Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Gazze'den Ukrayna'ya, Yemen'den dünyanın farklı bölgelerindeki toplumsal protestolara kadar uzanan insan hakları ihlallerine dikkat çekti. İsrail'in Gazze'deki saldırılarının sürdüğünü, Filistinlilerin bölgenin yalnızca yüzde 30'una sıkıştırıldığını belirten Türk, uluslararası insancıl hukuka uyulması çağrısında bulundu. Ukrayna'da sivillere yönelik saldırıların ağırlaştığını vurgulayan Türk, Yemen'de Husilerin alıkoyduğu 71 BM çalışanının derhal serbest bırakılmasını istedi.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında dünyanın farklı bölgelerinde devam eden savaşları, sivillere yönelik saldırıları, insan hakları ihlallerini ve gençlerin öncülük ettiği toplumsal protestoları değerlendirdi.

Uluslararası toplumun insan haklarının korunması konusunda daha güçlü bir tutum alması gerektiğini belirten Türk, özellikle çatışma bölgelerinde yaşayan sivillerin korunmasının devletlerin ve çatışan tarafların uluslararası hukuk kapsamındaki sorumluluğu olduğunu hatırlattı.

Türk, insan haklarını savunanların zaman zaman kendilerini yalnız ve birbirlerinden kopuk hissettiklerini belirterek, dünya genelinde insanların büyük çoğunluğunun insan haklarını önemsediğini ve zulmü reddettiğini söyledi.

Gazze'de Filistinliler topraklarının yüzde 30'una sıkıştırıldı

Volker Türk'ün açıklamalarında en dikkat çekici başlıklardan biri İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları ve Filistinli sivillerin karşı karşıya bulunduğu insani kriz oldu.

Gazze'deki durumdan derin kaygı duyduğunu belirten Türk, Filistinlilerin artık bölgenin yaklaşık yüzde 30'unda yaşamaya zorlandığını, gıda ve temel hizmetlere erişimde ciddi sıkıntılar yaşandığını ifade etti.

İsrail güçlerinin saldırıları sonucunda Filistinlilerin yaşamını yitirmeye devam ettiğini vurgulayan Türk, sivillerin güvenliğinin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması gerektiğini belirtti.

Gazze'de yaşananların yalnızca askeri bir çatışma olarak değerlendirilemeyeceğine işaret eden açıklamalar, sivillerin yaşam hakkı, zorla yerinden edilme ve temel ihtiyaçlara erişim sorunlarının uluslararası hukukun merkezinde bulunduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.

İsrail'de yeni hükümete çağrı: Savaşın gidişatını değiştirin

İsrail'de salı günü gerçekleştirilen seçimlerin ardından kurulacak yeni hükümete de seslenen Türk, Gazze'deki askeri yaklaşımın değiştirilmesini istedi.

Yeni İsrail hükümetinin savaşın gidişatını değiştirmesi ve uluslararası insancıl hukuka saygı göstermesi gerektiğini söyleyen Türk, sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerin siyasi tercihlere bağlı olmadığını vurguladı.

İsrail'in insani yardım akışını kontrol etmesi nedeniyle BM'nin yeni hükümet üzerindeki etkisinin ne olabileceği yönündeki soruları da yanıtlayan Türk, insan hakları ihlallerinin bağımsız biçimde izlenmesinin önemine dikkat çekti.

Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'deki izleme faaliyetlerinin sürdürülmesi gerektiğini belirten Türk, bu çalışmaların uluslararası kararların doğrulanabilir bilgilere dayanmasını ve dünya kamuoyunun yaşananlardan haberdar olmasını sağladığını ifade etti.

Hamas'ın yargısız infaz iddiaları da gündemde

BM'nin yalnızca İsrail'i eleştirdiği yönündeki suçlamaları reddeden Volker Türk, 7 Ekim saldırılarının da BM tarafından defalarca kınandığını hatırlattı.

BM İnsan Hakları Ofisi'nin Hamas ve Filistinli yetkililer tarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen ihlalleri de izlediğini belirten Türk, özellikle Hamas mensuplarının yargısız infaz gerçekleştirdiğine ilişkin haberlerden ciddi kaygı duyduğunu söyledi.

Türk'ün açıklamaları, uluslararası insan hakları hukukunun ve sivillerin korunmasına ilişkin temel ilkelerin çatışmanın bütün tarafları için geçerli olduğu yaklaşımını ortaya koydu.

Ukrayna'da sivil kayıplar 2022'den bu yana en yüksek düzeye çıkabilir

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri, Rusya-Ukrayna savaşında sivillere yönelik saldırıların giderek yoğunlaşmasından da derin endişe duyduğunu açıkladı.

Özellikle insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen saldırıların artması nedeniyle sivil kayıpların 2022'den bu yana en yüksek seviyeye ulaşabileceği uyarısında bulundu.

