Brezilya’da Luiz Inácio Lula da Silva, devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turunda oyların yüzde 51,79’unu alarak aşırı sağcı rakibi Flávio Bolsonaro’yu geride bıraktı. İlk turdaki sonuçları tersine çevirerek yaklaşık 10,4 milyon yeni oy kazanan Lula’nın zaferi, yalnızca Brezilya’nın siyasi geleceği açısından değil, Latin Amerika’da ve dünyada yükselen aşırı sağ hareketler bakımından da önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Sosyal politikalar, çalışma süresinin ücret kaybı olmadan kısaltılması, gençlerin sokak seferberliği ve dijital örgütlenme, seçim sonucunu belirleyen temel etkenler arasında gösteriliyor.

Brezilya'da devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turu, ülkenin siyasi tarihinde dikkat çekici bir değişime sahne oldu. İlk turu Flávio Bolsonaro'nun önde tamamlamasına rağmen Lula da Silva, ikinci turda seçmen desteğini artırarak dördüncü kez devlet başkanlığına seçildi.

Seçim sonuçları, Latin Amerika'da sağ ve aşırı sağ hareketlerin yükselişi, ABD'nin bölge üzerindeki siyasi etkisi ve demokratik muhalefetin örgütlenme olanakları açısından yeni bir tartışma başlattı.

Federal Paraná Üniversitesi (UFPR) ve Sciences Po bünyesinde çalışmalar yürüten siyaset bilimci Roberta Picussa ile Sciences Po ve Campinas Eyalet Üniversitesi (Unicamp) araştırmacısı Andressa Zanin Rovani, The Conversation için kaleme aldıkları analizde Lula'nın zaferini, aşırı sağın yükselişinin durdurulabileceğini gösteren bir örnek olarak değerlendirdi.

Araştırmacılara göre seçim sonucu, ekonomik ve sosyal taleplerin karşılık bulması, sokak hareketlerinin güçlenmesi ve dijital alanda örgütlü mücadele yürütülmesiyle siyasi dengelerin değişebileceğini ortaya koydu.

İlk turdaki yenilgiden ikinci turda tarihî dönüşe

Lula da Silva, ikinci turda geçerli oyların yüzde 51,79'unu aldı. Böylece Brezilya devlet başkanlığı seçimlerinde ilk turu kaybeden bir adayın ikinci turda sonucu tersine çevirmesi ilk kez gerçekleşti.

İki tur arasında Lula'nın oylarına yaklaşık 10,4 milyon oy daha eklendi. Bu artış, yalnızca rakip adaydan oy geçişleriyle değil, ilk turda sandığa gitmeyenlerin ve geçersiz ya da boş oy kullananların ikinci turda tercihlerini değiştirmesiyle de bağlantılıydı.

Seçimi kaybeden Flávio Bolsonaro, sonuçların iptali için başvuruda bulunacağını açıkladı. Ancak Bolsonaro'nun partisi Liberal Parti (PL), ertesi gün seçim sonucunu kabul etti.

Bu gelişme, 2023 yılının ocak ayında yaşanan darbe girişiminin ardından Brezilya'da seçim sonuçlarına yönelik tepkilerin yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Trump'ın Latin Amerika politikasına da bir yanıt

Picussa ve Rovani'nin analizine göre Lula'nın zaferi, ABD Başkanı Donald Trump ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Latin Amerika'daki siyasi etkisini genişletme çabaları açısından da önem taşıyor.

Araştırmacılar, Trump'ın Bolsonaro ailesinin yeniden iktidara gelmesini amaçlayan bir siyasi tutum izlediğini, ancak Flávio Bolsonaro'ya açık bir destek açıklamadan seçim sürecine siyasi ağırlığını koyduğunu belirtiyor.

Bu nedenle Lula'nın yeniden seçilmesi, yalnızca Brezilya iç siyasetinde değil, ABD'nin Latin Amerika'daki nüfuz mücadelesi bağlamında da değerlendiriliyor.

Analizde, Brezilya'nın Washington'a koşulsuz biçimde yakınlaşmayan dış politika çizgisinin seçimle birlikte devam etmesinin, bölgedeki aşırı sağ hareketler açısından önemli sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.

Lula'ya kazandıran sosyal politikalar: Daha kısa çalışma haftası, daha güçlü sosyal destek

Araştırmacılar, Lula'nın ilk turdaki dezavantajı aşmasında üç temel unsurun belirleyici olduğunu vurguluyor. Bunlardan ilki, seçim sürecinde açıklanan ve uygulamaya konulan sosyal ve ekonomik düzenlemeler oldu.

