İHD Adana Şubesi’nde 24 Nisan kapsamında düzenlenen anmada konuşan Yaşar Gökoğlu, 1915 sürecini tarihsel verilerle detaylandırdı. İttihat ve Terakki’nin rolüne dikkat çeken Gökoğlu, “Bu sadece bir tehcir değil, planlı bir yok etme politikasıydı” dedi.

Whatsapp Image 2026 04 24 At 14.01.22 (1)

İHD Adana’da 24 Nisan Anması

İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi’nde 24 Nisan Ermeni Soykırımı’nın yıldönümü dolayısıyla basın açıklaması düzenlendi. Açıklamayı İHD üyesi Emine Esmer okurken, etkinlikte söz alan Yaşar Gökoğlu kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.

“Adana Gibi Bir Kentte Bu Sessizlik Kabul Edilemez”

Konuşmasına “unutmamak ve hatırlamak” vurgusuyla başlayan Gökoğlu, Türkiye’de ve özellikle Adana’da bu konuda süren sessizliği eleştirdi:

“Bugün Adana gibi bir kentte, geçmişinde yoğun Ermeni nüfusu barındırmış bir şehirde bu konunun hâlâ görmezden gelinmesi düşündürücüdür. Kendini ilerici, demokrat olarak tanımlayan kesimlerin dahi sessiz kalması ciddi bir sorundur.”

Adana’nın tarihsel demografik yapısına dikkat çeken Gökoğlu, kentin bir dönem nüfusunun yaklaşık üçte birinin Ermenilerden oluştuğunu hatırlatarak, bugün bu geçmişin neredeyse tamamen silinmiş olmasının üzerinde durulması gerektiğini söyledi.

“İHD Bu Hafızayı Yaşatan Nadir Kurumlardan Biri”

Gökoğlu, İnsan Hakları Derneği’nin yıllardır 24 Nisan anmalarını sürdürdüğünü ve bu alanda önemli bir rol üstlendiğini belirterek, geçmişte yapılan etkinliklere de atıfta bulundu:

“Uzun yıllardır Adana’da bu anmaları düzenleyen neredeyse tek yapı İHD’dir. Daha önce kamusal alanlarda, sokakta, halkın gözü önünde anmalar yapabiliyorduk. Demokrasinin görece daha geniş olduğu dönemlerde bu etkinlikler daha görünürdü. Ben bizzat hatırlıyorum; Güven Boğa ile birlikte Bankalar Caddesi’nde, Adana’nın en büyük Ermeni kiliselerinden birinin bulunduğu yerde, Merkez Bankası önünde anma gerçekleştirmiştik. Bugün ise bu tür etkinlikleri çoğunlukla şube binasında yapmak zorunda kalıyoruz.”

Gökoğlu, geçmişte panel ve açık alan etkinliklerinin de düzenlendiğini hatırlatarak, İHD’nin Ermeni Soykırımı’nın unutulmaması ve toplumsal hafızanın canlı tutulması açısından belirleyici bir rol üstlendiğini vurguladı.

“‘Soykırım’ Demek Mücadeleyle Mümkün Oldu”

Gökoğlu, Türkiye’de “soykırım” kavramının kullanılmasının uzun yıllar tabu olduğunu belirterek şunları söyledi:

Resmi Gazete’de yayımlandı: 71 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı
Resmi Gazete’de yayımlandı: 71 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı
İçeriği Görüntüle

“2005 yılında İHD İstanbul Şubesi bu kavramı ilk kez açık biçimde kullandı. Ardından davalar açıldı, baskılar yaşandı. Bugün bu kavramın daha fazla dile getirilebiliyor olması, verilen mücadelenin sonucudur.”

