Adana’da 1. Çukurova Alevi Kültür Festivali kapsamında düzenlenen “Barış Süreci” panelinin açılış konuşmasını yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Adana Şubesi Başkanı Saim Yılmaz, barışın toplumsal geleceğin inşasında taşıdığı öneme dikkat çekti. Yılmaz, “Bu topraklar yeterince acı yaşadı, yeterince bedel ödedi. Artık birbirimizi ötekileştirmek değil, anlamak; ayrışmak değil, ortak bir gelecek kurmak zorunluluğu doğmuştur” dedi. Panelde konuşan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Yeni Parti Ankara Milletvekili Okan Konuralp ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise barış sürecinin kalıcılaşması için demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, eşit yurttaşlık ve toplumsal güvenin önemini vurguladı.

Adana’da gerçekleştirilen 1. Çukurova Alevi Kültür Festivali, kültürel etkinliklerin yanı sıra Türkiye’nin geleceğine ilişkin toplumsal ve siyasal tartışmaların ele alındığı buluşmalara da ev sahipliği yaptı. Festival kapsamında düzenlenen “Barış Süreci” panelinde, barışın toplumsal temelleri, birlikte yaşam ve ortak gelecek arayışları gündeme taşındı.
Bülent Gültekin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Yeni Parti Ankara Milletvekili Okan Konuralp ve DEM Parti İstanbul Milletvekili, İmam Rıza Ocağı dedelerinden Celal Fırat konuşmacı olarak yer aldı.
Panele CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, CHP Adana İl Başkanı Orhan Bayram, CHP ilçe yöneticileri, DEM Parti Adana İl Örgütü temsilcileri, inanç örgütlerinin başkanları ve üyeleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Saim Yılmaz: “Bir ülkenin en büyük gücü silahı değil, barışı sağlayabilme iradesidir”
Panelin açılış konuşmasını yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Adana Şubesi Başkanı Saim Yılmaz, konuşmasına katılımcıları selamlayarak başladı.
Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı olmadığını, adalet ve kardeşlikle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Değerli canlar, kıymetli konuklar...
Bir ülkenin en büyük gücü silahı değil, barışı sağlayabilme iradesidir. Çünkü barışın olmadığı yerde gelecek eksik, adaletin olmadığı yerde kardeşlik yarımdır.
Hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Birincisini düzenlediğimiz Alevi Kültür Festivali ve Barış Süreci paneline hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.”
“Bu topraklar yeterince acı yaşadı, yeterince bedel ödedi”
Türkiye’de yaşanan acılara ve toplumsal ayrışmalara dikkat çeken Yılmaz, artık farklılıkları derinleştirmek yerine karşılıklı anlayış ve ortak yaşam iradesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu topraklar yeterince acı yaşadı, yeterince bedel ödedi. Artık birbirimizi ötekileştirmek değil, anlamak; ayrışmak değil, ortak bir gelecek kurmak zorunluluğu doğmuştur.
Barış, bir tarafın kazanıp diğerinin kaybetmesi değildir.
Bugün burada bu geleceğin imkânlarını ve sorumluluklarımızı konuşmak için bir aradayız.”
“Çocuklarımıza çatışmanın değil, barışın mirasını bırakmalıyız”
Barış arayışının gelecek kuşaklara karşı bir sorumluluk olduğunu ifade eden Yılmaz, çocukların korku ve çatışma ortamında değil, umut ve güven içerisinde yaşayabilecekleri bir ülkenin oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Yılmaz, konuşmasının son bölümünde şu sözlere yer verdi:
“Dileğimiz, çocuklarımıza çatışmanın değil barışın, korkunun değil umudun miras bırakıldığı bir ülke bırakmak.
Panelimizin barışa ve kardeşliğe katkı sunmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Barışın yolu açık, umudumuz daim olsun.
Aşk ile kalın. İyi ki varsınız. Eyvallah.”
