Alevi kurumları, 3 Ocak’ta Hatay’ın Yayladağı Sınır Kapısı’nda Suriye’de Alevi halkına yönelik süren katliam ve yok etme politikalarına karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada yaşananların soykırım niteliği taşıdığı vurgulanarak ulusal ve uluslararası kamuoyuna acil müdahale çağrısı yapıldı.
Sınırda Vicdan Buluşması
Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların her geçen gün daha da ağırlaştığı bir dönemde, Türkiye’nin Suriye sınırında yer alan Yayladağı Sınır Kapısı, önemli bir buluşmaya sahne oldu. Alevi kurumları, 3 Ocak’ta “Suriye’de Alevi soykırımını durdurun” talebiyle sınır kapısında bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklama, yalnızca bir protesto değil; aynı zamanda sınırın hemen ötesinde yaşananlara karşı yükselen kolektif bir vicdan çağrısı olarak değerlendirildi.
Çağrıcı Kurumlar: Geniş ve Birleşik Bir Alevi İradesi
Basın açıklamasının çağrıcısı olan kurumlar şunlar oldu:
-
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF)
-
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
-
Alevi Kültür Dernekleri
-
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı
-
Demokratik Alevi Derneği (DAD)
-
Adana Alevi Kurumları
-
Samandağ ve Antakya Alevi Kurumları
-
Mersin Alevi Kurumları
-
Adana Alevi Platformu
-
Antakya Emek ve Demokrasi Platformu
-
Samandağ Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu
Alevi kurumları, Suriye’de yaşananlara karşı tek tek değil, birleşik bir güç olarak hareket ettiklerinin altını çizdi.
Siyasi Partilerden ve Toplumun Geniş Kesimlerinden Destek
Basın açıklamasına CHP, DEM Parti, SYKP, EMEP, DBP temsilcileri, milletvekilleri, sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katılarak destek verdi. Katılımcılar, sınırın hemen ötesinde yaşananlara sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı.
Konuşmalar: Farklı Kürsülerden Ortak Bir Gerçek
Basın açıklamasında sırasıyla şu isimler konuştu:
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Suriye’de yaşananların artık gizlenemez bir noktaya ulaştığını belirterek, “Bu yaşananlar bir iç savaşın yan ürünü değil; doğrudan bir inancı ve halkı hedef alan soykırım politikasıdır” dedi.
Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, sınırın iki yakasında yaşayan halkların tarihsel ve kültürel bağlarına dikkat çekerek, yaşananların yalnızca Suriye’nin değil, bölgenin tamamının meselesi olduğunu vurguladı.
Alevi Bileşenleri adına konuşan Hamit Karaoğullarından, Alevi halkının yüzyıllardır benzer saldırılarla karşı karşıya kaldığını belirterek, cezasızlık politikalarının bu süreci beslediğini ifade etti.
CHP Parti Meclisi Üyesi Nihat Dağ, Türkiye’nin ve uluslararası toplumun sessizliğini eleştirerek, “Bu sessizlik, bu suçun ortağı olmaktır” dedi.
Demokratik Alevi Derneği Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Alevilere yönelik saldırıların mezhepçi ve ideolojik bir arka plana sahip olduğunu vurgulayarak, Alevi halkının varlığının hedef alındığını söyledi.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, yaşananların insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, konunun Meclis gündemine taşınması çağrısında bulundu.
SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, emperyalist politikaların ve bölgesel güç mücadelelerinin mezhepçi şiddeti derinleştirdiğini ifade etti.
Antakya Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan konuşmada, yaşananların yalnızca Alevi halkını değil, bölgede bir arada yaşam umudunu da hedef aldığı dile getirildi.
Ayrıca Avrupa Arap Alevileri Federasyonu tarafından gönderilen yazılı mesaj alanda okunarak uluslararası dayanışma vurgusu yapıldı.
“Yanı Başımızda Bir Halk Yok Ediliyor”
Ortak açıklamada, 8 Aralık 2024’ten bu yana Alevi yerleşimlerinin kuşatma altında olduğu, köylerin basıldığı, sivillerin infaz edildiği, kadın ve çocukların kaçırıldığı, cinsel saldırıya uğradığı veya katledildiği ifade edildi. Hayatta kalanların ise açlık, yardımsızlık ve sürekli tehdit altında yaşamaya zorlandığı belirtildi.
Alevilere ait ibadethanelerin bombalanmasının, mahallelerin yakılmasının ve evlerin yağmalanmasının “çatışma” olarak adlandırılamayacağı vurgulanarak, bunların ağır insanlık suçları olduğu dile getirildi.
Geçmişten Bugüne Süren Bir Karartma
Açıklamada, Suriye’de yaşananların Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarından bağımsız olmadığı vurgulandı. Aynı inkâr politikalarının, aynı cezasızlık düzeninin ve aynı zihniyetin farklı coğrafyalarda yeniden üretildiği ifade edildi.
“Bu noktadan sonra tarafsızlık yoktur. Kimse ‘bilmiyorduk’ diyemez” denilerek sessizliğin suça ortaklık olduğu vurgulandı.
Net Talepler, Net İfadeler
Alevi kurumları taleplerini şu başlıklar altında sıraladı:
-
TBMM çatısı altında bağımsız bir araştırma heyeti kurulması
-
Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların derhal durdurulması
-
Azınlıklar için acil ve güvenli insani yardım koridorları açılması
-
Bölge ülkelerinin mezhepçi ve emperyalist politikalardan vazgeçmesi
-
Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun sorumluluk alması
“Susmuyoruz, Unutmuyoruz, Boyun Eğmiyoruz”
Basın açıklaması, “Bugün yaşananlar katliamdır, tehcirdir, soykırımdır. Buna karşı susmak bu suça ortak olmaktır” sözleriyle sona erdi. Alevi kurumları, mücadeleyi sürdüreceklerini ve dayanışmayı büyüteceklerini ilan etti.