Lula hükümeti, ülkenin temel sosyal yardım programı olan Bolsa Família kapsamındaki destekleri artırdı. Bunun yanında Brezilya'daki aktif işletmelerin yaklaşık yüzde 70'ini oluşturan bireysel mikro girişimcilere (MEI) yönelik yeni önlemler açıkladı.

Ancak seçim kampanyasının en dikkat çekici gelişmesi, haftalık çalışma düzenini altı günden beş güne indiren ve çalışanların ücretlerinde herhangi bir kayıp öngörmeyen yasa teklifinin ikinci tur kampanyası sırasında kabul edilmesiydi.

Seçimden dört gün önce gerçekleştirilen bir kamuoyu araştırması, bu düzenlemenin seçmen tercihleri üzerindeki etkisini ortaya koydu.

Araştırmada seçmenlerin tercihlerini etkileyen başlıca gelişmeler şöyle sıralandı:

Gelişme

Oran

Ücret kaybı olmadan çalışma haftasının kısaltılması

%17

Yüksek Mahkeme üyelerinin Banco Master yolsuzluk dosyasıyla ilişkilendirilmesi

%14

Siyasetçilerin aynı yolsuzluk dosyasındaki bağlantıları

%13

İnternet üzerinden bahis yasağının kaldırılması

%11

Bu sonuçlar, çalışma yaşamını doğrudan etkileyen sosyal düzenlemelerin, seçim kampanyasındaki diğer tartışmalardan daha fazla öne çıktığını gösterdi.

Lula'nın hükümetine yönelik onay oranı da iki tur arasında yükseldi. Özellikle yüksek gelirli seçmenler arasında 6 puanlık, Bolsonaro hareketinin dışında kalan sağ eğilimli seçmenler arasında ise 12 puanlık artış kaydedildi.

Aynı dönemde Bolsonaro ailesinin yeniden iktidara gelmesinden endişe duyanların oranı yüzde 44'e ulaşırken, Lula'nın yeniden seçilmesinden endişe duyanların oranı yüzde 42 olarak ölçüldü.

Gençler sokaklara çıktı, seçim kampanyasının dengesi değişti

Lula'nın seçim başarısında ikinci önemli unsur, özellikle gençlerin öncülüğünde gelişen kitlesel sokak gösterileri oldu.

Öğrencilerin ve gençlik gruplarının çağrısıyla düzenlenen mitingler, kampanyanın önceki haftalarında görülen durgunluğu kırdı. Milyonlarca insanın katıldığı gösteriler, Lula'nın destekçileri arasında yeniden güçlü bir hareketlilik yarattı.

En büyük Lula mitingi, 24 Ekim'de São Paulo'da gerçekleştirildi.

Göstericilerin Brezilya Bağımsızlık Marşı'nı söylemesi, Trump yönetiminin Latin Amerika'ya yönelik müdahaleci politikalarına karşı bağımsızlık vurgusu olarak yorumlandı.

Araştırmacılara göre sokak gösterileri yalnızca mevcut Lula seçmenlerini harekete geçirmekle kalmadı; seçim kampanyasının gündemini ve siyasal atmosferini de değiştirdi.

Bu süreç, seçim mücadelesinin yalnızca televizyon tartışmaları, parti toplantıları ve reklam kampanyalarıyla sınırlı olmadığını, toplumsal hareketlerin de sonucu etkileyebildiğini gösterdi.

Meta'ya seçim müdahalesi suçlaması

Brezilya seçimlerinin en tartışmalı başlıklarından biri sosyal medya platformlarının rolü oldu.

Instagram, Facebook ve WhatsApp'ın sahibi Meta, ikinci tur kampanyası sırasında Flávio Bolsonaro ve diğer aşırı sağ adayları algoritmalar yoluyla kayırdığı iddialarıyla karşı karşıya kaldı.

Meta, siyasi tarafgirlik suçlamalarını reddetti ve yaşanan sorunların teknik aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.

Ancak Brezilya gazetesi Folha de S. Paulo tarafından yayımlanan şirket içi mesajlar, Lula kampanyasının ekim ayında yaklaşık 24 saat boyunca sosyal medya paylaşımlarını ücretli biçimde öne çıkaramadığını ortaya koydu.

Bu gelişmeler, dijital platformların seçim süreçlerindeki etkisi, algoritmaların şeffaflığı ve siyasi kampanyalar arasında eşit rekabet koşullarının sağlanması konularını yeniden gündeme taşıdı.