Barış süreci farklı siyasi partilerin temsilcileriyle ele alındı
Saim Yılmaz’ın açılış konuşmasının ardından gerçekleştirilen panelde, farklı siyasi partilerden milletvekilleri barış sürecine ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Yeni Parti Ankara Milletvekili Okan Konuralp ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın yer aldığı panelde, geçmiş çözüm girişimleri, mevcut sürecin geldiği aşama, silahların bırakılması, demokratikleşme, eşit yurttaşlık ve toplumsal barışın kalıcılaştırılması konuları ele alındı.
Oğuz Kaan Salıcı: “Kürt meselesinin çözümü için atılan adımları desteklemeye devam edeceğiz”
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, konuşmasında geçmiş çözüm süreci ile bugün yürütülen süreci karşılaştırarak CHP’nin Kürt meselesinin demokratik ve parlamenter yöntemlerle çözülmesinden yana olduğunu söyledi.
CHP’nin 2012-2015 yıllarındaki çözüm sürecine karşı olmadığını, ancak sürecin parlamentonun dışında yürütülmesini eleştirdiğini belirten Salıcı, “Cumhuriyet Halk Partisi o dönem sürece eleştirel yaklaşıyordu. Karşı çıkmıyordu. Yani bu süreç olmasın, Kürt meselesi çözülmesin demiyordu. Bu yöntemle Kürt meselesi çözülemez diyordu” ifadelerini kullandı.
Mevcut süreçte parlamentonun devreye girmesini, örgütün fesih ve silah bırakma açıklamalarını ve yasal düzenlemeleri önemli gelişmeler olarak değerlendiren Salıcı, geçmişte ulaşılamayan bir aşamaya gelindiğini savundu.
CHP’nin 1989 yılında hazırladığı Kürt sorununa ilişkin raporu hatırlatan Salıcı, partisinin çözüm konusundaki tarihsel yaklaşımının değişmediğini belirtti.
“Biz sürecin yürütücüsü değiliz Cumhuriyet Halk Partisi olarak. Ama biz tarihsel olarak Kürt meselesinin çözülmesi gerektiğini en erken söyleyen, en erken sahip çıkan siyasi partiyiz.”
“AYM kararlarına uymak için çözüm sürecine mi ihtiyaç var?”
Türkiye’de demokratikleşme alanında yaşanan sorunlara da değinen Salıcı, kayyum uygulamalarını, belediye başkanlarının tutuklanmasını ve yüksek mahkeme kararlarının uygulanmamasını eleştirdi.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının zaten hukuki bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Salıcı, “Anayasa Mahkemesi kararlarına uymak için Türkiye’de bir çözüm sürecinin olmasına, Kürt meselesinin konuşulmasına gerek var mı? Bu olması gereken zaten” dedi.
Bütün demokratikleşme sorunlarına rağmen CHP’nin barış sürecine destek vermesinin gerekçesini de açıklayan Salıcı, Kürt meselesinin çözümü için uygun koşulların her zaman oluşmadığını belirtti.
“Çünkü Kürt meselesini istediğin zaman çözemiyorsun. Bu dönemi ıskalarsak kim bilir ne zaman bu konu tekrar gündeme gelecek ve bunun üzerinde bu kadar büyük bir mutabakat oluşacak, bilmiyoruz.”
Salıcı, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini, Türkiye’nin toplumsal bütünleşmesi ve güvenliği açısından da önemli olduğunu ifade ederek, “Silah artık hayatımızdan çıksın. Silah çıksın, söz öne çıksın” çağrısında bulundu.
Okan Konuralp: “Negatif barıştan pozitif barışa geçmek zorundayız”
Yeni Parti Ankara Milletvekili Okan Konuralp, konuşmasında Türkiye’nin kalıcı barış için tarihsel bir fırsat yakaladığını belirterek silahların susmasının tek başına yeterli olmayacağını söyledi.
