BM Genel Sekreteri Guterres: “Göç, insanlık kadar eski bir öyküdür: cesaretin, direncin ve karşılıklı faydaların öyküsüdür,” dedi. “Bizim görevimiz, bunun asla bir ölüm ve umutsuzluk öyküsüne dönüşmemesini sağlamaktır.”
António Guterres, New York’ta yaptığı açıklamada göçün bir kriz olmadığını vurgulayarak, asıl sorunun uluslararası işbirliği eksikliği olduğunu söyledi. 2024 verilerine göre dünyada 304 milyon göçmen bulunduğunu belirten Guterres, güvenli geçiş yollarının daralmasının binlerce insanı ölüme sürüklediğini ifade etti.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, New York’ta Genel Kurul’un gayri resmi toplantısında yaptığı konuşmada, 2018 tarihli Güvenli, Düzenli ve Yasal Göç Küresel Mutabakatı’nın tam anlamıyla hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Guterres, mutabakata ilişkin iki yıllık son raporunu üye devletlere sunarak küresel göç yönetiminde dayanışmanın artırılması gerektiğini vurguladı.
2024 verilerine göre dünya genelinde tahmini 304 milyon kişi göçmen statüsünde bulunuyor. Bu rakam, dünya nüfusunun yüzde 3,7’sine karşılık geliyor. Göçmenlerin yüzde 12 ila 14’ünü ise çocuklar oluşturuyor; bu da yaklaşık 37 ila 42 milyon çocuğa işaret ediyor.
“Göç bir kriz değil” diyen Guterres, “Kriz, onu birlikte yönetememekten kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.
“Göç Siyasallaştırılıyor, İnsanlıktan Çıkarılıyor”
Küresel Mutabakat’ın, hiçbir ülkenin göçü tek başına yönetemeyeceğini açıkça ortaya koyduğunu belirten Guterres, insan hareketliliğinin iklim değişikliği, demografik dönüşüm ve ekonomik dalgalanmalarla birlikte dünyayı derinden etkilediğini söyledi.
Ancak küresel yanıtın çoğu zaman “korku, bölünme ve fırsatçuluk” tarafından şekillendirildiğini dile getirdi. Kıtalar arası göçmenlerin siyasi kazanç için araçsallaştırıldığını, kamuoyunda insanlıktan çıkarıldığını ifade eden Guterres, göçmenlerin ekonomilere ve toplumlara sunduğu katkılara rağmen temel hak ve onurdan mahrum bırakıldıklarını kaydetti.
Güvenli Yollar Daralıyor, Ölümler Artıyor
Genel Sekreter, güvenli ve düzenli göç yollarının –özellikle iş gücü programları ve aile birleşimi gibi mekanizmaların– giderek daha kısıtlayıcı hale geldiğine dikkat çekti. Bu durumun insanları kaçakçılara yönelttiğini ve ölümcül rotalara sürüklediğini söyledi.
Uluslararası Göç Örgütü verilerine göre, özellikle Orta Akdeniz geçişi dünyanın en ölümcül göç rotalarından biri olmayı sürdürüyor. Küresel Mutabakat’ın kabulünden bu yana 48 binden fazla göçmen transit sırasında hayatını kaybetti ya da kayboldu.
“Güvenli alternatiflerin yokluğu nedeniyle her yıl binlerce erkek, kadın ve çocuğun ölmesi ahlaki bir rezalettir” diyen Guterres, bunun kabul edilemez olduğunu vurguladı.
“Göçmenler Suçlu Değil, Kurban”
Guterres, göçmenlerin suçlu değil, insan zaaflarından faydalanan şebekelerin kurbanı olduğunu belirtti. Asıl sorumluların çaresizlikten kâr sağlayan insan kaçakçılığı ve insan ticareti ağları olduğunu söyleyerek, bu yapıların yargı önüne çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
Buna karşın, bazı ülkelerin düzenli göç yollarını genişletme, işgücü hareketliliğini artırma, denizde arama-kurtarma çalışmalarını güçlendirme ve güvenli geri dönüş programlarını destekleme yönünde adımlar attığını hatırlattı. Ancak mevcut ilerlemenin düzensiz ve yetersiz olduğunu ifade etti.
Göç yönetiminin hak temelli, cinsiyete duyarlı ve çocuk odaklı olması gerektiğini vurgulayan Guterres, ulusal egemenliğe saygı ile insan onurunun birlikte korunmasının şart olduğunu söyledi.
“Vizyonu Eyleme Dönüştürmeliyiz”
Genel Sekreter, iki temel önceliğe dikkat çekti:
Birincisi, düzenli göç yollarının genişletilmesi ve sadeleştirilmesi.
İkincisi ise göçün kaynağındaki ülkelere yatırım yaparak eğitim, beceri geliştirme ve insana yakışır iş olanaklarının artırılması.
Mayıs ayında düzenlenecek Uluslararası Göç Gözden Geçirme Forumu’nun somut ve ölçülebilir adımların atılması için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirten Guterres, çocuk göçmenlerin gözaltına alınmasına son verilmesi, kaçakçılık ağlarına karşı sert önlemler alınması ve göçmenlerin becerilerinin iş gücü piyasasıyla eşleştirilmesi çağrısında bulundu.
Konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Göç, insanlık kadar eski bir öyküdür; cesaretin, direncin ve karşılıklı faydaların öyküsüdür. Bizim görevimiz, bunun bir ölüm ve umutsuzluk hikâyesine dönüşmemesini sağlamaktır.”