WhatsApp'ta 10 milyon kişilik “Lula'nın Ordusu”

Lula kampanyasının üçüncü önemli hamlesi, aşırı sağın dijital alandaki etkinliğine karşı yeni bir örgütlenme oluşturmasıydı.

Bir federal milletvekili tarafından kurulan “Lula'nın Ordusu” adlı WhatsApp kanalı, birkaç gün içerisinde 10 milyondan fazla üyeye ulaştı.

Kanalın temel amacı, Lula kampanyasının ve destekçilerinin sosyal medya içeriklerini gönüllü kullanıcıların katılımıyla yaygınlaştırmaktı.

Bu dijital örgütlenme, aşırı sağın kullandığı bazı kavramları da benimsedi. Katılımcılar kendilerini “asker” olarak tanımlarken, örgütlenmede “general” ve Lula için “mareşal” gibi ifadeler kullanıldı.

Kampanya, solun gündemindeki konuların dijital ortamda daha fazla görünürlük kazanmasını sağlarken, Flávio Bolsonaro hakkındaki polis soruşturmalarını ve siyasi vaatlerindeki çelişkileri de gündeme taşıdı.

Araştırmacılar, sokak hareketi ile dijital örgütlenmenin birleşmesinin Lula'nın seçmen tabanında uzun süredir görülmeyen bir canlılık yarattığını belirtiyor.

Bu deneyim, demokratik siyasetin aşırı sağın dijital alandaki etkisine karşı hangi örgütlenme biçimlerini geliştirebileceğine ilişkin önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor.

Sandığa gitmeyen milyonlarca seçmen sonucu değiştirdi

Lula'nın zaferinde en önemli etkenlerden biri, ilk turda oy kullanmayan seçmenlerin ikinci turda sandığa gitmesi oldu.

Araştırmacılara göre Lula'nın kampanyası, rakibinin seçmenlerini ikna etmekten çok, siyasal sisteme yabancılaşmış ve seçimlere katılmamış yurttaşları harekete geçirmeye odaklandı.

Brezilya'da sandığa gitmeme oranları geleneksel olarak yoksul bölgelerde ve seçim merkezlerine uzak yerleşimlerde daha yüksek seyrediyor. Bu durum, geçmiş seçimlerde Lula'nın oylarını olumsuz etkileyen unsurlardan biriydi.

Ancak ikinci turda bu tablo değişti.

Lula'nın kazandığı ek oy

10,4 milyon

Seçime katılmama oranı

%19,2

Sandığa giden ek seçmen

3 milyon

Boş/geçersiz oydan vazgeçen

1,8 milyon

İki seçim turu arasındaki değişim. Kaynak: Picussa ve Rovani'nin analizi ve Brezilya seçim verileri.

Seçime katılmama oranı yüzde 19,2'ye gerileyerek son 20 yılın en düşük seviyesine indi. İlk turda boş veya geçersiz oy kullanan yaklaşık 1,8 milyon seçmen de ikinci turda adaylardan birini tercih etti.

Boş ve geçersiz oyların toplam kullanılan oylar içindeki payı, 2018'deki yaklaşık yüzde 10 seviyesinden 2026'nın ikinci turunda yaklaşık yüzde 3'e düştü.

İki adayın toplam ek geçerli oylarının yaklaşık yüzde 74'ünün Lula'ya gitmesi, seçim sonucundaki değişimin büyüklüğünü açıklayan temel göstergelerden biri oldu.

Lula ülkenin yüzde 51,6'sında belediye bazında öne çıktı

Lula'nın oy artışı yalnızca geleneksel olarak güçlü olduğu bölgelerle sınırlı kalmadı.

Ülkedeki belediyelerin yüzde 51,6'sında Lula daha fazla oy aldı. Brezilya'nın 26 eyaletinden beşinde ve Federal Bölge'de ilk tura göre en az 7 puanlık artış sağladı.

Özellikle ülkenin güneydoğu bölgesi, Lula'nın kazandığı yeni oyların yaklaşık yarısını oluşturdu.

Resmî sonuçlara göre Lula 64 milyon 256 bin 232 oy alırken, Flávio Bolsonaro 59 milyon 826 bin 41 oyda kaldı. İki aday arasındaki fark 4 milyon 430 bin 191 oy oldu.

Tribunal Superior Eleitoral+1

Brezilya 2026 devlet başkanlığı seçimi

Lula da Silva

Flávio Bolsonaro

0%15%30%45%60%1. tur2. tur

Geçerli oy oranları, birinci ve ikinci tur karşılaştırması. Kaynak: Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi (TSE).