Geçmiş çözüm sürecinin sona ermesinin ardından yaşanan çatışmaları hatırlatan Konuralp, özellikle 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonraki dönemde çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini, çatışmaların toplumsal ve siyasal yaşam üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Silahların susmasını “negatif barış” olarak tanımlayan Konuralp, kalıcı barış için demokratik hakların güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
“Her şeye rağmen hâlâ negatif barış dönemindeyiz. Silahlar sustu elbette ama bu negatif barışın pozitif barışa evrilmesinin ve bunun kökleştirilmesinin yegâne yolu, silah bahanesiyle konuşulmayan, gündeme getirilmeyen adımların atılmasıdır.”
Konuralp, Alevilerin, LGBTİ+ bireylerin, çevrecilerin ve farklı toplumsal kesimlerin hak taleplerinin karşılanmasını, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasını ve kayyum uygulamalarına son verilmesini kalıcı barışın önemli koşulları arasında sıraladı.
“Bir daha Anadolu’nun yoksul köylerine cenazeler gelmesin”
Yeni Parti’nin iktidarın uygulamalarına yönelik eleştirilerine rağmen barış sürecini neden desteklediğini de açıklayan Konuralp, bunun temelinde yeniden çatışmalı bir döneme dönülmesini önleme sorumluluğunun bulunduğunu söyledi.
“Bunca baskıya rağmen neden destek vermeye devam ediyoruz diye soruluyor. Sadece bir daha ölümler olmasın demek bile yeterlidir. Bir daha Anadolu’nun yoksul köylerine şehit cenazeleri gelmesin diye, dağlardan gençlerin cenazeleri gelmesin diye, bir daha kentlerde hendekler kazılmasın diye...”
Konuralp, farklı siyasi görüşlerden insanların barış konusunda ortaklaşabileceğini belirterek, “Çözüm sürecini destekle ama benim gibi destekle, olmaz. Çözüm sürecini savun ama benim gibi savun, olmaz” ifadelerini kullandı.
Toplumsal güvenin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Konuralp, Türkiye’nin yakaladığı fırsatın değerlendirilmesini istedi.
“Zor olan barışı kurmak, kolay olan savaşmak. Biz aslında zoru deniyoruz. Barışta ısrar ediyoruz. Bir daha kimse ölmesin, ne olursa olsun ölmesin.”
Celal Fırat: “Silahların susması yetmez, demokratik bir düzen kurulmalı”
DEM Parti İstanbul Milletvekili ve İmam Rıza Ocağı dedelerinden Celal Fırat, konuşmasında barışın yalnızca silahların susmasıyla sınırlı tutulamayacağını, demokratikleşme ve eşit yurttaşlık temelinde kalıcı hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin tarihsel bir süreçten geçtiğini belirten Fırat, geçmiş çatışmalı dönemlerde yaşanan can kayıplarını, yerinden edilmeleri, siyasi tutuklamaları ve toplumsal acıları hatırlattı.
“Türkiye silahların sustuğu bir ülke olmakla mı yetinecek, yoksa silahlara ihtiyaç duyulmayan demokratik bir düzen mi kuracak? Asıl mesele demokratik bir düzeni nasıl kuracağımızdır.”
Kürt meselesinin çözümünün ana dil, demokratik temsil, düşünce özgürlüğü ve seçilmiş yöneticilerin iradesine saygı gösterilmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini belirten Fırat, kayyum uygulamalarını ve belediye başkanlarının tutuklanmasını eleştirdi.
“2026 yılında cemevleri neden hâlâ ibadethane olarak kabul edilmiyor?”
Konuşmasının önemli bir bölümünü Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerine ayıran Fırat, Türkiye’de demokratikleşmeden söz edilirken Alevilerin yıllardır çözülmeyen sorunlarının görmezden gelinemeyeceğini belirtti.
“Şu an bir cemevindeyiz. 2026 yılında cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor. Aleviler olarak eşit yurttaşlık taleplerimizi her platformda dillendiriyoruz ama hâlâ bu konuda en ufak bir adım atılmıyor.”
Fırat, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulmasını, zorunlu din dersleri konusunda Alevilerin taleplerinin karşılanmasını ve Alevi dergâhlarının durumunun yeniden ele alınmasını istedi.
