Dünya Meteoroloji Örgütü, El Niño’nun yıl sonuna doğru çok güçlü bir düzeye ulaşmasını bekliyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü ise bazı önemli üretim bölgelerinde kuraklık, başka bölgelerde sel ve ürün kaybı riskine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre yaklaşan tehlike önceden görülebiliyor; hasadı koruyacak önlemler için ülkelerin önünde daralan bir zaman aralığı var.

Pasifik Okyanusu’ndaki sıcaklık ve yağış düzenindeki değişimlerle ortaya çıkan El Niño, zaten ısınmış bir dünyada yeniden güçleniyor. Etkileri Pasifik’le sınırlı kalmıyor: Binlerce kilometre uzaktaki tarım alanlarında yağış miktarını ve sıcaklıkları değiştirerek gıda üretimini etkileyebiliyor.

Dünya Meteoroloji Örgütünün (WMO) 3 Eylül tarihli değerlendirmesine göre El Niño’nun önümüzdeki aylarda çok güçlü bir düzeye ulaşması, yıl sonuna doğru zirve yapması ve etkilerinin 2027’ye uzanması bekleniyor. Kurum, Şubat 2027’ye kadar devam etme olasılığını yaklaşık yüzde 100 olarak değerlendiriyor. Ancak bu tahmin, her ülkede aynı türden afet yaşanacağı anlamına gelmiyor; bölgesel sonuçlar farklılaşacak.

Üretim bölgelerinde farklı tehlikeler

BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iklim sorumlusu Kaveh Zahedi’ye göre bu El Niño, geçmiştekilere kıyasla daha sıcak bir iklim zemininde gelişiyor. Bu durum, tarım üzerindeki etkilerini ağırlaştırabilir.

FAO; Güney Afrika ve Sahel’de, Orta Amerika’nın Kurak Koridoru’nda ve Güney ile Güneydoğu Asya’nın bazı kesimlerinde tarımsal kuraklık riskine işaret ediyor. Başka bölgelerde ise aşırı yağış ve sel öne çıkabilir. Isınan deniz suları balıkçılığı ve kıyı topluluklarının geçim kaynaklarını da etkileyebilir.

Riskin boyutunu önceki El Niño deneyimi gösteriyor. FAO’nun aktardığı verilere göre 2023–2024 dönemindeki sıcaklık ve kuraklık, Fas’ta tahıl veriminin yüzde 43 düşmesine yol açtı. Güney Afrika’da ise ağır kuraklık milyonlarca insanın gıda ve yardım ihtiyacını artırdı.

Erken uyarı, çiftçiye zaman kazandırabilir

El Niño’nun önemli bir özelliği, gelişiminin aylar öncesinden izlenebilmesi. FAO, geçmiş olaylara ilişkin tarım verilerini mevsimlik tahminler ve mevcut gıda güvencesi bilgileriyle birleştirerek hangi alanlarda önlem alınması gerektiğini belirlemeye çalışıyor.

Önlemler arasında kuraklığa dayanıklı tohumların kullanılması, su depolama kapasitesinin artırılması, toprağın korunması, hayvanlar için yem ve su planlaması ile çiftçilere ekim kararlarını değiştirebilecekleri kadar erken uyarı ulaştırılması bulunuyor. Zahedi, bir sonraki hasadı koruyacak uygulamaların yerleştirilmesi için hızla harekete geçilmesi gerektiğini söylüyor.

Tarımın iklim finansmanındaki payı yetersiz

FAO’ya göre hazırlığın önündeki engellerden biri finansman. Kurumun henüz yayımlanmamış analizinden aktarılan verilere göre tarım ve gıda sistemlerine yönelik iklim bağlantılı kalkınma finansmanı 2024’te yüzde 10 azalarak 26,9 milyar dolara geriledi. Bitkisel üretim, hayvancılık, ormancılık ve balıkçılık, toplam finansmandan yaklaşık yüzde 5 pay aldı.

Uzmanlar, El Niño için yapılacak yatırımların daha uzun vadeli bir ihtiyaca da yanıt vereceğini vurguluyor: Daha iyi su yönetimi, sağlıklı topraklar, dayanıklı ürünler ve erken uyarı sistemleri, çiftçilerin değişen iklime uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Yaklaşan El Niño’nun etkileri bütünüyle önlenemese de nerede risk oluşabileceğini bilmek, ürün kayıplarını ve gıda güvencesi üzerindeki baskıyı azaltmak için harekete geçme imkânı sunuyor.