Evanjelik seçmenler ve aşırı sağın kalıcı tabanı

Seçim sonuçları, Lula'nın zaferine rağmen Brezilya'daki siyasi kutuplaşmanın devam ettiğini de ortaya koydu.

Araştırmacılara göre 2018'den itibaren ülkede yeni ve daha kalıcı seçmen aidiyetleri oluştu. Önceden belirli adaylara veya dönemsel koşullara bağlı olarak değişen siyasi tercihler, giderek daha istikrarlı toplumsal ve ideolojik ayrışmalara dönüştü.

Bu değişimin en belirgin örneklerinden biri Evanjelik Hristiyan seçmenler oldu.

Evanjelik seçmenlerin kendilerine özgü siyasi tercihleri Bolsonaro hareketinden önceye uzansa da 2018'den itibaren bu kesimin önemli bir bölümü, Bolsonaro hareketinin Evanjelik Hristiyan söylemiyle yakınlaştı.

İkinci tur öncesinde Evanjelik seçmenlerin yüzde 60'ı Bolsonaro'ya oy vereceğini açıkladı.

Bu durum, Lula'nın seçim zaferinin aşırı sağın toplumsal desteğinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini gösteriyor.

Kadın seçmenlerin tercihlerinde Bolsonaro karşıtlığı

Brezilya'daki siyasi ayrışmanın bir başka önemli boyutu kadın ve erkek seçmenlerin tercihlerinde ortaya çıktı.

2018 seçimlerinde Jair Bolsonaro'nun kadınlara yönelik ayrımcı söylemleriyle bağlantılı olarak belirginleşen cinsiyet farkı, sonraki seçimlerde de devam etti.

Araştırmacıların aktardığı verilere göre kadın ve erkek seçmenlerin siyasi tercihleri arasındaki fark, 2018 ve 2022 seçimlerinde yaklaşık 9 puan düzeyindeydi. 2026 kamuoyu araştırmaları da benzer bir ayrışmanın sürdüğünü gösterdi.

Flávio Bolsonaro'nun kadın seçmenler arasındaki reddedilme oranı yüzde 58'e ulaştı.

Lula ise seçime yaklaşılan son günlerde özellikle düşük gelirli ve eğitim düzeyi daha düşük seçmenler arasında desteğini artırdı.

Bununla birlikte araştırmacılar, Lula'nın ikinci turda kazandığı yeni seçmenlerin gelecekte aynı siyasi koalisyon içinde kalıp kalmayacağının henüz bilinmediğini vurguluyor.

Lula kazandı ancak Kongre'de sağın ağırlığı arttı

Seçimlerin ardından Lula'yı zorlu bir yönetim dönemi bekliyor.

Devlet başkanlığını kazanmasına rağmen Brezilya Kongresi'nde sağ partilerin ağırlığı artmış durumda. Bu nedenle Lula'nın hükümet programını uygulayabilmesi için sağ ve merkez sağ partilerle anlaşmalar yapması gerekecek.

Brezilya'nın siyasi sistemi koalisyonlara dayalı çalışıyor. Ancak merkez sol çizgideki Lula için önceki döneminde de zor olan ittifak kurma sürecinin yeni Kongre aritmetiğinde daha karmaşık hale gelmesi bekleniyor.

Lula'nın Flávio Bolsonaro karşısında elde ettiği yaklaşık 3,6 puanlık üstünlük, 2022'de Jair Bolsonaro'ya karşı kazandığı zaferin oy farkının neredeyse iki katına karşılık geliyor.

Araştırmacılara göre bu sonuç, Lula'ya dördüncü döneminin başlangıcında daha güçlü bir halk desteği sağlayabilir. Ancak Kongre'deki siyasi dengeler, bu desteğin somut politikalara dönüştürülmesinde belirleyici olacak.

Trump ve Rubio'dan seçim sonucuna yönelik açıklamalar

Lula'nın yeniden seçilmesinin ardından ABD ile Brezilya arasındaki ilişkiler de gündeme geldi.

Trump yönetiminin Amerika kıtasını ABD'nin özel nüfuz alanı olarak ele alan yaklaşımı, 2025'in sonlarında açıklanan ve bazı yorumcular tarafından “Trump Corollary” olarak adlandırılan dış politika çizgisiyle daha belirgin hale gelmişti.

Seçimin ertesi günü Trump, Brezilya seçimlerinin hileli göründüğünü öne sürdü. Bununla birlikte Lula ile iyi anlaştığını da söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Brezilya'da seçim hilesine ilişkin işaretler bulunduğunu iddia etti.

