Hatimoğulları, raporda kayyımların geri çekilmesi gerektiğinin açıkça ifade edildiğini hatırlatarak, mart ayında yeniden kayyım atanmasının yürütmenin rapora yaklaşımını ortaya koyduğunu söyledi.

“Teyit mekanizması sürecin önünü tıkamamalı”

Hatimoğulları, kamuoyunda tartışılan “TSK ve MİT teyidi” şartına ilişkin ise bu yaklaşımı eleştirdi. Demokratikleşme adımlarının silahsızlanma süreciyle paralel ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, “Teyit mekanizması doğal akışı tersine çeviriyor. Bu yaklaşım sürecin önünde tıkaca dönüşmemeli” ifadelerini kullandı.

“Silahlar sustu, artık siyaset alanı genişletilmeli”

PKK’nin silah bırakma sürecine de değinen Hatimoğulları, bu adımın Kürt siyasi hareketi ve Abdullah Öcalan’ın iradesiyle geliştiğini belirtti. Sürecin karşılıklı adımlarla güçlenebileceğini ifade eden Hatimoğulları, artık demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini söyledi.

Hatimoğulları, “Silahların sustuğu aşama tamamlandı. Bundan sonra yasal düzenlemelerle barış zemini güçlendirilmelidir” dedi.

“Toplum artık söz değil, güvence istiyor”

Kürt toplumunda “şimdi ne olacak?” sorusunun yaygınlaştığını belirten Hatimoğulları, bu soruya yanıtlarının net olduğunu vurguladı: “Artık söz değil, yasa zamanı.”

Barış yasası, kayyımların kaldırılması ve demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması gibi başlıkların artık somut talepler olduğunu ifade eden Hatimoğulları, toplumun vaatlere değil güvencelere ihtiyaç duyduğunu söyledi.

“Kürt meselesi çözülmüş değil”

Türkiye’de bazı çevrelerin Kürt meselesinin çözüldüğü yönündeki görüşlerini de eleştiren Hatimoğulları, bu iddiayı “gerçeği çarpıtma” olarak nitelendirdi. Sorunun tarihsel ve çok katmanlı olduğuna dikkat çeken Hatimoğulları, çözümün demokratik müzakere ve eşitlikçi bir siyasal düzenle mümkün olacağını ifade etti.

“Erdoğan süreçte tarihi rol oynayabilir”

Sürecin başarıya ulaşması halinde Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihi bir rol üstlenebileceğini belirten Hatimoğulları, ancak yeni anayasa ve adaylık tartışmalarında ilkesel duruşlarını koruyacaklarını söyledi.

Özgür Özel’den Gürlek’e “Gayrimenkul” Çıkışı: “19 Yıllık Maaşıyla 190 Yılda Alınamaz”
Özgür Özel’den Gürlek’e “Gayrimenkul” Çıkışı: “19 Yıllık Maaşıyla 190 Yılda Alınamaz”
İçeriği Görüntüle

“Üç senaryo var: barış, çatışma ya da sürünceme”

Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Hatimoğulları, özellikle ABD-İran geriliminin bölgeyi yeni bir savaşın eşiğine getirdiğini belirtti. Türkiye açısından üç olası senaryo olduğunu ifade eden Hatimoğulları, bunları şöyle sıraladı:

  • Demokratikleşme ve barış sürecinin hızlandırılması
  • Sürecin sonlandırılması ve çatışma riskinin artması
  • Sürecin sürüncemede bırakılması

Hatimoğulları, ilk seçeneğin Türkiye’yi bölgesel risklerden koruyacak tek yol olduğunu vurguladı.

“PKK’nin silah bırakması stratejik bir karar”

PKK’nin silah bırakmasının konjonktürel değil, stratejik bir karar olduğunu belirten Hatimoğulları, bölgesel savaş riskinin yeniden silahlanmayı değil, demokratikleşme ihtiyacını artırdığını söyledi.

“Newroz resmi tatil olmalı”

2026 yılındaki Newroz’un tarihsel bir dönemeç olduğunu ifade eden Hatimoğulları, bu yılki kutlamaların “Özgürlük ve Demokrasi Newrozu” şiarıyla gerçekleşeceğini belirtti.

Hatimoğulları, Newroz’un resmi tatil ilan edilmesi için Meclis’e kanun teklifi sunduklarını da açıkladı.

Röportaj: Müjgan Halis
Tarih: 18 Mart 2026

Muhabir: Güven BOĞA