"Yeni parti açısından en kritik sınav, vaat ettiği parti içi demokrasiyi hayata geçirip geçiremeyeceğidir."
"CHP’de 1945’ten bu yana 13. ayrışma yaşandı. Bu sürecin ideolojik nedenlerden çok kişisel tercihler, hukuki tartışmalar ve parti içi demokrasi sınavı üzerinden şekillendiğini düşünüyorum."
Siyasi partilerin ortaya çıktığı 19. ve 20. yüzyıllardan bu yana, ayrışmalar, bölünmeler ve birleşmeler siyasal hayatın olağan bir parçası olmuştur. Özellikle sol siyasal gelenekte bu tür kırılmaların daha sık yaşandığı bilinen bir gerçektir. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de bu tarihsel süreçten bağımsız değildir. Nitekim 1945 yılından bu yana yaşanan ayrışmaların sonuncusu, partinin 13. ayrışması olarak kayıtlara geçmiştir.
Ayrışmaların nedenleri genellikle ideolojik, konjonktürel ya da kişisel dinamiklere dayanır. Ancak CHP’de son yaşanan ayrışmanın ideolojik bir derinlikten ziyade, daha çok konjonktürel ve kişisel tercihlerle şekillendiği görülmektedir. Aynı kadroların uzun yıllar birlikte çalıştıktan sonra farklı yollar seçmesi, bu ayrışmanın yeni bir düşünsel hat üretmekten uzak olduğunu da ortaya koymaktadır.
Tercihlerin Belirleyici Rolü
Sürecin kırılma noktalarından biri, yargı tarafından verilen tedbir kararı olmuştur. Bu kararın ardından Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun önünde iki seçenek belirmiştir: ya görevi kabul etmek ya da partinin kayyum yönetimine bırakılması riskini göze almak. Tercihini kayyum atanmasının önüne geçmekten yana kullanan Kılıçdaroğlu, göreve gelir gelmez diyalog arayışına girmiş; ancak bu girişim karşılık bulmamıştır. Bu tablo, sürecin kişisel boyutunu da açık biçimde ortaya koymaktadır.
Öte yandan, yaşanan gelişmeleri yalnızca bireysel tercihlerle açıklamak yeterli değildir. Siyasal iktidarın, yargı mekanizmaları üzerinden güçlenen bir muhalefet partisine müdahale ettiği yönündeki değerlendirmeler de göz ardı edilmemelidir. Bu noktada, sürecin hukuki boyutuna ilişkin tartışmalar devam etmektedir.
Hukuki Tartışmalar ve “Mutlak Butlan”
Hukuki çerçevede en çok tartışılan kavramlardan biri “mutlak butlan”dır. Bu kavram, bir işlemin baştan itibaren yok hükmünde sayılmasını ifade eder. Yani işlem yapılmış görünse dahi hukuk düzeni açısından hiç doğmamış kabul edilir. Bu tür işlemler herkes tarafından ileri sürülebilir, hâkim tarafından re’sen dikkate alınır ve zamanaşımına tabi değildir.
Ancak mevcut durumda verilmiş bir karar bulunmaktadır ve bu kararın yok sayılmasını mümkün kılacak koşullar oluşmamıştır. Dolayısıyla siyasal aktörlerin, mevcut hukuki gerçeklik üzerinden çözüm üretmeleri kaçınılmaz görünmektedir.
Dil ve Siyaset: Tasfiye Jargonu
Ayrışma sürecinde kullanılan dil, en az olayın kendisi kadar dikkat çekicidir. Ayrılan kesimlerin tercih ettiği sert ve zaman zaman hakaret boyutuna varan söylemler, sosyal medya üzerinden geniş bir yankı bulmuştur. Buna karşılık partide kalan kesim daha temkinli ve ılımlı bir dil benimsemiştir. Bu durum, toplumsal algı üzerinde de belirleyici olmuştur.
Yeni Partinin Kuruluş Süreci
Yeni oluşumun kuruluş sürecinde izlenen yöntemler de tartışma konusu olmuştur. Toplu istifalar, yoğun sosyal medya kampanyaları ve birebir iletişimle yürütülen ikna çabaları, sürecin ne denli organize yürütüldüğünü göstermektedir. Buna rağmen beklenen ölçüde bir kopuşun gerçekleşmemesi, parti tabanında “aklıselim” yaklaşımın hâkim olduğunu ortaya koymuştur.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Her iki siyasi parti de kongre süreçlerini başlatmış durumdadır. Ancak yeni partinin tüm üyelerle kongre yapma ve tek adaylı seçimlere gitme yönündeki çelişen açıklamaları, mevcut Siyasi Partiler Kanunu açısından tartışmalı görünmektedir.
CHP cephesinde ise genel başkanlık tartışmaları devam etmektedir. Partinin geleceği, kongre sürecinde ortaya konacak siyasi irade ile şekillenecektir.
Yeni parti açısından en kritik sınav, vaat ettiği parti içi demokrasiyi hayata geçirip geçiremeyeceğidir. Ön seçimle aday belirleme gibi iddiaların uygulanabilirliği, bu yapının siyasal ömrünü doğrudan etkileyecektir.
CHP’de ise daha farklı bir motivasyon öne çıkmaktadır: Cumhuriyet’in kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası etrafında yeniden toparlanma ve partiyi eski gücüne kavuşturma hedefi. Bu yaklaşım, örgütlenme stratejisinin de temelini oluşturmaktadır.