TBMM Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsmail Saymaz’ın evinden televizyon yayınına katıldığı görüntüler üzerinden gazetecilere yönelik kısıtlamaları eleştiren Arınç, yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla sınırlandırılmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.

Arınç, paylaşımında kendi görev dönemindeki medya ilişkilerini de anlatarak basın özgürlüğünün ifade özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

“Evinden çıkamıyor ama konuşabiliyor, yazabiliyor”

Bir haber kanalında İsmail Saymaz’ın evinden yayına bağlandığını gördüğünü aktaran Arınç, gazetecinin adli kontrol kapsamında dışarı çıkamamasına tepki gösterdi.

Saymaz’ın gazeteciliğine ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulunan Arınç, bazı gazetecilerin de cezaevinde olduğunu hatırlattı. Elektronik kelepçe uygulamasıyla Saymaz’ın dışarı çıkmasının engellendiğini, buna karşılık televizyona bağlanıp konuşabildiğini ve gazetesine yazılarını gönderebildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu hâliyle Nasrettin Hoca’nın türbesi gibi dört tarafı açık ama kapısında büyük bir kilit var. Bu durum beni gerçekten üzüyor ve utandırıyor.”

“Her görüşten gazetecinin haberciliğine ihtiyacımız var”

Gazetecilerin siyasi görüşlerine göre ayrılmaması gerektiğini vurgulayan Arınç, basın özgürlüğünün toplumun haber alma hakkı açısından önemine dikkat çekti.

Arınç, açıklamasında şunları kaydetti:

“Gazeteciler görevlerini yaparken özgür, basın ise tam anlamıyla hür olmalıdır. İktidarı desteklesin ya da muhalif olsun, toplum olarak bizlerin her görüşten gazetecinin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyacı vardır. Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez ve doğru değildir.”

Erdoğan’ın “soran, sorgulayan, eleştiren taban” sözlerini hatırlattı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir parti grup toplantısında kullandığı “Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var” sözlerine de atıfta bulunan Arınç, aynı yaklaşımın gazetecilere yönelik olarak da benimsenmesi gerektiğini ifade etti.

Arınç, gazetecilerin eleştirilerinin, araştırmalarının ve haberlerinin bu bakış açısıyla anlayışla karşılanması çağrısında bulundu.

Görev dönemindeki medya ilişkilerini anlattı

Başbakan yardımcılığı sırasında medya ile ilişkilerden de sorumlu olduğunu belirten Arınç; TRT, Anadolu Ajansı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, RTÜK ve bağlantılı kuruluşlarla ilkeler çerçevesinde ilişkiler kurduğunu söyledi.

Kendisinden önce görev yapan Prof. Dr. Beşir Atalay döneminde çıkarılan Basın Kanunu’nu olumlu değerlendiren Arınç, görevini bu kanunun gerekçelerine uygun biçimde yürütmeye çalıştığını ifade etti.

RTÜK mevzuatının yenilenmesi sürecine de değinen Arınç, eski kanunun çok sayıda maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini ve paydaşlarla birlikte yeni bir düzenleme hazırladıklarını anlattı.

Kendi görev dönemindeki uygulamaları savunan Arınç, basın özgürlüğünü geniş yorumladıklarını ve Avrupa Birliği standartlarında bir ifade özgürlüğü anlayışını hayata geçirmeye çalıştıklarını belirtti.

“Ceza kanunlarında özgürlükçü yaklaşım esas olmalı”

Basın özgürlüğünün temel ilke olması gerektiğini söyleyen Arınç, ceza kanunlarının uygulanmasında da özgürlükçü bir yaklaşım benimsenmesini istedi.

Bu yaklaşım içinde eleştiri ile hakaret arasındaki ayrımın gözetilmesi gerektiğini belirten Arınç; haberlerde doğruluk, dürüstlük ve etik sorumluluğun da önem taşıdığını ifade etti.

Geçmişte yurt dışındaki bazı basın kuruluşlarının kendilerine tutuklu gazetecilerle ilgili bir liste gönderdiğini de anlatan Arınç, yaptırdığı incelemede listedeki kişilerin gazetecilik faaliyetleri dışındaki suçlamalar nedeniyle tutuklu veya hükümlü oldukları sonucuna ulaştıklarını savundu. Arınç, bu değerlendirmeyi ilgili kuruluşlarla paylaştıklarını söyledi.

Nedim Şener, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ı andı

Ergenekon sürecindeki yargılamalara da değinen Arınç, gazeteciler Nedim Şener ve Mustafa Balbay’a destek verdiğini belirtti.

Bilim insanı Mehmet Haberal’ın tutukluluk sürecinde de yanında olduğunu ifade eden Arınç, bu kişilerin suçlanmaması gerektiğini savunduğunu ve sonrasında beraat ettiklerini hatırlattı.

Arınç, geçmişteki bu tutumunu hatırlatarak günümüzde de gazetecilerin özgürce görev yapabilmesi gerektiği mesajını verdi.