Duyamadıkların... Ben seni her özlediğimde dilimden düşmeye hazır bir cümle oluyorsun, hiçbir zaman sarf edemeyeceğim dibine vuruyorum yine anıların, her bir dokunuşa bir sevda dikiyorum ve tadına alışmaktan korkuyorum Ben seni her özlediğimde tırnaklarımda kalan şehvetli bir sevdanın günahını kokluyorum kan ter içinde uyanışlarımı özlüyorum sana yaşanmamış susuşlarıma bırakıyorum her şeyi ve canına okuyorum yalnızlığın! sınır tanımadan yanında kaybolmak istiyorum bir ölçüsü olmasın istiyorum susuzluğumun dizlerimin titremesi geçmesin, çığlıklarım susmasın istiyorum yollara mevzilenmiş adımlarımı sessizce gönderiyorum sürgüne bazen başım dizlerinden başka yurt bilmesin istiyorum Ben seni her özlediğimde örümcek ağına yakalanıyor ayaklarım gözlerine ulaşmak isterken kirpiklerine takılıyor aldanışlarım yaşam belirtilerim azalıyor her çırpınışımda ki ağlasan döküleceğim zaten! yağmalanır düşüncelerim bu gelgitlerde, hiçbir acı yokluğundan beter değil sevgili kaç gündüzü daha yırtarım kavuşmak için sevdaya kaç hasret biraz daha büyütür gözbebeklerimi kavuşmaları özlerim, sarılmaları Ben seni her özlediğimde gün aşırı intihara kalkar telaşlarım; misafir olur suskunluğum yüreğime duyulan sadece bir dalga sesidir, bir güvercin gagasının tıkırtısıdır değen toprağa belki bir fincan kahvenin değmesi dudaklara belki de bir annenin çocuğuna sarılması bir ben değemiyorum sana / bu kadar hasret biriktirmişken varlığına ki ben seni her özlediğimde gitmek istedim senden ve kaç kez yandı biletlerim ne kaçabildim gözlerinden nede kapanabildim düşünmeden dudaklarına her aklıma geldiğinde, sırra kadem basıyor mantığım gözlerine bakarken, gururumdan soyunup geliyorum sana ne dün, ne yarın var aşkta sevgili sadece adına mutluluk dediğim bir uğultu var kulaklarımda düğme elinde yine de ya duyabileceğin kadar aç sesini yada herkese duyuracak kadar çok çünkü ben seni her özlediğimde varlığını biraz daha seviyorum... GM