Trump yönetiminin Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) ülkeler bazında sonlandırması, ABD’de yıllardır yaşayan yaklaşık 1 milyon göçmeni yeniden belirsizliğe ve sınır dışı edilme tehlikesine itiyor. El Salvador, Sudan, Ukrayna ve Lübnan’dan yaklaşık 300 bin kişinin statüsünü bu yıl kaybetmesi beklenirken, bazıları savaş bölgelerine geri gönderilme riskiyle karşı karşıya.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminin başında yaklaşık 1,3 milyon kişi, 17 ülkeden Geçici Koruma Statüsü (TPS) kapsamında ABD’de yaşıyor ve çalışıyordu. TPS, ülkelerindeki silahlı çatışma, doğal afet veya olağanüstü koşullar nedeniyle güvenli biçimde geri dönemeyen kişileri sınır dışı edilmekten koruyan insani bir statü olarak uygulanıyor.

Ancak Trump yönetimi 2025’ten itibaren bu ülkeler için TPS uygulamalarını sonlandırmaya veya yenilememeye başladı. Böylece statüsünü kaybeden ya da kısa süre içinde kaybedecek kişilerin sayısı 1 milyona yaklaştı.

Yıllardır ABD’de yaşayanlar yeniden belirsizlikte

TPS sahiplerinin önemli bir bölümü ABD’de yıllardır, hatta bazıları birkaç on yıldır yaşıyor. Statünün sona ermesiyle birlikte yalnızca sınır dışı edilme riski değil, çalışma izinlerinin kaybedilmesi ve ailelerin parçalanması tehlikesi de ortaya çıkıyor.

Bazı kişiler ise ABD’den ayrılmaları halinde savaş, siyasi şiddet veya ağır insani krizlerin yaşandığı ülkelere dönmek zorunda kalabilecek.

Afganistan, Haiti ve Suriye gibi bazı ülkeler ABD Dışişleri Bakanlığı’nın seyahat edilmemesi yönündeki en ağır uyarıların bulunduğu ülkeler arasında yer alıyor.

Mahkemelerin müdahale alanı daraldı

TPS uygulamalarının sona erdirilmesi yargıya da taşındı. Trump yönetimi 2025 sonbaharında Suriye ve Haiti vatandaşlarının TPS statülerini yenilemeyeceğini açıkladı. Alt mahkemeler kararları durdururken süreç daha sonra ABD Yüksek Mahkemesi’ne taşındı.

Yüksek Mahkeme, Haziran 2026’da Mullin v. Doe davasında, federal mahkemelerin bir ülkeye verilen TPS’nin sona erdirilmesine yönelik itirazların büyük bölümünü inceleyemeyeceğine hükmetti.

Karar, TPS'nin sonlandırılmasının gerçekten gerekli veya hukuka uygun olup olmadığının mahkemeler tarafından kapsamlı biçimde denetlenmesinin önünü önemli ölçüde kapattı.

İç Güvenlik Bakanlığı Genel Hukuk Müşaviri James Percival kararı, TPS'nin "her zaman geçici olması gerektiği" görüşünün doğrulanması olarak değerlendirdi.

Ancak karara karşı çıkanlar, statünün geçici olmasının sonlandırmanın her koşulda hukuka uygun veya insani olduğu anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.

TPS neden oluşturulmuştu?

TPS, 1990 tarihli Göç Yasası ile oluşturuldu. Yasanın arkasındaki temel amaçlardan biri, daha önce uygulanan ve hükümetlerin takdirine fazlasıyla bağlı olan Extended Voluntary Departure sistemindeki keyfiliği ortadan kaldırmaktı.

1980'lerde El Salvador'daki iç savaş nedeniyle ülkesinden ayrılan çok sayıda kişi ABD'de kalmaya çalışmıştı. Ancak dönemin siyasi koşulları nedeniyle Salvadorluların hem bu statüden hem de sığınma sisteminden yararlanma oranları oldukça düşüktü.

Kongre, savaş veya ağır tehlike nedeniyle ülkelerine dönemeyen ancak ABD'nin dar sığınma kriterlerini karşılamayan insanlar için daha standart ve öngörülebilir bir koruma mekanizması oluşturmak istedi.