Talat Paşa ve Kayıtlar Üzerinden Değerlendirme

Konuşmasının önemli bir bölümünü tarihsel belgelere ayıran Gökoğlu, dönemin yöneticilerinin kayıtlarına dikkat çekti:

“Talat Paşa’nın tuttuğu kayıtlar, nerede kaç Ermeni’nin öldürüldüğüne dair veriler içeriyor. Bu kayıtlar daha sonra mahkemelere de sunuldu. Bu nedenle 1,5 milyon rakamı tartışmasız biçimde tarihsel bir gerçekliğe işaret eder.”

Gökoğlu, bu verilerin olayların sistematik niteliğini ortaya koyduğunu savundu.

“Kendi Vatandaşlarına Yönelik Bir Politika”

Gökoğlu, 1915’te hayatını kaybedenlerin Osmanlı vatandaşı olduğunu özellikle vurguladı:

“Bunlar başka bir ülkenin insanları değildi. Vergi veren, askerlik yapan yurttaşlardı. Bir devletin kendi vatandaşlarına karşı böyle bir politika uygulaması, tarihte çok ağır bir kırılmadır.”

Aynı dönemde Süryani ve Asuri topluluklarının da benzer süreçlerden geçtiğini ifade etti.

Zorunlu İskân Politikası Eleştirisi

Resmi tezlerde “tehcir” olarak ifade edilen süreci eleştiren Gökoğlu, bu uygulamanın gerçekliğine dikkat çekti:

“Bugünün koşullarında bile bir insanı yüzlerce kilometre yürüyerek başka bir bölgeye göndermek ölüm anlamına gelir. O dönemde bunun sonuçlarının ne olacağı açıkça belliydi.”

Gökoğlu, özellikle Anadolu’nun farklı bölgelerinden Suriye çöllerine doğru yapılan sevklerin ağır insani sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Ekonomik Boyut ve Mülkler Meselesi

Konuşmasında ekonomik boyuta da değinen Gökoğlu, Ermeni nüfusun mülkiyetlerine dikkat çekti:

“Ermenilerin ticarethaneleri, mülkleri, sigorta sistemleri vardı. Bu insanların ortadan kaldırılmasıyla birlikte büyük bir ekonomik el değiştirme süreci yaşandı.”

Teşkilat-ı Mahsusa ve Şiddet Mekanizması

Gökoğlu, dönemin özel yapılanmalarına da değinerek Teşkilat-ı Mahsusa’nın rolünü tartıştı:

“Bu süreç yalnızca merkezi kararlarla değil, yerel idareciler ve özel yapılar aracılığıyla yürütüldü. Cezaevlerinden çıkarılan kişilerin de bu süreçte kullanıldığına dair veriler bulunuyor.”

“Almanlar Değil, İttihat Terakki Sorumludur”

Gökoğlu, bazı tarihsel yorumlarda yer alan “Alman etkisi” tartışmalarına da değinerek şunları söyledi:

“Almanların rolü tartışılabilir ancak bu, İttihat ve Terakki’nin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Karar mekanizması bu yönetimin elindeydi.”

Cumhuriyet Dönemi ve Süreklilik Tartışması

Konuşmasında Cumhuriyet’in ilk yıllarına da değinen Gökoğlu, bazı politikaların sürekliliğine dikkat çekti:

“1915 sonrası yaşananların etkileri Cumhuriyet dönemine de taşındı. Bu nedenle geçmişle yüzleşmek sadece Osmanlı’yla değil, bütün bir tarihsel süreçle ilgili bir meseledir.”

“Yüzleşme Olmadan Gelecek Kurulamaz”

Konuşmasının sonunda Gökoğlu, yüzleşme çağrısını yineledi:

“Cezalandırılmayan suçlar tekrar eder. Bu nedenle geçmişle yüzleşmek, yalnızca tarihsel bir sorumluluk değil, aynı zamanda bugünün ve geleceğin meselesidir.”

Anma Etkinliği Mesajla Sona Erdi

İHD Adana Şubesi’nde gerçekleştirilen etkinlik, 24 Nisan’ın yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda hakikat, adalet ve yüzleşme çağrısı olduğu vurgusuyla sona erdi.

Muhabir: Güven BOĞA