Kadının, “Ana’nın” toplumsal örgütlenmesi Anaerkil düzenidir. Bu düzende kadının üstünlüğü fikri soyun kadınlar tarafından belirlendiği düşüncesi hakimiyetin kadınlarda olmasını sağlamıştır. Aslında tarihteki ilk ve tek doğal üretim aracını bedeninde tutmasından kaynaklı olan bir üstünlüktü. Anaerkil düzendeki bu olgu kimilerine göre tanrısal bir özellik kimilerine göre ise doğanın kadına verdiği çok özel bir özellik. Bu özellik kadını en büyük sanatçı olarak kabul etmemiz gerektiğini düşündürtüyor. Şimdi kadının sanat ile bağını ilişkilendirelim.

Bir düşünceyi, bir kavramı ya da bir görseli en güzel şekliyle ifade edebilen kişiye sanatçı diyoruz. Gerçekleri estetik bir güzellikle anlatan, toplumların zihnine bir kıvılcım yakan ve devrimsel nitelikte aydınlık çağların başlamasına bilimle beraber destek olan insanlardır. Bu devrimsel dönüşümlerin oluşmasını bazen bir heykel, bazen bir resim bazen de bir şiir veya diğer sanatsal unsurları kullanarak yapar. Sanat demek estetik olarak güzel demektir. Güzel demek kadın demektir. Sanatçının bu özellikleri kadınsı özellikleri anlatır. Eğer bu özellikler kadınsı ise ve sanatçının dünyayı değiştirebilme özelliği varsa o zaman kadınların dünyayı yönetmesi gerekir. Yani kadınlar siyaset alanında daha etkin olmalıdır ki dünya daha güzel olsun.

Savvvvv

Bu bağlamda 8 Mart dünya kadınlar gününde kullanılan “Dünya Yerinden Oynar Kadınlar Özgür Olsa”sloganı da anlamsal olarak çok önemlidir. Kadınların özgür olması demek yaratıcılıklarının daha çok ortaya çıkması anlamına gelir. Peki kadınların fizyolojik olarak erkeklerden daha çok yaratıcı olması toplumu nasıl özgürleştirecektir. Bu özelliklerin topluma olan yansımaları neler olabilir.

Kadınların erkeklere göre sağ ve sol beyinlerini daha iyi kullanabilmeleri kompleks düşünebilmelerini sağlar. Kompleks düşünmek toplumun anlaşılmayan, hemen kavranamayan ve çözümü güç olansorunlarına çözüm üretir. Kadınlar sorunların çözümünden ziyade sorunla direkt ilgilenirken, yani sorunun nereden nasıl oluştuğuyla ilgilenirken, erkekler ise sorunun direkt çözümüne odaklıdır. Kadınların bu düşünce yapısı toplumun tamamına fayda sağlar.

Şu an dünya genelinde birkaç ülke haricinde erkeksi bir toplumsal yapı vardır. Erkek fizyolojik olarak saldırgan, agresif, kavgacı, bağımsız ve bireysel özelliktedir. Tabi bu fizyolojik özelliklerin erkeksi toplumsal, siyasi ve politik yapıya olan yansımaları da topluma, ülkelere şu şekilde olacaktır. Erkeksi yapıya sahip olan devletlerin güç elde etmek için savaşmaları, devletin en küçük birimlerinden biri olan ailede babanın ve erkek çocuklarının üstünlüğü ve hakimiyeti, iş yerlerinde yönetim kademelerinde genellikle erkeklerin hâkim olması, kadınların eşit işe daha az ücret alması vs.özellikleridir. Bu tip devletler doğal olarak antidemokratik ve cinsiyet ayrımcılığına dayalı olacaklardır. Halbuki kadınlar yapısal olarak daha sakin, şiddetten uzak, paylaşımcı ve bir topluluğa ait olma özelliğine sahip oldukları için bu özellikleri topluma yansıması da daha barışçıl, paylaşımcı ve toplumsallığın ön planda olduğu bir dünya anlamına gelmektedir. Ayrıca kadınların genel olarak dine ve tanrıya olan inancı erkeklere göre daha yoğundur. Tabi bu inanç bağnazlık veya yobazlık olarak değil. Bu inanç dünyadaki bütün insanların eşit olması, dünyada kimsenin aç kalmaması, ölmemesi ve daha barışçıl bir dünya olarak yorumlanmalı. Bu bağlamlar kadınların dünyayla ilgili düşünçelerinede evrensellik olarak yansır. Kadınlar dünyayı yerinden oynatsınki özgürlük dolu, barış dolu, kardeşlik dolu bir dünyayı hayal edebilelim...