BM’den acil ateşkes çağrısı; ABD İslamabad’ın “kendini savunma hakkını” destekledi
Cuma günü Pakistan ordusunun Afganistan’daki büyük şehirleri bombaladığı yönündeki haberler, iki ülke arasındaki gerilimi yeniden tırmandırdı. Kabil ve Kandahar’ın hedef alındığı iddiaları, fiili Taliban yönetimi altındaki Afganistan’da zaten ağır insani koşullarla mücadele eden siviller için endişeleri büyüttü.
Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif, ülkesinin Afganistan ile “açık savaş” içinde olduğunu açıklarken; Afganistan’daki Taliban yönetimi ise saldırıların ardından müzakereye hazır olduklarını duyurdu. Sınır hattında aylardır süren aralıklı çatışmalar, son haftadaki karşılıklı hava saldırılarıyla yeni bir eşiğe taşındı.
BM’den “derhal düşmanlıkları durdurun” çağrısı
António Guterres, artan gerilim karşısında “şiddetin sivil halk üzerindeki etkisinden derin endişe duyduğunu” belirtti. BM Genel Sekreteri, derhal düşmanlıklara son verilmesi ve tarafların farklılıklarını diplomasi yoluyla çözmesi çağrısını yineledi.
Afganistan konusunda BM İnsan Hakları Konseyi’nin bağımsız uzmanı Richard Bennett de Kabil ile İslamabad arasında diyalog çağrısını tekrarladı. Bennett, artan gerilimin özellikle ülkelerine geri dönmek zorunda kalan Afganlar için riskleri büyüttüğünü söyledi.
“Korkutucu bir gelecek” uyarısı
Geçtiğimiz günlerde Pakistan’da Afganlarla görüştüğünü belirten Bennett, “Gelecekleri konusunda son derece endişeliler” dedi. Afganistan’a dönüşün yalnızca yoksulluk anlamına gelmediğini, aynı zamanda insan hakları savunucuları, gazeteciler, eski güvenlik görevlileri ve kamu çalışanları için misilleme saldırıları riskini de beraberinde getirdiğini vurguladı.
Son aylarda bu tür saldırılarda artış gözlendiğine dikkat çeken Bennett, bölgesel ve jeopolitik gerilimlerin yükseldiği bu dönemde “soğukkanlılık” çağrısı yaptı ve üçüncü taraf arabulucuların devreye girmesi gerektiğini belirtti.
Son yıllarda Afganistan, başta Pakistan olmak üzere komşu ülkelerden kitlesel geri dönüşlere sahne oldu. 2025 yılı içinde geri dönen Afganların sayısının 2,7 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bu tablo, çatışmaların tırmanması halinde insani krizin daha da derinleşebileceğine işaret ediyor.
Taliban sonrası ağırlaşan insani tablo
Afganistan’da Taliban’ın Ağustos 2021’de yeniden iktidara gelmesinden bu yana ülke, derin bir insani krizle karşı karşıya. Sağlık sistemi, on yıllarca süren savaş, yoksulluk ve yetersiz yatırım nedeniyle zaten kırılgandı.
Bennett, özellikle kadınlar ve kız çocukları açısından “tam ölçekli bir sağlık felaketi” riski bulunduğunu söyledi. Fiili yönetimin kadınların kamusal yaşama katılımını kısıtlayan kararlarının sağlık hizmetlerine erişimi de zorlaştırdığını belirtti. Ülkenin birçok bölgesinde kadınların yalnızca kadın sağlık personeli tarafından, erkeklerin ise erkek personel tarafından tedavi edilmesi zorunluluğu, personel eksikliği nedeniyle hizmetlere erişimi daha da sınırlıyor.
Ayrıca hareket özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınların sağlık merkezlerine ulaşmasını güçleştiriyor. Sağlık çalışanı sayısındaki düşüş –doktorlardan hemşire ve ebelere kadar– sistem üzerindeki baskıyı artırıyor.
ABD’den Pakistan’a destek
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, İslamabad’ın “açık savaş” açıklamasının ardından yaptığı değerlendirmede, Pakistan’ın kendini savunma hakkını desteklediğini duyurdu. Bakanlık sözcüsü, ABD’nin Pakistan’ın, “küresel terörist grup olarak özel olarak belirlenmiş Taliban’ın saldırılarına karşı kendini savunma hakkını” desteklediğini belirtti.
Washington ayrıca, Taliban’ın terörle mücadele taahhütlerini yerine getirmekte başarısız olduğunu savundu ve Afganistan’ın bazı silahlı gruplar tarafından saldırılar için “fırlatma rampası” olarak kullanıldığını öne sürdü.
Pakistan, ABD’nin NATO dışı önemli müttefiklerinden biri olarak kabul ediliyor. Nükleer silahlara sahip olan Pakistan’ın askeri kapasitesi Afganistan’dan çok daha güçlü. Buna karşın Taliban, ABD öncülüğündeki güçlerle yirmi yılı aşkın süre devam eden savaş deneyimiyle gerilla taktiklerinde oldukça tecrübeli bir yapı olarak görülüyor.
“Eski müttefikler” nasıl karşı karşıya geldi?
İki ülke arasındaki gerilim, Pakistan’ın Afganistan topraklarında faaliyet gösteren Pakistanlı Taliban militanlarına (TTP) ev sahipliği yapıldığı iddiasıyla uzun süredir yükseliyordu. İslamabad, Kabil’i bu gruplara göz yummakla suçluyor; Afganistan’daki Taliban yönetimi ise bu iddiaları reddediyor ve Pakistan’ın kendi güvenlik sorunlarının sorumluluğunu dışarıya yüklediğini savunuyor.
Geçtiğimiz hafta sonu Pakistan’ın Afganistan içindeki hedeflere yönelik hava saldırılarının ardından, sınır hattında Afganistan’ın misilleme saldırıları yaşandı. Taraflar ağır kayıplar verdiklerini bildirirken, karşılıklı açıklamalar çatışmanın diplomatik kanallardan çözülmesi yerine askeri tırmanış riskini artırdı.
Bölgesel istikrar tehlikede
Uzmanlar, iki ülke arasındaki açık çatışmanın yalnızca sınır hattını değil, Güney Asya’daki güvenlik dengelerini de sarsabileceği uyarısında bulunuyor. Milyonlarca yerinden edilmiş Afgan’ın bulunduğu, ekonomik krizin derinleştiği ve temel hizmetlerin çöktüğü bir ortamda yeni bir savaş dalgası, insani tabloyu daha da ağırlaştırabilir.
BM ve uluslararası toplum, tarafları bir an önce ateşkese ve doğrudan diyaloğa çağırırken; sahadaki gelişmeler, gerilimin kısa vadede düşmesinin zor olabileceğine işaret ediyor.





