Adana Demokratik Kurumlar Platformu, İnönü Parkı’nda gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla 2026 Newroz süreci, gözaltılar ve siyasi tutuklulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Platform adına açıklamayı DEM Parti Adana İl Eş Başkanı Seyfettin Aydemir okudu. Açıklamaya KESK, İHD, Emek Partisi ve Kaldıraç da destek verdi.
“Newroz, Özgürlük ve Dayanışmanın Simgesidir”
Adana Demokratik Kurumlar Platformu tarafından yapılan açıklamada, 2026 Newroz’un yalnızca bir bayram olmadığı, halkların özgürlük, dayanışma ve eşitlik taleplerini ifade ettiği tarihsel bir dönemeç olduğu vurgulandı.
Newroz’un hem ulusal bir değer hem de baharın gelişiyle birlikte ezilen halkların özgürlüğünü simgeleyen güçlü bir şenlik olduğu belirtilirken, Orta Doğu halkları açısından da siyasi ve toplumsal anlamı derin bir dayanışma günü olduğu ifade edildi.
“Baskıcı Uygulamalar Coşkuyu Gölgeledi”
Platform açıklamasında, bu anlamlı sürecin baskıcı uygulamalarla gölgelendiği belirtildi.
Gece yarısı veya sabaha karşı yapılan ev baskınlarında yüzlerce kişinin gözaltına alındığı, evlerin talan edildiği, eşyaların karıştırıldığı ve insanlık dışı muamelelerin yaşandığı ifade edildi. Bu uygulamaların işkence boyutuna vardığı ve barış ile demokratik toplum sürecine ciddi zarar verdiği kaydedildi.
“Siyasi Tutsaklar Derhal Serbest Bırakılmalı”
Adana Demokratik Kurumlar Platformu, cezaevlerinin boşaltılması ve tüm siyasi tutukluların derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Açıklamada, baskıcı uygulamaların devam etmesinin toplumdaki barış ve güven duygusunu zedelediği, sürece dair kaygıları artırdığı ve halkın sürece katkı sunmasını engellediği ifade edildi.
“Somut Adımlar Atılmalı”
Platform, halkın tüm kesimlerini temsil eden kurumlar olarak bu uygulamalara karşı güçlü bir toplumsal tepki verilmesi gerektiğini vurguladı.
Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için yetkililerin derhal somut adımlar atması ve hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde siyasi tutukluların serbest bırakılması gerektiği belirtildi.
“Barış ve Güven İçin Baskılar Sona Ermeli”
Açıklamanın sonunda, mevcut uygulamaların ne Türk toplumuna ne de Kürt toplumuna olumlu katkı sunmayacağı ifade edildi.
Toplumsal barışın sağlanması, halkların özgürlüğünün güvence altına alınması ve ailelerin güven duygusunun korunması için baskıcı uygulamalara son verilmesi çağrısı yapıldı. Özellikle tutuklanan gençlerin derhal serbest bırakılması ve adaletin tesis edilmesi talebi bir kez daha güçlü şekilde dile getirildi.








