İnsanı var eden, değiştiremedikleri karşısında nasıl durduğu, nelerden vazgeçmediği ve geride hangi izleri bıraktığıdır.
Bir günü geride bırakmak, yalnızca takvimden bir yaprak eksiltmek değildir. Her gün; tercihlerimizle, suskunluklarımızla, direncimizle ve savunduklarımızla zamanın seyir defterine düşülen yeni bir kayıttır. Kimi zaman hayatın yönünü biz belirleriz, kimi zaman başkalarının çizdiği sınırlar içinde yürümek zorunda kalırız. Asıl mesele ise bütün bu koşullar içinde kendi irademizi, sorumluluğumuzu ve yaşama kattığımız anlamı koruyabilmektir.
Zamanın Seyir Defteri
Bugünü de kapattık; bilerek ve isteyerek…
Günün içinden geçip gitmedik yalnızca. Yaşadıklarımızı, sustuklarımızı, söylediklerimizi ve göze aldıklarımızı bildik kavramlarla yeniden yorumladık. Çünkü her gün, yalnızca yaşananlardan ibaret değildir; insanın yaşananlara yüklediği anlamla da var olur.
Bugünün seyir defterine nelerin yazılacağını da kendimiz belirledik. Hangi sözü kayda geçireceğimizi, hangi duruşu koruyacağımızı, hangi anın karşısında geri çekilmeyeceğimizi… Çünkü bazen insan, olup bitenleri değiştiremese bile olup bitenler karşısındaki yerini kendisi belirler.
Bugünün kaderinde biz de vardık. Kendi irademizle, tercihlerimizle, vazgeçtiklerimizle ve ısrarla savunduklarımızla…
Peki ya bugünün kaderini kendi elleriyle çizemeyenler?
Onlar, bugünün yönünü belirleyenlere baktı. Bir daha baktı. Belki bir kez daha… Her bakışta kendi eksikliğini değil, iradesinin dışında kurulmuş bir dünyanın sınırlarını gördü. Zamanın akışına müdahale edememenin, başkalarının kararlarıyla biçimlenen anların içinde kalmanın ağırlığını duydu.
Ve sonunda anladı ki mesele yalnızca ne kadar çabaladığın, ne kadar özveride bulunduğun değildi. Bazen bütün gücünle yürür, bütün varlığınla direnirsin; ama zaman, senin iradenden bağımsız güçlerin elinde biçimlenir. Çünkü her insan kendi zamanını yaşar, fakat her insan yaşadığı zamanın koşullarını belirleyemez.
Yine de insanın iradesi, her şeyi belirleyemediği için anlamsızlaşmaz. Tam tersine, kendi sınırlarıyla dünyanın sınırları arasındaki mesafeyi fark ettiği yerde derinleşir. Değiştiremediği her şey karşısında teslim olmakla, değiştirebileceği şeyler için sorumluluk almak arasındaki ayrımda kendini yeniden kurar.
Belki de hayatın asıl meselesi, zamanın kaderini bütünüyle çizmek değil; zaman bizi nereye sürüklerse sürüklesin, kendi varlığımızdan neyi eksiltmeyeceğimizi bilmektir.
Çünkü günler kapanır, takvimler değişir, anılar geçmişin sessizliğine çekilir. Ama insanın bir zamana ne kattığı, hangi anlamı savunduğu ve hangi izleri bıraktığı, yaşanmışlığın ötesinde bir değer taşır.
Selam olsun zamanı tüketmekle yetinmeyip ona anlam katanlara…
Selam olsun anın içinden geçerken kendi iradesini, sınırlarını ve sorumluluğunu bilenlere…
Ve selam olsun, zamanın her şeyini belirleyemediğini bilse de yaşamaktan, değiştirmekten ve kendi izini bırakmaktan vazgeçmeyenlere.
Güven Boğa