Evet, başlıktan da anlaşılacağı gibi, en sondaki “fon” kelimesi kendisinden önce gelenlerin nereye varacağını anlatıyor. Başlık ilk bakışta komik gelebilir. Çocukça bir tekerleme. Fan Fini Fin Fon… Çocukluğumuzdan kalan bir sayışmaca/tekerlemedir. Oyunlarımızda bu komik tekerlemeyi zaman zaman kullanırdık. Artık büyüdük ve hayatın oyunu içinde meta, para, sermaye var. Zamanımız kapitalizmin ileri aşaması ve artık siyasetin sermayeyle kurduğu ilişki belirli bir sınırı aştığında, tekerlemenin sonundaki “fon” artık yalnızca bir ses olmaktan çıkar. Paranın, finansın ve giderek finans kapitalin dünyasına açılan bir boyut (sınıf atlama) kapısına dönüşür.
Yani iktidar ilişkileri içerisinde sermayenin çekim alanına girenler de zamanla bu oyunun bir parçası hâline gelebilirler. Başlangıçta araç olarak görülen para, bir süre sonra amacı belirlemeye; ardından ilişkileri, tercihleri ve hatta hayatın bütününü biçimlendirmeye başlar. Çünkü sermayenin önemli özelliklerinden biri, yalnızca birikmek istemesi değil, daha fazla birikmek istemesidir. Bir noktadan sonra “yeter” sözcüğü anlamını kaybeder.
Bu nedenle sermayeyi burada bir tür uyuşturucu metaforuyla düşünmek mümkün. İnsan hayatına bir kez nüfuz ettiğinde sadece ekonomik tercihleri değil; kişinin çevresiyle kurduğu ilişkileri, statü arzusunu, korkularını ve kaybetme endişesini de dönüştürebilir. Böylece mesele yalnızca paraya sahip olmak olmaktan çıkar ve sahip olunanı koruyarak daha fazlasına ulaşmak için kurulan bir hayat biçimine dönüşür.
Üstelik bu dönüşüm yalnızca bireyi etkilemez. Ailesi, yakın çevresi, siyasal ve ekonomik ilişkileri de oluşan sermaye ağının içine çekilebilir.
Fan Fini Fin Fon oyunu burada başka bir anlam kazanır.
Fan
Fini
Fin
Ve sonunda Fon.
Fakat finans kapitalin mantığında “son” diye bir şey yoktur. Çünkü birikimin kendisi amaca dönüştüğünde her miktar, bir sonraki miktarın yalnızca başlangıcıdır.
Uyuşturucu bağımlılığında dozun giderek yükselmesi gibi, sermaye bağımlılığında da daha fazlası arzulanır. Ve insan bir noktadan sonra ilk başta sahip olmak istediği şeyi değil, artık kendisine sahip olmaya başlayan şeyi büyütür.
Sonra sıra altın vuruşa gelir.
Buradaki altın vuruş elbette gerçek anlamıyla değil, bir metafordur. Servetin, gücün ve finansal birikimin artık insanın yaşamını kolaylaştıran araçlar olmaktan çıkıp onun bütün davranışlarını belirleyen bir sisteme dönüşmesidir.
Sormamız gereken asıl soru:
İnsan mı sermayeye sahip olur, yoksa belirli bir noktadan sonra sermaye mi insana?