CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, TBMM Genel Kurulu’nda, emekli aylıklarının hesaplanma yönteminin emekliler lehine değiştirilmesi, intibak yasasının çıkarılması ve en düşük emekli aylığının asgari ücretten az olmaması için gerekli yasal ve yapısal düzenlemelerin tespiti amacıyla Meclis Araştırması açılmasına ilişkin Yeni Yol Grubu’nun verdiği önerge üzerine konuştu.
“5510 Sayılı Kanun Alın Terine Kurulmuş Bir Mali Pusudur”
“Bugün bu kürsüde sadece teknik bir araştırma önergesini değil ömrünü bu memleketin fabrikasında, tarlasında, şantiyesinde tüketmiş milyonların “Yaşarken ölmek istemiyoruz!” haykırışını konuşuyoruz.” diyerek sözlerine başlayan CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Emekli aylıkları artık açlık sınırının altında değil adeta insanlık onurunun dışında kalmıştır. Bu kürsüden bir kez daha açıkça ilan ediyorum: 5510 sayılı Kanun’la kurulan bu sistem alın terine kurulmuş bir mali pusudur. Bu sistemin yarattığı yapısal tahribat bugün emekliyi bütçede bir yük, maliyede bir kalem gören köhne bir zihniyetin ürünüdür.
Aylık bağlama oranlarını düşüren, güncelleme katsayılarını budayan bu sistem sosyal devleti bir kenara itmiş, emekliyi sosyal yardım kuyruğuna mahkum etmiştir. Emekliyi devletin sırtında yük gören bu köhne zihniyet bugün insanımızı pazarda artık sebze toplamaya, 70 yaşında ekmek parası için inşaat iskelesine tırmanmaya mahkum etmiştir. Beyler kürsüye çıkıp “En düşük emekli aylığını artırdık.” diye müjdeler veriyorlar ama asıl gerçeği, o kök maaş dediğiniz utanç tablosunu halının altına süpürüyorlar. Soruyorum size: Kökü kurumuş bir maaşla hangi hayatlar yeşerebilir?”
“Emeklinin Sofrasından Çalınan Sosyal Devletin Cenaze Namazıdır”
CHP’li Kılıç, “Emeklinin sofrasından ekmeği, tenceresinden eti, ömründen huzuru çalan bu yapısal bozukluk sosyal devletin de cenaze namazıdır. 18.938 lirayla emekliye ne öneriyorsunuz? Daha az mı yesin, ilacını mı yarım alsın, kirasını mı ödemesin, yoksa torunundan mı vazgeçsin? Bugün emekliler maalesef tuvaleti, banyosu olmayan pansiyon köşelerinde ömür tüketiyor, pazarda çürüğü çarığı topluyor. 70 yaşındaki amcalar, teyzeler market raflarında başını eğip yutkunuyor. Torunu kapıdan girince “Cebimde harçlık yok.” diye mahcubiyetinden kahroluyor. Siz bu insanları torununa harçlık veremez, evladına bir bardak çay söyleyemez hâle getirdiniz. Şimdi, buradan herkes duysun: Emekli sadaka değil, gasp edilen onurunu geri istiyor.” dedi.
Milletvekillerine seslenen CHP’li Kılıç, “Gelin bu araştırma önergesine “evet” oyu verin, ömrünü bu vatana adamış insanların ahını bir kez daha almayın. Bizim önerimiz, net: En düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine çıkarmadan, 5510 sayılı Yasa’nın yarattığı o enkazı kaldırmadan emekliye insanca yaşam sözü veremeyiz. Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, vergisini ödemiş, SGK primini ödemiş emekliye “İmkânımız bu kadar.” diyemezsiniz. Yandaş sermayenin vergi borçlarını bir kalemde silenler, faiz lobilerine trilyonlar akıtanlar, sıra emekliye gelince “Kaynak yok.” masalını bize anlatmasın. Kaynak var; kaynak sarayın şatafatında, kaynak yandaşın kasasında, kaynak halktan çalınanlarda; dönüp bunlara bakabilirsiniz.” dedi.
Emeklinin bu ülkenin yükü değil, baş tacı olduğunu vurgulayan CHP’li Kılıç, “biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sömürü düzenine, bu açlık dayatmasına karşı emeklinin onur davasında en ön safta, barikatın başında durmaya devam edeceğiz, ta ki kısa çöp uzun çöpten hakkını alana dek” diyerek konuşmasını tamamladı.




