“Çocukluğu Savunmak” Panelinde Eğitim ve Özgürlük Vurgusu

“Çocukluğu Savunmak, Eğitim Hakkı, Çocuk İşçiliği ve Suça Sürüklenen Çocuklar” başlıklı panel, 28 Şubat 2026 Cumartesi günü saat 13.30’da Eğitim Sen Adana Şubesi toplantı salonunda gerçekleştirildi. Panel, Çağdaş Hukukçular Derneği Adana Şubesi ile Eğitim Sen Adana Şubesi tarafından ortaklaşa düzenlendi.

Panelde Prof. Dr. Adnan Gümüş “Çocuğun eğitim hakkı ve özgürlüğü”, Kansu Yıldırım (İSİG Temsilcisi) “Türkiye kapitalizminin çocuk işçilikle büyüme stratejisi”, gazeteci Filiz Gazi ise “Çocuk işçiliği ve suça sürüklenen çocukların Türkiye’deki karşılığı ve sonuçları” başlıklı sunumlar yaptı. Moderatörlüğü Av. Cemre Topal üstlendi.

Whatsapp Image 2026 02 28 At 14.29.13 (2)

“İşgal ile savaşı ayıralım: Savunma hakkı meşrudur”

Konuşmasına güncel gelişmelere değinerek başlayan Prof. Dr. Adnan Gümüş, uluslararası hukuk ve barış meselesine dikkat çekti. İşgal ile savunma hakkı arasında kavramsal bir ayrım yapılması gerektiğini vurgulayan Gümüş, bir ülkenin toprak bütünlüğüne ve siyasal varlığına yönelik saldırı durumunda savunma hakkının meşru olduğunu, ancak işgalin açık bir hak ihlali anlamına geldiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler’in temel görevinin dünya barışını sağlamak olduğunu hatırlatan Gümüş, işgale uğrayanların savunulması ve işgalcilerin cezalandırılması gerektiğini ifade etti. Bu çerçeveden hareketle çocuk haklarının savunulmasının da evrensel hukukun bir gereği olduğunu söyledi.

“Çocukluğu savunmak ne, yok etmek ne?”

Sunumunun ana eksenini “çocukluğu savunmak” kavramı üzerine kuran Gümüş, temel soruyu şöyle formüle etti:

“Çocukluğu savunmak ne anlama gelir? Çocukluğu savunmamak ne demektir?”

Waldorf Pedagojisi Temelli Uluslararası Proje: Erken Çocuklukta Cinsiyetçi Kalıpları Kırmak Mümkün
Waldorf Pedagojisi Temelli Uluslararası Proje: Erken Çocuklukta Cinsiyetçi Kalıpları Kırmak Mümkün
İçeriği Görüntüle

Eğitim kavramının nötr bir alan olmadığını belirten Gümüş, “kötü eğitim” diye bir şey olamayacağını söyledi. Ona göre eğitim, doğası gereği olumluya, yapılması gerekene yöneliktir. Yapılmaması gerekeni yapmak ya da yapılması gerekeni yapmamak eğitim değil, başka bir faaliyettir.

Bu çerçevede eğitimi iki eksende tanımladı:

  • Yapılması gerekenler
  • Yapılmaması gerekenler

Şiddeti, ayrımcılığı, bağımlılığı desteklemek eğitim değildir. Çocuğun haklarını güçlendirmek, özgürlüklerini artırmak ise eğitimin temelidir.

“Özgürlük eğitimin kendinde amacıdır”

Gümüş, felsefi bir çerçeve çizerek özgürlüğün “kendinde amaç” olduğunu vurguladı. Aristoteles’ten Kant’a kadar birçok düşünürde yer alan “kendinde amaç” kavramına atıfla, başka bir araç için değil, bizzat kendisi için istenen şeylerin en yüksek değer olduğunu belirtti.

Eğitimin birinci ilkesinin özgürlük olduğunu ifade eden Gümüş, özgürlüklerin güvence altına alınmasının hem hukukun hem de eğitimin temel görevi olduğunu söyledi.

Özgürlüğün karşıtı ise bağımlılıktır. Bu nedenle çocukların özgürlüklerini artırmak ve bağımlılık yaratan her türlü yapıyla mücadele etmek eğitimin asli sorumluluğudur.

“Yaşam hakkı tartışma konusu olamaz”

Çocuğun yaşam hakkının herhangi bir ölçüte tabi tutulamayacağını vurgulayan Gümüş, beslenme, temiz su, hijyen ve sağlık hakkının temel ve vazgeçilmez haklar olduğunu söyledi. Okul beslenmesinin tartışmalı bir konu değil, yaşam hakkının doğal uzantısı olduğunu ifade etti.

Yaşam ve sağlık hakkını güvence altına alan her uygulamanın eğitimle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Gümüş, bunun tersine işleyen uygulamaların çocukluğu zedelediğini dile getirdi.

“Merak özgürlüğün temel şartıdır”

İnsanı insan yapan en temel özelliğin merak olduğunu belirten Gümüş, özgürlüğün bilişsel boyutuna dikkat çekti. Özgür bilginin olmadığı yerde gerçek özgürlükten söz edilemeyeceğini söyledi.

Bilimsel bilgi, eleştirel düşünce ve sorgulamanın özgürleştirici olduğunu vurgulayan Gümüş, okulların ve üniversitelerin özgürlük alanı olması gerektiğini ifade etti.

“Yüzme dersini engellemek de bir tercihtir”

Eğitimin yalnızca akademik bilgiyle sınırlı olmadığını belirten Gümüş, yüzme dersinden sanata, estetikten teknik becerilere kadar çocukların çok yönlü gelişiminin desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Yüzme dersini engelleyen kültürel ya da inanç temelli yaklaşımlarla mücadele etmenin de eğitimin bir parçası olduğunu vurguladı. Sanatı, inceliği, duyarlılığı desteklemenin eğitim; çirkinliği, kabalığı ve duyarsızlığı desteklemenin ise eğitim dışı olduğunu ifade etti.

“MESem modeli çocukları özgürleştirmiyor”

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) modeline eleştirel yaklaşan Gümüş, bu sistemin çocukları bilgiden, bilimden, sanattan ve özgürlükçü eğitim anlayışından uzaklaştırdığını savundu.

Ahilik ve fütüvvet referanslı modellerin bağımlılığı esas aldığını, oysa eğitimin bağımsızlığı ve özgürlüğü hedeflemesi gerektiğini söyledi. Çocukların teknik, sanatsal ve bilimsel alanlardan koparılarak dar bir üretim ilişkisine sıkıştırılmasının çocukluğu zedelediğini ifade etti.

“Okul, özgürlükçü ve dönüştürücü değilse okul değildir”

Konuşmasının sonunda eğitimin tanımını bir kez daha yineleyen Prof. Dr. Adnan Gümüş, şu değerlendirmede bulundu:

“Eğitim değişiklik yaratmıyorsa eğitim değildir. Bu değişim olumlu yönde, hakları ve özgürlükleri artıran bir değişim olmalıdır. Eğitim; özgürlükçü, dönüştürücü bir eylemliliktir. Özgürlükleri engelleyen, hakları zayıflatan, bağımlılığı artıran hiçbir faaliyet eğitim olarak adlandırılamaz.”

Panel, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle sona erdi.

Muhabir: Güven BOĞA