Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İnsan Hakları Konseyi’nde yaptığı kapsamlı konuşmada dünyada artan çatışmalar, otoriterleşme, nükleer silahlanma, iklim krizi ve yapay zekâ risklerine dikkat çekti. “Seçimlerimiz, seslerimiz, oylarımız geleceğimizi belirliyor” diyen Türk, uluslararası hukukun gözler önünde aşındırıldığını vurguladı.
“Dünya altüst oldu”
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Konsey kürsüsünden yaptığı konuşmada küresel sistemin derin bir krizden geçtiğini belirtti. Güç mücadelesinin arazi, enerji ve teknoloji üzerinde yoğunlaştığını ifade eden Türk, asıl sorunun “gücün ne için kullanılacağı” olduğunu söyledi.
Dünyanın dört bir yanında insanların iktidardan beklentisinin barış, güvenlik ve insanca bir yaşam standardı olduğunu dile getiren Türk, “İnsan hakları popülizmden daha popülerdir” dedi.
Türk’e göre insan hakları ve hukukun üstünlüğü, tahakkümü reddeden bir çerçeve sunuyor:
“İnsan hakları, güçlülerin istediklerini yapmalarını engeller.”
Çatışmalar artıyor, siviller hedefte
2010’dan bu yana silahlı çatışmaların neredeyse iki katına çıkarak 60’a ulaştığını belirten Türk, sivillere yönelik saldırıların üçte bir oranında arttığını söyledi. Sağlık hizmetlerine yönelik saldırıların artık günde ortalama 10’a ulaştığını vurguladı.
Sudan’dan Ukrayna’ya, İşgal Altındaki Filistin Toprakları’ndan Myanmar’a kadar pek çok bölgede uluslararası hukukun açıkça ihlal edildiğini belirten Türk, özellikle nükleer silahlanma yarışının yeniden hız kazanmasından duyduğu kaygıyı dile getirdi.
Dünyanın en büyük iki nükleer gücü olan Rusya Federasyonu ve ABD arasında bağlayıcı sınırlamaların olmamasına dikkat çekerek, Yeni START’ın yerine geçecek bir anlaşmanın acilen yürürlüğe konulması çağrısında bulundu.
“Dünya hukukun çöküşüne seyirci kalamaz”
Türk, uluslararası insani hukuk ve insan hakları hukukunun yapısının gözler önünde aşındırıldığını belirterek şu uyarıda bulundu:
“Uluslararası insani hukuk ve insan hakları hukukunun yapısının gözlerimizin önünde yıkılmasına dünya seyirci kalamaz.”
Vahşet suçlarının görmezden gelinmesinin daha büyük kan dökülmesine yol açacağını söyleyen Türk, devletleri silah satışlarını sınırlandırmaya, nefret söylemine karşı önlem almaya ve evrensel yargı yetkisini daha etkin kullanmaya çağırdı.
Otoriterleşme ve sivil alanın daralması
Konuşmasında birçok ülkede otoriter eğilimlerin güç kazandığını belirten Türk, hükümetlerin “ulusal güvenlik” gerekçesiyle muğlak yasalar çıkardığını, muhalefeti kriminalize ettiğini ve bağımsız medyayı baskı altına aldığını söyledi.
Belarus, Mısır, Hindistan, Rusya Federasyonu, Tunus ve Türkiye dahil birçok ülkede terörle mücadele yasaları kapsamında sivil toplum aktörlerinin yargılandığını ifade etti.
Son üç buçuk yılda 310 gazetecinin öldürüldüğünü ve cinayetlerin yüzde 85’inin cezasız kaldığını belirten Türk, kadın gazetecilerin özellikle çevrimiçi şiddete maruz kaldığını söyledi.
Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği
Kadınlara yönelik şiddetin küresel bir acil durum haline geldiğini belirten Türk, 2024 yılında yaklaşık 50 bin kadın ve kız çocuğunun öldürüldüğünü açıkladı.
Afganistan’daki uygulamaları “cinsiyete dayalı apartheid rejimini andıran bir sistem” olarak tanımlayan Türk, kamusal hayatta yer alan kadınların sistematik çevrimiçi saldırılarla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Ekonomik eşitsizlik ve yaptırımlar
2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin rayından çıktığını belirten Türk, uluslararası kalkınma yardımlarındaki kesintilerin 2030’a kadar 22 milyondan fazla önlenebilir ölüme yol açabileceğini söyledi.
Geçen yıl milyarderlerin, aşırı yoksulluğu 26 kez ortadan kaldırabilecek kadar servet biriktirdiğini ifade eden Türk, bazı ülkelerde uygulanan ekonomik ablukaların sıradan insanları hedef aldığını belirtti.
Küba’daki insani durumun ABD’nin son yakıt kısıtlamalarıyla daha da ağırlaştığını vurguladı.
İklim krizi ve yapay zekâ uyarısı
İklim değişikliğinin insan hakları üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çeken Türk, mevcut sıcaklık eğiliminin yüzyıl sonuna kadar en az 2,3 derecelik bir artışa yol açabileceğini belirtti. Fosil yakıtların aşamalı olarak terk edilmemesinin küresel bir başarısızlık olduğunu söyledi.
Yapay zekâ konusunda ise denetimsiz gelişimin ciddi riskler barındırdığını ifade eden Türk, savaş alanında ölümcül kararları etkileyen yapay zekâ sistemlerinden duyduğu endişeyi dile getirdi. İnsan haklarının yapay zekâ tasarımına ve uygulamasına entegre edilmesi gerektiğini vurguladı.
“Gelecek bize bağlı”
Konuşmasının sonunda otoriter rejimlerin insanları güçsüz olduklarına inandırmaya çalıştığını belirten Türk, insan haklarının bunun aksini hatırlattığını söyledi:
“Seçimlerimiz, seslerimiz, oylarımız bundan sonra ne olacağını belirliyor. Gelecek her birimize bağlı.”
Türk, daha adil ve barışçıl bir dünya için “Küresel İnsan Hakları İttifakı” girişimini başlatacaklarını da duyurdu.
Konuşma, artan küresel belirsizlik ortamında insan haklarının yalnızca bir ilke değil, uluslararası düzenin ayakta kalması için zorunlu bir çerçeve olduğunu vurgulayan güçlü bir çağrı olarak kayda geçti.




