Toplumsal barış ve demokratikleşme tartışmalarının yürütüldüğü bu dönemde KHK meselesi de Meclis’in gündemine alınmalıdır.

Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde.

TBMM’de yürütülen tartışmalar, toplumsal barış ve demokratikleşme konusunda yeni bir sürecin kapısını aralarken toplumun farklı kesimlerinde de önemli beklentiler oluşuyor. Bu beklentilerin başında, yıllardır çözüm bekleyen KHK meselesi geliyor.

Çünkü Türkiye’de toplumsal barıştan, demokrasiden ve hukuk devletinden söz ediyorsak, 2016’dan bu yana yüz binlerce insanın hayatını doğrudan etkileyen KHK uygulamalarını görmezden gelmek mümkün değildir.

KHK meselesi artık ertelenebilecek, zamana bırakılabilecek bir sorun olmaktan çıkmıştır.

Çünkü aradan on yıl geçti.

On yıl; bir insanın mesleğinden, sosyal çevresinden, ekonomik güvencesinden ve toplum içindeki itibarından koparılması açısından da yaşanan hak kayıplarının giderilmesi açısından da çok uzun bir zamandır.

KHK’lılar ne bekliyor?

Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekiyor:

KHK’lıların beklentisi bir ayrıcalık değildir.

KHK’lılar başkalarından farklı bir hukuk istemiyor. Herkes için hukuk, herkes için adalet istiyor.

KHK’larla ihraç edilen insanların önemli bir bölümü yıllardır mahkemelerde, idari makamlarda ve çeşitli kurumlarda hak arıyor. Bazıları beraat etti, bazıları hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Buna rağmen görevine dönemeyen, özlük haklarını alamayan, ekonomik ve sosyal kayıpları giderilmeyen insanlar bulunuyor.

Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor:

KHK sorunu yalnızca bir ihraç sorunu değildir. Aynı zamanda bir hukuk devleti sorunudur.

Artık kapsamlı bir çözüm gerekiyor

Bugüne kadar KHK’lıların yaşadığı sorunlara çoğu zaman parçalı çözümler üzerinden yaklaşıldı. Oysa yaşanan hak kayıplarının boyutu ve aradan geçen süre, kapsamlı bir yasal düzenlemeyi zorunlu hale getiriyor.

KHK’ların yarattığı bütün sonuçlar birlikte ele alınmalıdır.

Göreve iadeden özlük haklarına, emeklilikten ekonomik kayıplara, güvenlik soruşturmalarından itibar kayıplarına kadar bütün başlıklar kapsamlı biçimde değerlendirilmelidir.

Haklarında herhangi bir suç isnadı bulunmayan ya da yargı süreçleri sonucunda aklanan insanların üzerindeki idari, ekonomik ve sosyal sonuçlar ortadan kaldırılmalıdır.

Mahkeme kararları yalnızca kâğıt üzerinde kalmamalı, bütün sonuçlarıyla uygulanmalıdır.

Çünkü hukuk devleti yalnızca mahkemelerin karar verebilmesi değildir. Hukuk devleti, verilen kararların bütün sonuçlarıyla hayata geçirilmesidir.

Çerçeve yasa önemli ama yeterli değil

Bugün tartışılan çerçeve yasa, bu nedenle KHK’lılar açısından da yakından takip edilmektedir.

Ancak çerçeve yasanın toplumsal barış açısından taşıdığı anlam, KHK meselesinden bağımsız düşünülemez.

Eğer gerçekten yeni bir dönemden söz ediyorsak, geçmiş dönemde yaşanan ağır hak ihlallerinin de bu yeni dönemin gündemine alınması gerekir.

Toplumsal barış yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sağlanamaz. Toplumsal barış; insanların kendilerini güvende hissetmeleri, hukuk önünde eşit olduklarına inanmaları ve devlet karşısında haklarını arayabileceklerine güvenmeleriyle mümkün olur.

Bu nedenle yeni dönemin en önemli sınavlarından biri KHK meselesi olacaktır.