Elektrik şebekelerinin hedef alınmasının özellikle yaşlılar ve engelli bireyler üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirten Türk, demiryolu altyapısı ve süpermarketlere yönelik saldırıların da sivil yaşamı giderek daha fazla tehdit ettiğini söyledi.

Enerji altyapısının zarar görmesi, elektrik ve ısınma gibi temel hizmetlere erişimi zorlaştırırken, ulaşım ve ticari alanların hedef alınması da günlük yaşamın sürdürülebilirliğini olumsuz etkiliyor.

“Ukrayna'daki sivillerin yaşadıklarına yeterince empati gösterilmiyor”

Volker Türk, Ukrayna'daki insani durumun uluslararası gündemde yeterince karşılık bulmadığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Ukrayna'daki sivillerin yaşadığı acılara karşı çoğu zaman hiçbir empati gösterilmediğini hissediyorum.”

Türk, olası ateşkes görüşmelerinde ve barış müzakerelerinde insan haklarının temel bir başlık olarak ele alınmasını istedi.

Savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin yalnızca askeri ve siyasi düzenlemelerle sınırlı kalmaması, sivillerin güvenliğini ve temel haklarını da güvence altına alması gerektiğine işaret etti.

Yemen'de sivil hedeflere saldırılar savaş suçu oluşturabilir

Basın toplantısında Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'daki havalimanlarına ve diğer sivil altyapı tesislerine yönelik saldırıları da gündeme geldi.

Bu saldırıların savaş suçu oluşturup oluşturmadığı sorusunu yanıtlayan Türk, açık biçimde askeri hedef niteliği taşımayan sivil tesislerin hedef alınmasının savaş suçlarına ilişkin ciddi hukuki sorular doğurduğunu belirtti.

Uluslararası insancıl hukuk kapsamında sivillerin ve sivil nitelikteki yapıların doğrudan hedef alınmasının yasak olduğuna dikkat çeken değerlendirme, çatışan tarafların askeri hedeflerle sivil alanlar arasında ayrım yapma yükümlülüğünü yeniden gündeme getirdi.

Bir saldırının savaş suçu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi ise olayın koşullarının ve ilgili hukuki unsurların incelenmesini gerektiriyor.

Husilere çağrı: Alıkonulan 71 BM çalışanını derhal serbest bırakın

Türk, Yemen'de Husiler tarafından alıkonulan 71 Birleşmiş Milletler çalışanının durumuna ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Çalışanların derhal ve koşulsuz biçimde serbest bırakılmasını isteyen Türk, gözaltı merkezlerindeki koşullara ilişkin son derece ağır ve endişe verici haberler aldıklarını belirtti.

BM personelinin güvenliğinin sağlanmasının insani yardım faaliyetlerinin sürdürülebilmesi açısından da kritik önem taşıdığına dikkat çekildi.

Sırbistan'dan Nepal'e gençlerin protestoları: Eşitlik ve adalet talebi büyüyor

Volker Türk, basın toplantısında yalnızca silahlı çatışmalara değil, farklı ülkelerde yükselen toplumsal hareketlere de değindi.

Sırbistan, Bangladeş, Nepal ve Madagaskar'da gençlerin öncülük ettiği protestoların yolsuzluğa ve eşitsizliğe karşı büyüyen toplumsal tepkiyi yansıttığını söyledi.

Gençlerin öncülük ettiği hareketlerin, insan haklarının güçlendirilmesi ve kamu yönetiminde hesap verebilirliğin sağlanması yönündeki talepleri görünür kıldığını belirtti.

Bu protestoların farklı siyasal ve toplumsal koşullarda ortaya çıkmasına rağmen ortak noktasının adalet, eşitlik ve temel hakların korunması yönündeki beklentiler olduğunu ifade etti.

Türk, insan hakları savunucularının zaman zaman yalnız hissetmelerine rağmen dünya genelinde hak ve özgürlüklere yönelik güçlü bir toplumsal duyarlılık bulunduğunun altını çizdi.

BM'den dünyaya mesaj: Sivillerin yaşam hakkı siyasi hesapların gerisinde kalmamalı

Volker Türk'ün Gazze, Ukrayna ve Yemen'e ilişkin değerlendirmeleri, farklı coğrafyalardaki savaşlarda sivillerin benzer tehlikelerle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

Gazze'de daralan yaşam alanları, gıda ve temel hizmetlere erişimdeki sıkıntılar; Ukrayna'da enerji ve ulaşım altyapısına yönelik saldırılar; Yemen'de sivil tesislerin hedef alınması ve BM çalışanlarının alıkonulması, uluslararası insancıl hukukun uygulanması konusundaki sorunları gündeme taşıyor.

Türk'ün açıklamalarının ortak mesajı ise savaşın tarafı kim olursa olsun sivillerin korunması, insan hakları ihlallerinin bağımsız biçimde izlenmesi ve uluslararası hukuk kurallarının uygulanması gerektiği oldu.

Kaynak: Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği açıklamaları ve BM basın toplantısı, 28 Ekim 2026.