Dönemin Temsilciler Meclisi üyesi Sander Levin, TPS'nin amacını, sınır dışı edilmelerin ertelenmesi için daha standart bir sistem oluşturmak olarak açıklamıştı.

En büyük sorun: Kalıcı oturum yolu yok

TPS'nin en önemli açmazlarından biri ise bu statünün kendiliğinden kalıcı oturum hakkına dönüşmemesi.

Yasal daimi oturum, yani "green card", esas olarak aile bağları, belirli niteliklere sahip işler veya sığınma gibi farklı yollar üzerinden elde edilebiliyor.

TPS sahibi olmak ise kişiyi yasal olarak ABD'de bulundursa da onu daimi oturum sahibi yapmıyor.

Kongre geçmişte bazı ülke vatandaşları için özel düzenlemelerle kalıcı oturum yolları oluşturdu. Ancak TPS kapsamındaki insanların büyük çoğunluğu için böyle bir yol açılmadı.

Bu nedenle TPS bazı ülkeler için birkaç yıl sonra sona ererken, El Salvador, Honduras ve Nikaragua gibi ülkelerde on yıllarca uzayan bir geçici statüye dönüştü.

Statü sona erdiğinde ne olacak?

TPS'si sona eren bir kişi başka bir göçmenlik statüsüne geçemediği takdirde çalışma iznini kaybediyor ve ABD'deki yasal koruması sona eriyor.

En az 60 gün önceden bildirim yapılması gerekiyor. Ancak bu süre, çoğu TPS sahibi açısından ABD'de kalıcı ve yasal bir statü elde etmek için yeterli olmayabiliyor.

Bazı kişiler sınır dışı edilme sürecinde göçmenlik mahkemesine çıkma hakkına sahip olsa da, burada sığınma veya başka bir koruma talep edebilmek için ayrı yasal şartları karşılamaları gerekiyor.

Öğrenci veya çalışma vizesine geçiş de çoğu TPS sahibi için kolay bir seçenek değil. Bazılarının ABD dışından başvuru yapması gerekirken, bazıları yıllarca süren vize kotalarıyla karşı karşıya kalabiliyor.

300 bin kişi bu yıl statüsünü kaybedebilir

Bu yıl El Salvador, Sudan, Ukrayna ve Lübnan'dan yaklaşık 300 bin kişinin TPS statüsünü kaybetmesi bekleniyor.

Özellikle Ukrayna ve Lübnan açısından durum dikkat çekiyor. Her iki ülkede de ciddi silahlı çatışmalar devam ederken, TPS'nin sona erdirilmesi bu ülkelerden gelen insanların savaş koşullarına geri gönderilmesi anlamına gelebilecek.

El Salvador ve Sudan'dan gelen bazı TPS sahipleri ise 20 yıldan uzun süredir ABD'de yaşıyor.

Dolayısıyla mesele yalnızca göçmenlik statüsünün sona ermesi değil; insanların uzun yıllar boyunca kurdukları yaşamların, aile bağlarının ve topluluklarının da parçalanması anlamına geliyor.

"Geçici" statü, yıllarca süren bir hayata dönüştü

TPS'nin 1990'da oluşturulduğu sırada Kongre'nin insanların ABD'de onlarca yıl kalabileceğini öngörüp öngörmediği bilinmiyor. Ancak yasa, TPS için kesin bir zaman sınırı koymadı.

Bu nedenle bazı göçmenler açısından "geçici" olarak başlayan koruma, 20-30 yıla yayılan bir yaşam statüsüne dönüştü.

Yüksek Mahkeme kararına karşı çıkan Yargıç Elena Kagan da kararın ardından, TPS'nin sonsuza kadar devam edeceğine dair bir güvence vermediğini ancak statünün sona erdirilmesinin bazı kişiler açısından hayati tehlike ve ağır sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

Trump yönetiminin kalan TPS programlarını da sonlandırmaya yönelmesiyle birlikte ABD'de şimdi temel soru şu: Yıllardır bu ülkede yaşayan ve başka bir yasal statüye geçme imkânı bulunmayan yaklaşık 1 milyon insanın geleceği ne olacak?

Jean Lantz Reisz

Clinical Associate Professor of Law, Co-Director, USC Immigration Clinic, University of Southern California