"Oysa insan başkasının gölgesinde büyümez. Birinin gücüyle var olan, bir gün o gücün sınırları içinde kendi sesini kaybeder."
Kendisini dünyanın merkezine koyan güç, başkalarının yerini, sözünü ve sınırlarını belirleyebileceğini sanır. Oysa başkasının varlığını kendi iktidarına bağlayan, en sonunda kendi küçüklüğünü görünür kılar.
Gücü elinde tutanlar, zamanla başkalarının nerede duracağına, ne söyleyeceğine ve ne kadar var olacağına da kendilerinin karar verebileceğini sanır. Oysa insanın değerini belirleyen, bir başkasının gölgesi değil; kendi sözü, emeği ve duruşudur. “Benimle Varsın”, varlığı kendisine bağlayan bu tahakküm diline karşı yazıldı.
BENİMLE VARSIN
Ben özneyim.
Ben bilirim.
Ben varsam varsın,
ben yoksam
yokluğun bile benden sorulur.
Benimle dönüyor dünya,
benim kurduğum çemberde
yer buluyorsun kendine.
Nerede duracağını,
kimin yanında susacağını,
ne zaman konuşacağını,
hangi kapının önünde bekleyeceğini
ben belirlerim.
Kariyerini de ben belirlerim,
konumunu da,
gücünün sınırını da…
Sen farkında değilsin belki
ama sınırlarını
ben çiziyorum.
Benimle var olmak istemezsen
varlığını anlamsızlaştırırım.
Çünkü bilirim
zayıflıklarını,
zaaflarını,
suskunluklarını…
Her birini
günün birinde kullanabileceğim
bir armağan gibi saklarım.
Yeter ki
bana tehdit olma.
Yeter ki
varlığımı sarsma.
Yeter ki
benim kurduğum düzenin
dışına çıkma.
Çünkü ben
kendimi dünyanın merkezine koyduğumda
senin varlığını da
kendi varlığıma bağlarım.
Oysa insan
başkasının gölgesinde büyümez.
Birinin gücüyle var olan,
bir gün o gücün sınırları içinde
kendi sesini kaybeder.
Ve belki de asıl ders şudur:
Hiç kimse
başkasının varlığını belirleme gücünü
kendi varlığının hakkı sanmamalı.
Çünkü güç,
insanı büyütmek yerine
başkasının sınırlarını çizmek için kullanıldığında
önce karşısındakini değil,
kendisini küçültür.
Güven Boğa