Biliyoruz ki solun tarihinde hizipçilik meşhur bir söylemdir.

Hizipçilik (sekterlik), sol literatürde sıkça kullanılan tarihsel bir kavramdır. Kökeni Latince secta sözcüğüne dayanır. Günümüzdeki dışlayıcı, bağnaz ve hizipçi anlamını ise tarihsel olarak kendi doğrularını mutlaklaştıran dini mezhep ve tarikat pratiklerinden almış, zamanla siyasal literatüre aktarılmıştır.

Dünya solunda bunun birçok örneği görüldü. Komintern'in sosyal demokratları "sosyal faşist" olarak nitelendirmesi, Maocu hareketlerin farklı sol akımları "revizyonist" ilan etmesi ve Troçkist hareket içindeki sürekli bölünmeler, sekterliğin tarihsel örnekleri arasında sayılır. Türkiye'de de benzer biçimde sol hareketlerin sık sık fraksiyonlara ayrılması, ittifak kurmakta zorlanması ve zaman zaman toplumsal gerçeklikten uzaklaşması bu tartışmayı canlı tutmuştur.

Peki Özgür Özel, soldaki bu katı ve uzlaşmaz döngüyü değiştirebilecek mi?

"Yürüyelim Arkadaşlar" çağrısı ve Türkiye’nin birçok şehrinde düzenlenen halk buluşmalarıyla birlikte, Özel’in yeni partisinin kuruluş manifestosu niteliğinde öne çıkardığı işçinin, emeklinin, memurun, esnafın, çiftçinin, kadınların ve gençlerin YENİ Partisi vurgusu, partinin kendisini bir Halk Partisi olarak tanımladığını gösteriyor. Bu yönüyle yeni bir Halk Partisi olarak da değerlendirilebilir. Çünkü "halk" vurgusu, emek eksenli bir siyasal hattın ve toplumun geniş kesimlerinin öne çıkacağı izlenimini veriyor. Muhalefetin "19 Mart Darbesi" veya "İBB Darbesi" olarak nitelendirdiği 19 Mart 2025 sürecinin ardından Özel, toplumsal muhalefeti ve sol, sosyalist ve liberal çevrelerden birçok insanı ortak bir zeminde buluşturabildi. Özellikle solun kronik sorunlarından biri olarak görülen dogmatik yaklaşımların aşılmasına katkı sağlayabilecek bir lider imajı verdi.

Yine biliyoruz ki her miras, ağır bir sorumluluğu da beraberinde getirir. Yeni Partinin kurulduğu gün Özgür Özel, bu sorumluluğun bilinciyle Hacı Bayram Veli Camii'nde namaz kılması, ardından dua ederek Birinci Meclis'e yürümesi, CHP'nin ve Cumhuriyet'in kurucu aklının tarihsel mirasını sahiplenme olarak yorumlanabilir. Bununla birlikte, "Yeni Parti" ismi de yalnızca bir isim tercihinden öte, yeni bir siyaset tarzı inşa etme arayışına işaret eden sembolik bir tercih izlenimi vermektedir. Çünkü CHP ismi, yaklaşık yüz yıllık tarihsel birikimi ve bunun beraberinde getirdiği ağır siyasal mirası taşımaktadır. Bu yönüyle bakıldığında, Özel'in yaklaşımı, Cumhuriyet'in kurucu mirasını korurken, aynı zamanda bu miras üzerine yeni bir siyasal oluşum inşa etmeyi hedefleyen bir anlayış olarak değerlendirilebilir.

Kısaca belki de asıl soru Yeni Parti halkı birleştirebilirken solu da birleştirebilecek mi? Solun yıllardır aşamadığı hizipçiliği ve sekterliği geride bırakabilecek ortak bir siyasal zemin oluşturabilecek mi? Belki de bu sorunun cevabı, yeni partinin gerçek başarı ölçütü olacaktır.