Bu iddialara karşılık seçim gözlemcilerinin değerlendirmelerinde sonucu değiştirecek usulsüzlüklere ilişkin bulgu bildirilmedi. Brezilya seçim makamları da Lula'nın zaferini açıkladı.

AP News+1

Araştırmacılar, Washington yönetiminin bölgesel politikaları nedeniyle Lula'nın yeni dönemde ABD kaynaklı diplomatik ve siyasi baskılarla karşılaşabileceğini değerlendiriyor.

Bolsonaro hareketi seçim yenilgisinden sonra ne yapacak?

Brezilya'da 8 Ocak 2023'te yaşanan darbe girişiminin bıraktığı siyasi izler, 2026 seçimlerinin ardından yeniden gündeme geldi.

Lula'nın zaferinden sonraki gün, ülkede aşırı sağ çevrelerden seçim sonucuna yönelik demokrasi karşıtı bir tepki gelip gelmeyeceği yakından izlendi.

Ancak araştırmacılara göre Bolsonaro hareketinin yeni dönemdeki başlıca mücadele alanı sokaklardan çok Kongre olabilir.

Flávio Bolsonaro'nun seçimi kaybetmesi, hareketin siyasi etkisinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Yaklaşık 60 milyon seçmenin desteğini alan Bolsonaro çizgisi, Brezilya siyasetindeki önemli güçlerden biri olmayı sürdürüyor.

Bununla birlikte Bolsonaro ailesi ciddi hukuki ve siyasi sorunlarla karşı karşıya.

Analizde, eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun cezaevinde bulunduğu, Eduardo Bolsonaro'nun ABD'de firari durumda olduğu ve Flávio Bolsonaro hakkında ceza soruşturmaları yürütüldüğü hatırlatılıyor.

Bolsonaro ailesinin önündeki temel sorun, kendilerine destek veren sağ ve merkez sağ partilerle ittifaklarını koruyabilmek.

Araştırmacılar bu noktada önemli bir soruya dikkat çekiyor: Ülkenin neredeyse yarısının desteğini alan Bolsonaro hareketi, Bolsonaro ailesinin doğrudan liderliği olmadan siyasi varlığını sürdürebilecek mi?

Brezilya seçimlerinin dünyaya verdiği mesaj: Aşırı sağın yükselişi kaçınılmaz değil

Roberta Picussa ve Andressa Zanin Rovani'nin analizinde öne çıkan temel değerlendirme, Brezilya'daki seçim sonucunun Latin Amerika'nın ötesinde de siyasi anlam taşıması.

Son yıllarda birçok ülkede aşırı sağ hareketlerin güçlenmesi, göçmen karşıtı söylemlerin yaygınlaşması, otoriter siyaset biçimlerinin tartışılması ve sosyal medya platformlarının siyasi kampanyalardaki etkisinin artması, dünya siyasetinin önemli gündemleri arasında yer alıyor.

Brezilya örneği ise bu eğilimlerin her ülkede aynı seçim sonucunu üretmediğini gösteriyor.

Lula'nın zaferinde üç gelişme özellikle öne çıkıyor: Halkın gündelik yaşamını doğrudan etkileyen sosyal ve ekonomik düzenlemeler, gençlerin ve toplumsal hareketlerin sokakta oluşturduğu kitlesel katılım, dijital platformlarda kurulan geniş örgütlenme ağları.

Bununla birlikte seçim sonuçları, aşırı sağın Brezilya'daki toplumsal ve kurumsal gücünün devam ettiğini de ortaya koyuyor. Bolsonaro hareketi devlet başkanlığı seçimini kaybetmiş olsa da güçlü bir seçmen tabanına ve Kongre'de etkili olabilecek siyasi bağlantılara sahip.

Bu nedenle Brezilya'daki gelişme, aşırı sağın kalıcı olarak geriletildiği bir dönüm noktasından çok, yükselişinin seçim yoluyla durdurulabileceğine ilişkin önemli bir örnek olarak değerlendirilebilir.

Brezilya seçimlerinden çıkan temel sonuç, aşırı sağın yükselişinin tek yönlü ve kaçınılmaz bir siyasi süreç olmadığı; sosyal haklar, demokratik katılım ve örgütlü toplumsal hareketlerin seçim dengelerini değiştirebildiğidir.

Kaynak: Roberta Picussa ve Andressa Zanin Rovani, The Conversation, “Brazil: Lula’s presidential win puts the brakes on the rise of the far right in Latin America”. Haber, makaledeki analiz ve veriler esas alınarak hazırlanmış; resmî seçim sonuçları Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi (TSE) verileriyle karşılaştırılmıştır.