Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, son dönemde hekimlere yönelik verilen olağanüstü yüksek malpraktis tazminatlarının sağlık hizmetinin niteliğini, erişilebilirliğini ve sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit ettiğini belirterek kapsamlı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, Gaziantep’te bir kulak burun boğaz uzmanına verilen 109 milyon TL’lik tazminatın ardından Diyarbakır’da bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı aleyhine hükmedilen yaklaşık 78 milyon TL’lik tazminatın, hekimler ve tüm sağlık camiası açısından büyük bir kaygı yarattığı vurgulandı. Bu tutarların, hekimlerin büyük çoğunluğu için bir ömür boyu çalışarak dahi karşılanamayacak düzeyde olduğu ifade edildi.
Defansif tıp uyarısı
TTB, bu büyüklükteki tazminatların hekimleri riskli cerrahi ve girişimsel işlemlerden kaçınmaya ittiğini, defansif (çekinik) tıp uygulamalarını yaygınlaştırdığını belirtti. Bu durumun gereksiz tetkiklerin artmasına, hastaların zaman kaybetmesine ve özellikle riskli işlemlere ihtiyaç duyan hastaların tedaviye erişiminin zorlaşmasına yol açtığı kaydedildi.
Sağlıkta insan gücü krizi kapıda
Açıklamada, yüksek tazminat riskinin genç hekimlerin uzmanlık tercihlerine de olumsuz yansıdığına dikkat çekildi. Son Tıpta Uzmanlık Sınavı yerleştirme sonuçlarında çocuk hastalıkları, beyin cerrahisi, göğüs cerrahisi ve çocuk cerrahisi gibi branşların tercih edilmemesinin, halk sağlığını tehdit eden ciddi bir sağlık insan gücü krizine işaret ettiği ifade edildi.
Zorunlu sigorta çözüm değil
TTB, mevcut “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası”nın hekimleri güvence altına almadığını, en yüksek risk grubunda dahi teminatın 4 milyon TL ile sınırlı olduğunu hatırlattı. Sigorta primlerinin yükseltilmesinin çözüm olmadığını belirten TTB, bu modelin başka ülkelerde hekimlerin mesleği bırakmasına yol açtığını vurguladı.
Kamuda çalışan hekimlerle özel sektörde çalışan hekimler arasında ciddi bir eşitsizlik bulunduğuna da dikkat çekilen açıklamada, özel sağlık kuruluşlarında verilen hizmetin de kamusal bir hizmet olduğu ve hekimlerin kendilerini güvende hissetmesi gerektiği ifade edildi.
“Tüm yük hekimlerin omzuna yıkılamaz”
TTB, malpraktisin yalnızca bireysel hekim hatası gibi ele alınmasının yanlış olduğuna işaret ederek; altyapı eksiklikleri, ağır çalışma koşulları, yetersiz süreler ve tükenmişliğin hekimlerin yaptığı hatalarda önemli rol oynadığını vurguladı. Açıklamada, “Bütün yükü hekimlerin omzuna yıkan bir sistem sürdürülemez” denildi.
Kamusal fon çağrısı
Türk Tabipleri Birliği, çözüm olarak komplikasyon ve hizmet kaynaklı zararların karşılanması için ağırlığı genel bütçeden sağlanan, sağlık kuruluşlarının da katkı sunduğu kamusal bir fon oluşturulmasını önerdi. Ayrıca yargılama süreçlerinde komplikasyon ile malpraktis ayrımının, ilgili branşlardan uzman hekimlerin yer aldığı bilimsel heyetlerce yapılması gerektiği belirtildi.
Etik değerlendirme TTB’ye ait olmalı
Açıklamada, ceza ve tazminat mekanizmalarının etik yargılamanın yerine geçmemesi gerektiği vurgulanarak, hekimlerin mesleki etik ihlallerinin değerlendirilmesinin yargı organları değil, meslek örgütleri tarafından yapılması gerektiği ifade edildi.
TTB, hekimliği savunmanın aynı zamanda kamusal sağlık hizmetini ve toplum sağlığını savunmak anlamına geldiğini vurgulayarak, mevcut uygulamaların acilen gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.





