Mahmut Tanal, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i “Bize gelecek yoksa sana huzur yok. Yusuf Tekin istifa!” pankartıyla protesto eden Nevin Tekin ve Nehir Dizdar’ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Öğrencilerin özgürlüklerinden ve eğitimlerinden uzaklaştırılmasının kabul edilemeyeceğini belirten Tanal, “Gençlerin yeri cezaevi değil, okuldur. Nevin ve Nehir derhal tahliye edilmelidir” çağrısında bulundu.
Açıklamasında ifade özgürlüğü, barışçıl protesto hakkı ve tutuklama tedbirinin koşulları üzerinde duran Tanal, siyasi makam sahiplerinin sert ve rahatsız edici eleştirilere de katlanmak zorunda olduğunu vurguladı.
“Bir bakanın istifasını istemek anayasal haktır”
Öğrencilerin eğitim politikalarına yönelik itirazlarının demokratik haklar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tanal, şu ifadeleri kullandı:
“Bir bakanın istifasını istemek anayasal haktır. Gelecek kaygısını dile getirmek, eğitim politikalarına itiraz etmek ve barışçıl protestoda bulunmak demokratik toplumun vazgeçilmezidir.”
Pankarttaki “Sana huzur yok” sözünün protestonun bütününden ayrı ele alınmasına karşı çıkan Tanal, hukuka aykırı bir saldırı veya kötülük tehdidi somut biçimde ortaya konulmadan bu ifadenin Türk Ceza Kanunu’nun 106’ncı maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.
Tutuklama gerekçelerine ilişkin sorular yöneltti
Tanal, Anayasa’nın 13, 19 ve 26’ncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 ve 10’uncu maddelerine atıfta bulunarak özgürlük, ifade hakkı ve ölçülülük güvencelerini hatırlattı.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100 ve 101’inci maddelerine de işaret eden Tanal; tutuklama için somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesi, somut bir tutuklama nedeni ve ölçülülük gerektiğini belirtti. Adli kontrolün neden yetersiz kalacağının da gerekçelendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Tanal, öğrencilerin tutuklanmasına ilişkin şu soruları yöneltti:
“Bu öğrencilerin kaçacağına ilişkin somut olgu nedir? Pankart ortadayken hangi delili karartacaklardır? Özgürlüklerini ellerinden almayı zorunlu kılan neden nedir?”
“Tedbir, peşin cezaya dönüştürülemez”
Tutuklamanın hukuki bir gereklilikten ziyade siyasi mesaj verme amacına yönelik olduğunu savunan Tanal, kararın öğrencilerin eğitimlerine, sınavlarına ve geleceklerine vereceği zararın göz ardı edilemeyeceğini söyledi.
Yargılama sürecinde uygulanacak bir tedbirin sonradan giderilmesi güç sonuçlar doğurmaması gerektiğini belirten Tanal, tutuklamanın peşin cezaya dönüştürülemeyeceğini ifade etti.
Gençlerin geleceğini korumakla yükümlü olanların, onların eleştirilerine cezaeviyle yanıt veremeyeceğini vurguladı.
“Gençler özgürce konuşabilmeli”
Nevin Tekin ve Nehir Dizdar’ın eğitimlerinden ve özgürlüklerinden uzak kaldıkları her gün yaşadıkları hak kayıplarının ağırlaştığını belirten Tanal, tutukluluklarına derhal son verilmesini ve eğitimlerine özgürce devam etmelerinin sağlanmasını istedi.
Tanal, açıklamasını “Bakanlar eleştiriye katlanacak. Gençler özgürce konuşabilmeli” sözleriyle tamamladı.





