TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’de yürütülen barış sürecinin siyasi hesaplara kurban edilmemesi gerektiğini belirterek, silahların susmasının yalnızca güvenlik alanında değil, demokratikleşme, toplumsal barış ve ekonomik kalkınma açısından da yeni bir dönemin kapısını açacağını söyledi. Kurtulmuş, “Artık savaşın ekonomisini değil, barışın ekonomisini konuşacağız” diyerek, sürecin başarıya ulaşması halinde Türkiye’nin ve bölge halklarının kazanacağını vurguladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 2027 yılı bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin uzun yıllardır devam eden çatışmalı ortamdan çıkması ve kalıcı barışın sağlanmasına yönelik yürütülen süreci değerlendirdi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarından silah bırakma sürecinin denetlenmesine, demokratikleşme adımlarından bölgesel ekonomik kalkınmaya kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulunan Kurtulmuş, gelinen aşamanın tarihi bir fırsat olduğunu söyledi.
Barış sürecinin dar siyasi çıkarlarla engellenmemesi gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, Mecliste temsil edilen siyasi partilerin ortaya koyduğu ortak iradenin korunmasını istedi.
“Barışa, kardeşliğe ve birlikte yaşama açılan kapı sonuna kadar açıldı”
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı raporun ardından kabul edilen çerçeve yasanın, barış sürecinde önemli bir aşama olduğunu ifade etti.
Yasanın 467 milletvekilinin oyuyla kabul edilmesini geniş bir siyasi uzlaşmanın göstergesi olarak değerlendiren Kurtulmuş, raporun bir yol haritası ortaya koyduğunu, yasal düzenlemeyle birlikte bu yol haritasının uygulanması için yeni bir aşamaya geçildiğini belirtti.
Kurtulmuş, sürecin yalnızca Türkiye'nin değil, bütün bölge halklarının geleceğini ilgilendirdiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Rapor, bir kapının aralanmasıydı. Bu yasanın kabul edilmesi, hele hele Türkiye’deki parlamento tarihinde en büyük ittifakla kabul edilmiş olması ise kapının sonuna kadar açılmasıdır. Bu kapı, barışa, dostluğa, kardeşliğe, birliğe, beraberliğe, bütün Türkiye’nin güçlü ve büyük Türkiye istikametinde yürüyüşüne, Allah’ın izniyle de bölgede terörsüz bir bölgeye, istikrarlı bir bölgeye, bütün bölge halklarının Türk’ünün, Kürt’ünün, Arap’ının, Acem’inin, Sünni’sinin, Şii’sinin, Müslüman’ının, gayrimüsliminin huzur içerisinde yaşadığı bir bölgeye açılan, sonuna kadar açılan bir kapıdır. Bu bir fırsattır, bu bir imkandır.”
Barış sürecinin demokratikleşme boyutu: “Yedinci bölüm de hayata geçirilmeli”
Kurtulmuş'un açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri, barış sürecinin yalnızca silahların bırakılmasıyla sınırlı tutulmaması ve demokratikleşme adımlarıyla desteklenmesi gerektiği oldu.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı raporun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, raporun altıncı bölümünde yer alan silah bırakma ve çatışmaların sona erdirilmesine ilişkin düzenlemelerin yanı sıra yedinci bölümde öngörülen demokratikleşme adımlarının da uygulanacağını söyledi.
Kurtulmuş, bu konuda Meclisin ve siyasi partilerin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Hem komisyon başkanı olarak hem Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak ve komisyona katkı sunmuş olan bütün siyasi partiler olarak hiç şüphesiz yedinci bölümdeki demokratikleşme adımlarının da gerçekleştirilmesi için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getireceğiz.”
Bu açıklama, barış sürecinin bundan sonraki aşamasında demokratik standartların yükseltilmesine yönelik düzenlemelerin de gündemde olacağını ortaya koydu.
“Komisyon yalnızca rapor hazırlamadı, müzakere kültürü oluşturdu”
Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun 21 toplantı gerçekleştirdiğini hatırlatarak, bu çalışmaların farklı siyasi görüşlerin aynı masa etrafında müzakere yürütmesi açısından önemli bir deneyim oluşturduğunu söyledi.
Komisyonun değerinin yalnızca hazırladığı raporla ölçülemeyeceğini belirten Kurtulmuş, toplantılar öncesinde siyasi partiler arasında yoğun temasların, görüşmelerin ve karşılıklı ikna çabalarının yürütüldüğünü anlattı.
“Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çalışmaları bakımından, müzakereci demokrasi bakımından, demokratik standartları yüksek bir Meclis uygulaması bakımından Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu fevkalade büyük bir değer üretmiştir” diyen Kurtulmuş, siyasi partilerin farklılıklarına rağmen ortak bir zeminde buluşmasının önemine dikkat çekti.
Kurtulmuş'a göre komisyonun ortaya koyduğu müzakere deneyimi, barış sürecinin toplumsal ve siyasal zemininin güçlendirilmesi bakımından da önem taşıyor.
Barış süreci üç ayrı mekanizmayla izlenecek
TBMM Başkanı Kurtulmuş, silah bırakma ve örgütün feshi sürecinin güvence altına alınması amacıyla üç ayrı mekanizmanın öngörüldüğünü açıkladı.
Buna göre ilk mekanizma, Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında oluşturulan ve çalışmalarına başlayan kurul olacak. Kurulda ilgili bakanlar ile güvenlik birimlerinin yöneticileri yer alacak.
İkinci aşamada, örgütün silahlarını tamamen bıraktığının ve kendisini feshettiğinin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi öngörülüyor. Bu tespitin ardından sürecin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla ilan edilmesi planlanıyor.
Üçüncü mekanizma ise TBMM bünyesinde kurulacak izleme komisyonu olacak.
Kurtulmuş, kısa süre içerisinde oluşturulmasını beklediği bu komisyonun barış sürecini siyasi açıdan takip edeceğini, gerekli yasal düzenlemelere ilişkin çalışmalar yürüteceğini ve yürütme organıyla eşgüdüm içerisinde hareket edeceğini belirtti.
Bu yapının, sürecin yalnızca idari ve güvenlik mekanizmalarıyla değil, parlamentonun siyasi denetimi altında da yürütülmesini sağlaması hedefleniyor.
“Siyasi hesaplarla bu fırsatı heba eden halklara karşı sorumlu olur”
Barış sürecinin karşı karşıya kalabileceği siyasi engellere de değinen Kurtulmuş, sürecin partiler arasındaki günlük rekabetin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin geçmişte de çatışmaları sona erdirmeye yönelik girişimlerde bulunduğunu ancak bunların sonuçsuz kaldığını hatırlatan Kurtulmuş, yeni sürecin aynı akıbete uğramaması için siyasi sorumluluk çağrısı yaptı.
“Kim basit siyasal hesaplarla bu imkanı heba ederse, millete karşı ve bütün bölge halklarına karşı sorumlu olur” diyen Kurtulmuş, Meclisteki siyasi partilerin oluşturduğu yol haritasının esas alınması gerektiğini belirtti.
Kurtulmuş, uyarısını daha da ileri taşıyarak şu ifadeleri kullandı:
“Oyunbozanlık yapan kurduğu oyunun altında kalır. Çok açık söylüyorum. Buradan bir siyasi hesap peşinde koşan kurduğu hesabın altında kalır. Bu, bütün milletimizin, 86 milyonun tamamının yıllardır özlemle beklediği bir şeydir. Kapı açıldı ve bundan sonra kazanan milletimiz, bölgenin halkları olacak.”
“Artık savaşın ekonomisini değil, barışın ekonomisini konuşacağız”
Kurtulmuş'un konuşmasının en dikkat çekici bölümünü, çatışmaların sona ermesinin ekonomik ve toplumsal sonuçlarına ilişkin değerlendirmeleri oluşturdu.
Uzun yıllar boyunca güvenlik sorunlarının yaşandığı bölgelerde barış ortamının ekonomik üretim, yatırım ve kalkınma için yeni olanaklar yaratacağını ifade eden Kurtulmuş, Gabar'daki petrol üretimini örnek gösterdi.
Geçmişte sivillerin ulaşamadığı bölgelerde bugün vatandaşların bulunabildiğini ve ekonomik faaliyetlerin yürütülebildiğini belirten Kurtulmuş, kalıcı barışın sağlanması halinde bu değişimin daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğini söyledi.
Kurtulmuş, barışın ekonomik boyutunu şu sözlerle anlattı:
“Artık savaşın ekonomisini değil, barışın ekonomisini konuşacağız. Bölgemiz fiilen bu gelişmelerin sonucu olarak büyük bir istikrar içerisinde, ciddi bir ekonomik kalkınmanın içerisinde olacaktır diye ümit ediyorum.”
