Akaryakıt fiyatlarındaki artış, yurttaşların bütçesi üzerindeki baskıyı büyütmeye devam ediyor. Antalya’da 14 Ağustos’ta 82,13 lira olan motorinin litre fiyatı, 15 Eylül itibarıyla 98,06 liraya çıktı. Aynı dönemde benzinin litre fiyatı 73,64 liradan 82,47 liraya yükseldi.
Böylece yaklaşık bir aylık dönemde motorinin litre fiyatı 15,93 lira, benzinin litre fiyatı ise 8,83 lira arttı. Artış oranı motorinde yaklaşık yüzde 19,4, benzinde ise yüzde 12 olarak hesaplandı.
Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin yalnızca araç sahiplerini değil, üretimden taşımacılığa kadar bütün ekonomik faaliyetleri etkilediğini söyledi.
“Enflasyonu düşürememenin faturasını yurttaş ödüyor”
Antalya’da motorinin litre fiyatının 98 lirayı, benzinin ise 82 lirayı aştığına dikkat çeken Erdem, akaryakıt giderinin yurttaşlar açısından giderek ağırlaşan bir geçim yüküne dönüştüğünü belirtti.
Erdem, şunları söyledi:
“Antalya’da motorinin litresi 98 lirayı, benzinin litresi 82 lirayı aşmış durumda. Yurttaşın deposu artık yalnızca ulaşım ihtiyacını karşılayan bir gider değil, her geçen gün büyüyen bir geçim yükü haline geldi.
İktidar enflasyonu düşüreceğini söylüyor. Ancak enerji fiyatlarındaki artış, enflasyonun temel nedenlerini ortadan kaldırmak yerine yurttaşın sırtındaki yükü daha da ağırlaştırıyor. Enflasyonu düşüremiyorlar, faturayı yine yurttaşa kesiyorlar.”
“Akaryakıt zamları yalnızca pompada kalmıyor”
Akaryakıt zamlarının üretimden ulaşıma, taşımacılıktan gıda fiyatlarına kadar geniş bir alanda yeni maliyet artışlarına yol açtığını vurgulayan Erdem, ücretlerin aynı hızla yükselmediğine dikkat çekti.
“Akaryakıt zamları yalnızca pompada kalmıyor. Her zam, üretimden taşımacılığa, ulaşımdan gıdaya kadar bütün fiyatları yukarı çekiyor. Yurttaşın geliri aynı hızla artmazken hayat pahalılığı her gün biraz daha büyüyor.”
Okulların açılması ailelerin ulaşım yükünü artırdı
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte ailelerin kırtasiye, kıyafet ve eğitim giderlerinin yanı sıra artan ulaşım ve servis ücretleriyle de karşı karşıya kaldığını belirten Erdem, akaryakıt zamlarının okul bütçelerine doğrudan yansıdığını ifade etti.
Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Okulların açıldığı bir dönemdeyiz. Aileler çocuklarının eğitim masraflarını karşılamaya çalışırken şimdi bir de artan akaryakıt fiyatlarının ulaşım giderlerine yansımasını düşünüyor. Servis ücretleri, toplu taşıma maliyetleri ve her gün işe gidip gelen yurttaşın ulaşım gideri bu zamlarla birlikte daha da artıyor.
Bir baba çocuğunu okula göndermek, bir anne işe ulaşmak, bir emekli hastaneye gitmek için artık daha fazla para harcamak zorunda kalıyor. İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılaması bile her geçen gün daha pahalı hale geliyor.”
“Çiftçinin mazotu zamlanınca sofra da zamlanıyor”
Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin tarımsal üretim ve gıda fiyatları üzerindeki etkisine dikkat çeken Erdem, çiftçinin kullandığı mazota gelen her zammın tarladan markete uzanan zincirin tamamında maliyetleri artırdığını söyledi.
Erdem, “Çiftçinin traktörüne koyduğu mazot zamlanıyor. Tarladan hale, halden markete giden her araç daha yüksek maliyetle çalışıyor. Bu maliyetler kaçınılmaz olarak ürün fiyatlarına yansıyor” dedi.
Antalya’nın tarım, üretim ve emek kenti olduğunu vurgulayan Erdem, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Çiftçimiz zaten yüksek gübre, ilaç, elektrik ve sulama maliyetleriyle mücadele ediyor. Şimdi bir de mazot fiyatlarındaki artışla karşı karşıya kalıyor.
Çiftçinin traktörünün mazotu zamlanıyorsa bunun faturası eninde sonunda yurttaşın sofrasına çıkar. Domatesin, biberin, meyvenin, sütün ve ekmeğin fiyatı artar. Akaryakıt zamları pompada başlar; tarlada üreticiyi, markette tüketiciyi vurur.”
“Yurttaşın tasarruf edecek hali kalmadı”
Ekonomi yönetiminin yaptığı tasarruf çağrılarına tepki gösteren Erdem, temel ihtiyaçların bile güçlükle karşılandığı bir dönemde yurttaşlardan daha fazla tasarruf beklenemeyeceğini söyledi.
“Yurttaş neyden tasarruf edecek? Ekmekten mi, sütten mi, ulaşımdan mı, çocuğunun eğitiminden mi? İnsanlar zaten temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor.”
Enerji maliyetleri ve temel tüketim ürünlerinin fiyatları yükselirken ücretlerin enflasyon karşısında eridiğini belirten Erdem, iktidarın uyguladığı ekonomi politikalarının geçim yükünü daha da ağırlaştırdığını savundu.
“Üretimi artıran ve emeği koruyan bir ekonomik düzen gerekiyor”
Türkiye’nin üretimi ve yurttaşların alım gücünü önceleyen bir ekonomi politikasına ihtiyacı olduğunu belirten Erdem, şunları kaydetti:
“Türkiye’nin ihtiyacı, yurttaşın alım gücünü azaltan bir ekonomi yönetimi değil; üretimi artıran, girdi maliyetlerini düşüren ve emeğin karşılığını koruyan bir ekonomik düzendir.
Yeni Parti iktidarında hedefimiz, yurttaşımıza sürekli ‘Biraz daha sabredin’ demek değil; emeğinin karşılığını aldığı, emeklinin insanca yaşadığı, asgari ücretlinin ay sonunu düşünmediği ve her yurttaşın refahtan adil pay aldığı bir Türkiye’yi inşa etmektir.”
“Önce yurttaşın sofrası, önce yurttaşın refahı”
Türkiye’nin ekonomik kaynaklarının bulunduğunu ancak bu kaynakların kullanımında siyasi tercihlerin belirleyici olduğunu söyleyen Erdem, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin kaynakları var. Mesele, bu kaynakların kimin refahı için kullanılacağıdır. Bizim tercihimiz açıktır: Önce yurttaşın sofrası, önce yurttaşın refahı.”




