Borca Katılma Sözleşmesi

Türk Borçlar Kanunumuzun 201.maddesi, Eski Borçlar Kanununda düzenlenmemiş borca katılma kenar başlığında yeni bir kurum düzenlemiştir.

BK. Md. 201'e göre Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir.

Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

Borca katılma ile borcun üstlenilmesi kavramları birbirlerinden farklıdır. Borcun üstlenilmesinde borçlu, borçlu olmaktan çıkmakta, onun yerini borcu üstlenen almaktadır.

Buna karşılık borca katılmada, borçlu borcundan kurtulmamakta, onun yanına katılan kimse ile birlikte alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olmaktadır.

Diğer taraftan borcun üstlenilebilmesi için bu duruma alacaklının izin vermesi şartı aranmakta daha başka bir ifadeyle borcu üstlenecek kişi ile alacaklı arasında bir sözleşme yapılmaktadır. Oysa borca katılmada, alacaklı ile borca katılan kimsenin yapacağı sözleşme yeterlidir. Borçlunun buna izin vermesi şartı aranmamaktadır.

Şartları;

Borca katılmadan bahsedilmek için şu şartların varlığı gereklidir.

1.Bir borç ilişkisinin varlığı

Borca katılmadan bahsedilmek için her şeyden önce alacaklı ile borçlu arasında geçerli bir sözleşmenin varlığı gereklidir.

2.Alacaklı ile borca katılacak üçüncü kişi arasında bir sözleşmenin varlığı

Borca katılmadan bahsedilmek için mevcut borç ilişkisinin borçlu tarafında olmayan üçüncü bir kişiyle alacaklının bir sözleşme yapması zorunludur. Burada şuna dikkat etmekte fayda var, bu sözleşmeye asıl borçlunun katılmasına gerek olmadığı gibi onun bu sözleşmeye izin veya onay vermesi şartı aranmamaktadır.

3.Borca katılacak olan üçüncü kişinin iradesi borca katılmaya yönelik olmalıdır

Borca katılacak kişi, diğer borçlu veya borçlularla birlikte asıl borçlu olma iradesine sahip olmalıdır. Aksi halde borca katılmadan bahsedilemez.

Mesela kefalet sözleşmesinde kefil, asıl borçluyla birlikte asıl borçlu olma iradesi taşımaz. Kefilin iradesi, asıl borçlunun borcunu ödememesi halinde bir güvence olduğunu göstermektedir.

Borca katılmada ise katılan, asıl borçludan hiçbir farkı olmayan bir kişidir, dolayısıyla onun gibi sorumluluk altındadır. Bir de adi kefalette kefil, asıl borçluyla birlikte müteselsil sorumlu değildir. Oysa borca katılmada borca katılan asıl borçluyla birlikte müteselsil sorumludur.