Basın toplantısında bütçeye ilişkin yaptığı değerlendirmede özellikle Bakanlıkların değinmediği, cevaplamadığı veya eksik bıraktığı hassas konulara mercek tutan Avşar, belediyelerin idari ve mali özerklik yapılarına göz dikildiğini, yerel yönetimler reformu yetkili-yetkisiz insanların ağzında sakız olduğunu, bir yasal düzenleme gerekiyorsa, adresin Meclis olduğunu, belediyelerin Hazine ve İller Bankası payları siyasi saiklerle kesildiğini, iktidarın ucuz siyaseti yüzünden milletin hizmet almadığını belirtti.
CHP’li belediyelere yönelik sistematik bir mali ayrımcılık uygulandığına dikkat çeken Avşar, ‘Milletin vergileri, belediyelerin parti değişiminde teşvik edici unsur yapılamayacağını, soruşturma izni verilen 472 AKP’li Belediyeden birine bile neden dokunulmadığını, tek bir görevden el çekme olmadığını ve yargı neden sadece CHP’li belediyelere çalıştığını sordu.
‘Yerel yönetimler reformu yetkili-yetkisiz insanların ağzında sakız oldu’
Basın toplatışında İktidarın belediyelere ilişkin tutumunu değerlendiren Avşar, bir süredir yerel yönetimler reformundan bahsedildiğini, yetkili-yetkisiz insanların ağzında şu sözcükler dolaştığını; “üniter yapıyı destekleyecek, yerel meclisleri denetim altına alacak, yerel bütçe taslakları ile ilçe ve il hizmet ve yatırım programlarının oluşturulmasında yetkilendirilecek, yerel icrada merkezin sorumluğunu artırarak tek teşkilat, tek bütçe ve tek icra yaklaşımını hayata geçirecek“, ifade etti.
‘Bir yasal düzenleme gerekiyorsa, adres Meclis’tir’
Avşar, sözlerini şöyle sürdürdü; “Bu açıklamalar, yerel yönetim anlayışıyla taban tabana zıt, yerelliği, yerel demokrasiyi, organları, bütçe yapma hakkını ve ‘yetki gaspı’ olarak hukukta tanımlanan düpedüz suç unsurlarıdır. Açıklamayı yapan çok kıymetli danışmanın(!) devlet hiyerarşisindeki yeri nedir? Devlet örgütünün hangi kademesinde yer almaktadır? Bu yetkiyi nerden almaktadır? Bu nasıl bir cürettir? Şayet yasal bir düzenleme gerekiyorsa yeri şüphesiz Meclis’tir. Ancak bu işin doğrudan muhatabından bütün bütçe sürecinde tek kelimelik bir açıklama duymadık.”
‘CHP’li belediyelerin Hazine ve İller Bankası payları siyasi saiklerle kesiliyor’
İller Bankasının belediyelere giden bütçesinin iktidar-muhalefet dağılımına ilişkin bir açıklama da duymadıklarını ifade eden Avşar, Türkiye’de son yıllarda yerel yönetimlere yönelik baskının en görünür alanlarından birinin, Hazine ve İller Bankası paylarının siyasi saiklerle kesilmesi olduğunu söyledi.
‘Ucuz siyasetiniz yüzünden millet hizmet almıyor’
CHP’li belediyelerin, hukuken kendilerine ait olan bu kaynakları zamanında alamadıkları için yatırım planlarını ertelemek, borçlanmaya yönelmek veya hizmetleri kısıtlamak zorunda kaldıklarını belirten Avşar, Oysa bu payların, belediyelerin performansına veya siyasi tercihlerine göre değil; yasa gereği nüfus ve gelir kriterlerine göre otomatik olarak aktarılması gereken kaynaklar olduğunu söyledi.
‘CHP’li belediyelere yönelik sistematik mali ayrımcılık uygulanıyor’
Avşar, İktidar, kamu kaynaklarını bir baskı ve kontrol aracı olarak kullandığını, kendisine yakın belediyelere hibeler, proje onayları ve ek bütçe imkânları sağlarken, CHP’li belediyelere yönelik sistematik bir ayrımcılık uyguladığını ve bu durumun hem yerel yönetimlerin gücünü kırdığını hem de doğrudan yurttaşların alacağı hizmetleri etkilediğini belirtti.
‘Milletin vergileri, belediyelerin parti değişiminde teşvik edici unsur yapılmaz’
Son zamanlarda belediyelerde yaşanan transferlere dikkat çeken Avşar, sözlerine şöyle devam etti; “Şimdi buradan bir kez daha soruyorum, yüzde 97,5’u bu milletin vergilerinden oluşan bu bütçede iller bankası kaynaklarını belediyelerin parti değişiminde teşvik edici unsur olarak mı kullanılıyor? Kaynak aktarımı neden parti değişiminden sonra artıyor? Söz konusu kaynağın dağılımda temel kriter nedir? Parti değişimi sonrası ödeneği artan belediyeleri açıklayın. Unutmayın bu 86 milyon insana hizmet için ayrılan bir kaynaktır!”
‘Soruşturma izni verilen 472 AKP’li Belediyeden birine bile neden dokunulmuyor?’
İçişleri Bakanlığının yaptığı açıklamalara değinen Avşar, Plan bütçe komisyon sunumunda belediyelere soruşturma izni verilmesiyle ilgili olarak; “31 Mart 2024'ten yani mahalli idareler seçiminden bugüne kadar toplam soruşturma iznini 1.048 belediyeye vermişiz. Parti dağılımı, bir, AK PARTİ 472 yani yüzde 45'i, CHP 267 yüzde 25,48'i….”, şeklinde konuştuğunu belirtti.
‘İktidar belediyelerinde tek bir görevden el çekme var mı?’
Avşar, işin ilginç tarafı sadece CHP’li belediyelerin içerde olduğu ve CHP’li belediyelerden hesap sorulduğunu, merak ettiğimiz ise; özellikle yarısına yakını iktidar partisinin belediyelerine verildiği bu soruşturmalardan kaçının tutuklamayla neticelendiği ve yargı sürecinin ne olduğu, görevden el çekme olup olmadığını sordu ve tatbikî böyle bir şeyin olmadığını söyledi.
‘Yargı neden sadece CHP’li belediyelere çalışıyor?’
Avşar açıklamalarına şöyle devam etti; “Neden sadece CHP’li belediyelere masumiyet karinesi işlemiyor, tutuksuz yargılanma işlenmiyor? Neden sadece yargı CHP’li belediyelere işliyor?
‘Belediyeler idari kararlar ve yargı yoluyla sistematik baskı altında’
Belediyelerin, idari kararlar ve yargı uygulamaları yoluyla sistematik biçimde baskı altına alındığını vurgulayan Avşar, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik soruşturma, tutuklama ve görevden uzaklaştırma mekanizmalarının yaygınlaştırıldığı bu dönemde, yerel yönetimlerin yetki ve kaynaklarını doğrudan etkileyen Çevre, Şehircilik Bakanından konuya ilişkin tek bir söz işitmediklerini belirtti.