TMY ve antidemokratik düzenlemeler de ele alınmalı

KHK meselesinin çözümü yalnızca geçmişte yaşanan hak kayıplarının giderilmesiyle sınırlı tutulmamalıdır.

Benzer sorunların bir daha yaşanmaması için hukuk sistemi de gözden geçirilmelidir.

Başta Terörle Mücadele Kanunu olmak üzere ifade, örgütlenme, toplantı ve gösteri özgürlüklerini sınırlayan düzenlemeler, demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır.

Çünkü belirsiz ve geniş yorumlanabilen kavramların insan hayatında nasıl ağır sonuçlar yaratabildiğini KHK sürecinde hep birlikte gördük.

Bugün yapılması gereken yalnızca geçmişte yaşanan hak kayıplarını gidermek değil, benzer hukuksuzlukların gelecekte ortaya çıkmasını engelleyecek demokratik ve hukuki güvenceleri de oluşturmaktır.

Meclis’in önünde tarihsel bir fırsat var

TBMM’nin önünde önemli bir fırsat bulunmaktadır.

Toplumsal barış ve demokratikleşme tartışmalarının yürütüldüğü bu dönemde KHK meselesi de Meclis’in gündemine alınmalıdır.

KHK Platformları ve KESK başta olmak üzere KHK’lıların temsilcileri, hukukçular, sendikalar ve insan hakları örgütleri dinlenmelidir. Sorunun bütün boyutları ortaya konulmalı ve kapsamlı bir yasal çözüm hazırlanmalıdır.

Bu çözüm;

  • KHK’ların yarattığı hak kayıplarının giderilmesini,

  • hukuka aykırı ihraçların sonuçlarının ortadan kaldırılmasını,

  • beraat ve takipsizlik kararlarının bütün sonuçlarıyla uygulanmasını,

  • özlük ve emeklilik haklarının iadesini,

  • maddi kayıpların giderilmesini,

  • itibar kayıplarının telafi edilmesini,

  • güvenlik soruşturmaları üzerinden yeni hak kayıpları yaratılmamasını,

  • yargı kararlarının eksiksiz uygulanmasını

içermelidir.

KHK’lıların talebi çok açık

KHK’lılar artık belirsizlik içinde yaşamak istemiyor.

Çocuklarının büyümesini, emekliliklerini, mesleklerini ve hayatlarını on yıl boyunca belirsizliğe mahkûm eden bir düzenin devam etmesini istemiyor.

Kimse devletten lütuf beklemiyor.

Kimse ayrıcalık istemiyor.

İstenen şey, hakkın teslim edilmesidir.

Bu nedenle KHK meselesini yalnızca KHK’lıların sorunu olarak görmek de doğru değildir. Bugün KHK’lıların karşı karşıya kaldığı hukuksuzlukların giderilmesi, yarın başka insanların benzer uygulamalara maruz kalmaması açısından da önemlidir.

Şimdi sıra adalette

Türkiye’nin önünde yeni bir dönem fırsatı varsa, bu fırsat geçmişin sorunlarını halının altına süpürerek değil, onlarla yüzleşerek değerlendirilebilir.

KHK meselesi de bunun en önemli başlıklarından biridir.

On yıldır meydanlarda, Meclis önlerinde, mahkeme salonlarında ve sokaklarda aynı talebi dile getiren insanların artık cevapsız bırakılmaması gerekiyor.

KHK’lar nedeniyle yaşanan hak kayıpları giderilmelidir.

Hukuksuzlukların sonuçları ortadan kaldırılmalıdır.

Adalet daha fazla geciktirilmemelidir.

Çünkü on yıl bekleyen bir insan açısından adaletin sürekli ertelenmesi, başlı başına yeni bir adaletsizliğe dönüşmektedir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı yeni hak kayıpları üretmek değil, geçmişte yaşanan hukuksuzlukların sonuçlarını giderecek ve bunların tekrarını önleyecek bir hukuk düzeni kurmaktır.

Çerçeve yasa bu açıdan yalnızca bir başlangıç olabilir.

Şimdi sıra KHK’lıların beklentilerinin karşılanmasında.

Şimdi sıra herkes için hukukta, herkes için adalette.

Münir Korkmaz