Barışın bütün toplumsal kesimler için eşit haklar temelinde kurulması gerektiğini vurgulayan Fırat, “Kürt için barış neyse Alevi için de barış odur. Türk için barış neyse Sünni için de barış budur. Ermeni, Süryani için de barış budur” dedi.
“KHK ile ihraç edilenler ve Barış Akademisyenleri görevlerine dönmeli”
Fırat, konuşmasında KHK ile kamu görevinden çıkarılanların ve Barış Akademisyenlerinin durumuna da dikkat çekti.
Barış sürecinin yürütüldüğü bir dönemde, barış talebini dile getirdikleri için görevlerinden çıkarılan akademisyenlerin ve kamu emekçilerinin hâlâ işlerine dönememesini eleştiren Fırat, bu konuda atılacak adımların toplumsal güveni artıracağını söyledi.
“Şu an devlet bu süreci götürdüğünü söylüyor. Fakat on yıldır işlerinden atılan KHK’li arkadaşlarımız var. Peki bunların suçu neydi?”
Fırat, Barış Akademisyenlerinin ve kamu görevinden çıkarılanların işlerine iade edilmesi gerektiğini belirterek, “Bu sürece güven kazandırmak için bir şeyler yapılabilir” dedi.
Cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlülerin durumuna da değinen Fırat, infaz sürelerini tamamladıkları halde tahliye edilmeyen kişilerin bulunduğunu belirterek, insani ve hukuki düzenlemelerin geciktirilmemesini istedi.
“Barışın başarısı artık kimlerin kaybetmek zorunda kalmadığıyla ölçülmeli”
Fırat, farklı kimlik ve inançlardan insanların ortak bir gelecek kurabilmesi için karşılıklı anlayışın ve toplumsal yüzleşmenin önemine dikkat çekti.
Alevi inancındaki rızalık ve yüzleşme kültürüne değinen Fırat, toplumsal barışın yalnızca siyasi uzlaşmayla değil, geçmişte yaşanan acılarla yüzleşilerek kurulabileceğini ifade etti.
“Biz çocuklarımızın birbirinin kimliğinden korkmadığı, insanların inançlarını gizlemek zorunda kalmadığı, düşüncelerin mahkeme salonlarında değil demokratik tartışma ortamlarında konuşulduğu bir süreç yaşamalıyız.”
Fırat, konuşmasında barışın kazananlar ve kaybedenler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Barışın başarısını sonunda kimin kazandığına bakarak değil, artık kimlerin kaybetmek zorunda kalmadığına bakarak değerlendirmeliyiz” dedi.
Panelde ortak vurgu: Kalıcı barış için demokratikleşme ve toplumsal güven
-
Çukurova Alevi Kültür Festivali kapsamında gerçekleştirilen panelde konuşmacılar, barış sürecine farklı siyasi yaklaşımlarla değerlendirmelerde bulunmalarına rağmen, silahların bırakılması ve çatışmaların sona ermesinin kalıcı barış için demokratikleşme adımlarıyla desteklenmesi gerektiği üzerinde durdu.
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, parlamentonun sürece dahil edilmesini ve siyasi uzlaşmanın korunmasını öne çıkarırken; Yeni Parti Ankara Milletvekili Okan Konuralp, çatışmasızlığın demokratik haklarla güçlendirilerek pozitif barışa dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise Kürt meselesinin çözümünün yanı sıra Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin, KHK ile ihraç edilenlerin, hasta tutuklu ve hükümlülerin ve farklı toplumsal kesimlerin sorunlarının da demokratikleşme sürecinin parçası olarak ele alınmasını istedi.
Panelin açılışında Saim Yılmaz’ın dile getirdiği “Barışın olmadığı yerde gelecek eksik, adaletin olmadığı yerde kardeşlik yarımdır” sözleri, konuşmacıların barış, adalet, demokrasi ve ortak gelecek üzerine yaptığı değerlendirmelerle birlikte buluşmanın temel mesajlarından biri oldu.