Bu değerlendirme, yıllardır çatışmaların gölgesinde kalan bölgelerde ekonomik kaynakların güvenlik harcamaları yerine üretim, istihdam, altyapı ve toplumsal refah için kullanılabileceği yönündeki beklentileri de gündeme taşıdı.
Ancak barışın ekonomik kazanımlarının toplumun bütün kesimlerine yansıyabilmesi, yalnızca çatışmaların sona ermesine değil, demokratikleşme adımlarının uygulanmasına ve bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasına yönelik politikaların hayata geçirilmesine de bağlı olacak.
“Gençler ölmesin, anneler ağlamasın”
Barış sürecinin insani boyutuna da değinen Kurtulmuş, Konya'da katıldığı bir programda karşılaştığı bir gazinin sözlerini aktardı.
Toplumun farklı kesimlerinde çatışmaların sona ermesine yönelik güçlü bir beklenti bulunduğunu belirten Kurtulmuş, gençlerin yaşamını yitirmediği, ailelerin acı yaşamadığı bir geleceğin kurulması gerektiğini ifade etti.
Sürecin başarısının yalnızca siyasi kurumların değil, toplumun tamamının geleceğini ilgilendirdiğini vurguladı.
Ayyüce Türkeş Taş ile barış süreci tartışması
Kurtulmuş'un barış sürecine ilişkin açıklamaları sırasında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda tartışma da yaşandı.
İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş'ın konuşmasına itiraz etmesi üzerine Kurtulmuş, müdahaleye tepki gösterdi.
Kurtulmuş, “Ben sizi dinledim. Kusura bakmayın. Sabahtan beri dinliyorum, haddinizi bilin. Bir tek arkadaşımızın konuşmasına müdahale etmedim, siz de müdahale etmeyin. Sözlerinize dikkat edin” ifadelerini kullandı.
Yaşanan tartışma, barış sürecine ilişkin siyasi görüş ayrılıklarının Meclis çalışmalarına da yansıdığını gösterdi.
Barış sürecinde yeni aşama: Yasal düzenlemeler ve demokratikleşme
Kurtulmuş'un açıklamaları, barış sürecinde bundan sonraki dönemin üç temel başlık etrafında şekilleneceğine işaret ediyor: Silah bırakma ve fesih sürecinin doğrulanması, TBMM'nin siyasi ve yasal sorumluluğunu üstlenmesi, demokratikleşme adımlarının hayata geçirilmesi.
Komisyon raporunun demokratikleşmeye ilişkin bölümüne yapılan vurgu, sürecin yalnızca silahlı çatışmaların sona erdirilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiği açısından önem taşıyor.
Bununla birlikte, kalıcı toplumsal barışın sağlanabilmesi için demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve farklı toplumsal kesimlerin sürece katılımının sağlanması belirleyici başlıklar olmaya devam edecek.
Kurtulmuş'un “savaşın ekonomisi yerine barışın ekonomisi” vurgusu ise barışın yalnızca güvenlik politikalarında değil, Türkiye'nin toplumsal ve ekonomik geleceğinde de bir dönüşüm yaratabileceği beklentisini öne çıkarıyor.
TBMM ve bağlı kurumların 2027 bütçeleri kabul edildi
Kurtulmuş, bütçe görüşmeleri kapsamında milletvekillerinin soru önergelerinin yanıtlanması ve Meclisin işleyişine ilişkin sorularını da cevaplandırdı.
Göreve geldiğinden bu yana soru önergelerinin zamanında yanıtlanması için bakanlıklara altı kez yazı gönderildiğini belirten Kurtulmuş, 28. Dönem'de TBMM Başkanlığına sunulan soru önergelerinin reddedilme oranının yüzde 0,82 olduğunu söyledi.
Milletvekili danışmanlarının çalışma koşullarına ilişkin düzenlemelerin ise iktidar ve muhalefetin ortak karar alması halinde gündeme getirilebileceğini ifade etti.
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Sayıştayın 2027 yılı bütçeleri kabul edildi. Bütçe görüşmelerinin 2 Kasım Pazartesi günü Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile bağlı kuruluşların bütçelerinin ele alınmasıyla devam etmesi bekleniyor.






